Sağlık ve Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık ve Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2015 Çarşamba

Migren Nedir? Migren Belirtileri Nelerdir? Migren Nasıl Geçer?


Migren halk arasında baş ağrısı olarak bilinen ve ağır geçen bir süreci bulunan bu hastalık ile ilgili birçok genelleme mevcuttur. Migren hastalığı ile ilgili olarak ilk zamanlarda konulan beyin hastalığı olarak belirtilmiştir. Uzmanlar ağır geçen bu rahatsızlık için ilk zamanlarda beyin hastalığı teşhisi koymuştur. Ancak gelişen teknoloji ile birlikte migren rahatsızlığının aslında bir beyin hastalığı değil aynı zamanda ruhsal durumlar içinde de bulunabildiği, her zamanki gibi sancılı geçen baş ağrılarının yanı sıra aynı zamanda kusma ve yoğun yorgunluk olarak da görülebildiği tespit edilmiştir.

Migren Belirtileri Nelerdir

Migren rahatsızlığının en son belirtisi baş ağrısı olduğunu herkes biliyor zaten, ancak uzmanların son uyarıları ile birlikte, yeni yapılan tetkiklerde öne çıkar birkaç belirti var. Kişilerin içinde bulunduğu rahatsızlıklar haricinde kusma ve aşırı yorgunluk belirtileri, migren rahatsızlığının habercisi olabiliyor. Bunun için bu tür belirtiler sizde sık sık görülüyorsa veya sebepsiz yere bu tür belirtileri yaşıyorsanız, muhakkak bir uzmandan yardım almanız gerekmektedir.

Migrenden Korunmanın Yolları

Migren hastası kişilerin bir takım kurallara uyması zorunludur. Bu kurallar kendi sağlıkları ve migren rahatsızlığının tetiklenmemesi için ön şart olarak belirtilmiştir. İlk öncelikle bu rahatsızlıktan korunmanın ilk yolu rüzgar ve klima tarzı şeylerden uzak durması olarak belirtebiliriz. Aşırı rüzgar ve klima altında kalan kişilerin migren tetiklemeleri başlayabilir. Rüzgarlı havalarda mümkünse şapka tarzı şeyler giyinilmelidir. Aşırı güneş altında kalmak da migren için tetikleyici bir özelliğe sahiptir. Bayanlar için regl dönemleri için yapılacak çok fazla bir şey yok, ancak doğum kontrol hapları kullanımı yerine farklı yollar ile korunmanın yolları seçilebilir. Bu tür haplarda tetikleyici özellikler taşımaktadır.

Migren Nasıl Geçer 

Kişilerin sinir anında vücudunun verdiği savunma mekanizması ile birlikte asabiyet hali migreni tetikler bu sebeple fazla stresli ortamlarda uzak durun. Ancak eğer bu tür durumlarda migren rahatsızlığı tutan kişilerin yapabileceği birkaç öneri vardır. Örneğin aşırı derecede vuran baş ağrılarında uyuma yoluna gidilebilmesi, kişinin kendini sakinleştirebilmesi önemlidir. Ayrıca kusma durumunda kişilerin bol bol su içmeleri, vücut dengeleri için önemlidir. Kusma sonrası vücudun su ve serotin eksikliğinin giderilmesi sizi biraz rahatlatır. Kesinlikle kafeinden uzak durun, nane tarzı içecekler sizi biraz rahatlatacaktır. Bu sebeple ağrılarınız seyrek olduğunda bu tür nane çayı içeceklerini tüketebilirsiniz. Migren geçmesinin yanı sıra sizin için önemli olan korunma yollarının önemle takip edilmesidir. Bu konuya dikkat etmeniz sağlığınız açısından size büyük avantaj sağlayacaktır.

27 Ocak 2015 Salı

Ağız Kokusu Neden Olur? Ağız Kokusuna Ne İyi Gelir?


Her birey, insanlar tarafından beğenilmek ister. Hatta övülmek ve takdir edilmek ister. Bir insanın temiz olması ile övünmesi gerçek anlamda takdir edilir bir durum. Çünkü temizlik insanın kendinden hariç diğer insanlar içinde önemli bir husustur. Karşı tarafı rahatsız etmemelisiniz. Kokunuz veya görünüşünüz karşı tarafın motivasyonunu ve performansını etkileyebilir. Ağız kokusu da bunun en büyük örneklendirilmesidir.

Her insanın ağzı kokabilir, sağlıklı veya sağlıksız olmaksızın her insanın ağzı kokar. Ne kadar hoşumuza gitmese bile bu koku bir şekilde oluşmaktadır. Ağız kokusu özellikle işini konuşarak yapanlar için rahatsız edici bir durumdur. Kimse ağzı kokan ve bu koku ile konuşmaya devam eden insan ile münakaşa yapamaz. Münakaşa değil hiç bir konuşma yapamaz, hemen konuşmayı bitirmeyi amaçlar. Bu yüzden ağız kokularımıza dikkat etmeliyiz. İnsanları rahatsız edebilecek derecede kokular için ağız bakımımıza özen göstermeliyiz.

Ağız kokularının birçok nedeni olabilir. Sosyal, biyolojik, fiziksel etkenler sizin ağız kokunuzu büyüterek daha etkili bir hale getirebilir. Ağız kokuları insanların sosyal yaşantılarında büyük bir probleme yol açar, o yüzden hemen ağız kokusunu yenmemiz için gerekli nedenlere bakalım.

Ağız Bakımı

Ağız kokuları, ağız bakımının eksikliğinden kaynaklanabilir. Ağız bakımına dil sırtını temizlemekle başlayabiliriz. Dil üstünde biriken bakterileri temizlemek için dikdörtgen bir plastik ile orayı kazıyabiliriz. Bunun dışında bazı diş fırçalarında bulunan dil temizleme kısmını kullanabiliriz. Tabi bunlar günümüzde ilkel yöntemler olarak geride kalmış olabilir. Modern olarak antiseptik gargaralar kullanarak birdaha ki temizlemeye kadar bakteri oluşumunu geçiktirebiliriz. Çinko içeren gargaralar kullanabiliriz, böylece ağız kokularını da yok edebiliriz.

Diş fırçalama ise ağız bakımında en önemli eylemdir. Mutlaka günlük olarak dişlerimizi fırçalamalıyız. Böylelikle dil üstlerini de temizlemiş oluruz. Ağız kokuları diş hastalıklarında kaynaklandığı için dış fırçalama olumlu olarak bir etki bırakabilir.

Ağız Kokusu Nedir?

Ağız kokusu tıp dilinde halitosis olarak adlandırılmaktadır. Bir tür hastalık demek doğru olmayabilir ama anormal bir ağız kokusu hastalık olabilir. Tabi ağız kokuları hastalık belirtisi olarak da algılanabilir. Ağız kokusunun sebebi çoğu zaman sindirim kanalında birikmiş olan gazlar ve akabinde dil üzerinde biriken bakteriler nedeniyle oluşmaktadır.

Ağız Neden Kokar?

Sinüs ve akciğer'den dolayı enfeksiyon oluşumlarından
Şeker hastalığı belirtisinden
Böbrek ve karaciğer yetmezliğinden
Aç olduğunuzda (Diyet, oruç tutmak ve ağzın kurumasını sağlayacak durumlarda)
Sıvı eksikliğinden dolayı ağız kokusu oluşabilir.

Ağız Kokularını Önlemek için: Diş Bakımınıza Özen Gösterin

Ağız kokusunun başlıca nedeni diş çürükleri, diş eti iltihapları ve diş hastalıkları olduğu tespit edilmiştir. Ağız kokusu şikayetleri ile gelen çoğu kişinin diş hastalıklarına maruz kaldığı görülmüştür. Özellikle diş temizliğine önem vermedikleri ve bunun akabinde diş hastalıklarının temelleri oluştuğu görülmüştür.

Günlük her öğün sonrası dişler fırçalanması ve dil sırtı temizlenmesi gerekiyor. Bunun dışında diş ipi kullanarak diş aralarında kalmış diş fırçasının çıkaramadığı besin parçalarını temizleyebilirsiniz.

Sakız Çiğneyin

Sakız, diş sağlığı ve ağız temizliği için birebir ilaçtır. Ayrıca sakız tükürük oluşumunu etkiler. Tükürük ise ağız içerisindeki bakterileri ve diş temizliğini en iyi şekilde temizler. Tükürük ile beraber diş arasındaki besin artıklarını temizleyerek koku oluşumunu etkileyebilirsiniz. Ayrıca kuru ağızların koku oluşumu etkilediğinide söylemiştik. Sakız çiğneyerek tükürük bezlerini çalıştırmanın vaktinin geç olmadığını söylebiliriz. Sakız çiğnemek oldukça faydalı bir yöntem ama sakız mutlaka şekersiz olmalıdır.

Sağlıklı Beslenin

Sağlıklı beslenin, diyet yaptığınızda dair asla aç kalmayın. Mutlaka tok olun. Bol bol su tüketin. Su içerek ağız kuruluğuna engel olmuş olursunuz. Ayrıca şekerden uzak durun. Yemek ve içeceklerinize az şeker atmaya özen gösterin. Tükettiğimiz yiyeceklerde yeterince şeker bulunmaktadır. Şeker diş hastalıklarının temel oluşum nedeni olabilir. Şeker ağız sağlığınızı tehlikeye atabilir.

7 Adımda Ağız Kokusunu Önlemek (Ağız Kokusu Nedenleri)


  1. Dişlerinize iyi bakın. Günlük diş temizliğinizi yapın.
  2. Bol bol su için.
  3. Solunum sorununuz olmamalıdır. (Solunum probleminiz varsa bir doktora danışmalısınız.)
  4. Ağız kokusunu tetikleyebilecek yiyecekleri bol tüketmekten uzak durmalıyız.
  5. Enfeskiyon hastalıklarımızı belirleyip, bu hastalıklar ile ilgili ilaçları kullanmalıyız.
  6. Mide ekşimesi gibi sorunlarımızın olmaması gerekir.
  7. Düzenli uyumamız gerekir.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri


Türkiye'de 10.000'de 4.5 oranında görülen rahim ağzı kanseri, son yıllarda uzmanların sık bir şekilde uyardığı genital bölge hastalıkları arasında bulunuyor. Rahim ağzı kanseri, jinekolojik kanser türleri arasında 2. sırada bulunuyor.

Rahim ağzı kanseri erken tedavi edildiği takdirde yüzde 95 oranında bir iyileşme sağlıyor. Bu nedenle erken tanı koyabilmek ve belirtileri öğrenebilmek oldukça hassas. Rahim ağzı kanseri belirtileri şu şekilde:
  • Başlangıç evrelerinde herhangi bir belirtiye rastlanmıyor.
  • Adet dönemi dışında vajinadan gelen anormal akıntılar rahim ağzı kanseri belirtisi olarak görülüyor. 
  • Cinsel ilişki sonrası şiddetli kanamalar görülmesi ve ilişki sırasında genital bölgede hissedilen ağrılar rahim ağzı kanseri belirtileri arasında
  • Kanserin yayılmaya başlamasının ardından belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

9 Ocak 2015 Cuma

Diş Sağlığı Hakkında Bilinen 10 Yanlış


Diş sağlığı  ülkemizde oldukça ihmal edilen sağlık konularının başında geliyor. Birçok birey tarafından çeşitli sebeplerle diş sağlığı ciddi bir şekilde ihmal ediliyor. Diş sağlığına önem veren bireylerin ise diş ile ilgili yanlış bilgileri bulunuyor. Diş sağlığı hakkında bilinen yanlışları şu şekilde sıralıyoruz :

  • Diş ipinin diş eti için zararlı olduğu bilgisi yanlıştır. Toplum genelinde birçok kişi tarafından öne sürülen bu durum asılsızdır. Diş ipleri diş temizliği için oldukça önemli bir araçtır.
  • Ağız kokusu için sakız ya da sprey gibi çözümler kalıcı çözümler değillerdir. Genellikle ağızdaki bakteri birikimi ağız kokusuna neden olmaktadır. Eğer bireyin ağız sağlığı oldukça iyiyse ve buna rağmen ağız kokusu devam ediyorsa bu durum muhtemelen mide, yemek borusu ya da böbreklerle alakalı bir durumdur. Mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.
  • Diş beyazlatma için her ürün kullanılamaz. Diş beyazlatma işlemi diş yüzeyindeki çürük tabakaları alabilmek için uygulanan bir işlemdir. Bu işlemin diş hekimi kontrolünde yapılması gerekir.

6 Ocak 2015 Salı

Her Yerde Yapabileceğiniz Egzersizler


Ülkemizde spor yapma oranı oldukça düşük seviyelerde bulunuyor. Bu konuda yapılan anketler bireylerin genellikle çeşitli bahaneleri nedeniyle spor yapmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Bu bahanaler genellikle iş, erken uyanamama, yaşlılık, halsizlik gibi durumlar olabiliyor. Bu durum nedeniyle spor yapmaktan uzak olan bireylere bazı tavsiyelerimiz bulunuyor. Günlük hayatınızın her alanında yapabileceğiniz egzersizlerle spor ihtiyacınızı karşılayabilmeniz mümkün. İşte sizlere evde, işyerinde asansörde, okulda yapabileceğiniz spor egzersizlerini maddeler halinde belirtiyoruz.

  • Squat (çömelme) hareketi : Basit bir hareketle bütün vücudunuzu çalıştırabileceğiniz bu hareket sayesinde kaslarınız kireçlenmekten kurtuluyor. İki kolunuzu öne doğru dik bir şekilde uzatarak ve dizlerinizi kırarak aşağı doğru çömeliyorsunuz. Göbeğinizi içe kalçanızı ise dışa doğru tutmayı ihmal etmeyin.
  • Zıplama : Günlük hayatınızın her yerinde yapabileceğiniz bu pratik hareket sayesinde kaslarınızı çalıştırabilirsiniz. Aynı zamanda sizlere yüksek miktarda kalori kaybı sağlıyor.
  • Merdiven : Eve, işyerine ya da okula gittiğinizde asansör yerine merdivenleri kullanmanız sizler için oldukça iyi bir seçenek olabilir.
  • Duvar itme : Evde ya da ofiste rahatlıkla yapabileceğiniz bu hareket sayesinde hem kol hem de bacak kaslarınızı çalıştırabilmeniz mümkün. İki elinizi duvara dayayın ve ayaklarınızı yarım metre kadar geride tutun. Duvara doğru avuç içlerinizle baskı uygulayarak tüm vücudunuzu hareket ettirin.

5 Ocak 2015 Pazartesi

Dövme Yaptırırken Bilmeniz Gerekenler


Dövme yapmaya karar veren bireyler için oldukça önemli detaylar bulunuyor. Muhtemelen hayatınız boyunca cildinizde bulunacak olan dövme ile ilgili bazı hassas noktalara değiniyoruz.

  • İnternet ortamında bulunan görsel halindeki dövmeleri tercih etmeyin. Bu büyük ihtimalle başka biriyle aynı dövmeyi yapmanıza sebep olabilir. Seçtiğiniz dövme size özgü bir tasarım olmalı.
  • Dövmeye karşı bir alerjiniz olup olmadığını öğrenmeniz için alerji testi yaptırmanız gerekiyor. Aksi takdirde dövme esnasında kullanılan boyalar cildinize ciddi zararlar verebilir.
  • Yaşamınız süresince cildinizde bulunacak olan dövmeyi 20 yaşından önce yaptırmayın. Aksi takdirde dövmeniz ile ilgili fikriniz zamanla değişebilir ve bu durumdan pişmanlık duyabilirsiniz.
  • Dövme yaptıracağınız mekanın hijyenli olduğundan emin olmalısınız. Bu sayede olası bir iltihap tehlikesinden kendinizi korumuş olursunuz.

4 Ocak 2015 Pazar

Limon Suyunun Faydaları


Yemeklerimiz içerisinde sadece salatada kullandığımız limon birçok problemin için oldukça önemli bir çözüm kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek oranda B ve C vitamini içeren bu besin özellikle bayanların problemleri için bire bir çözüm sağlıyor. Sizler için limon suyunun faydalarını maddeler halinde sıralıyoruz.

  • Lifli yapısı sayesinde açlık hissini bastırarak kilo vermeye yardımcı olur.
  • Yemeklerin sindirimini maksimum düzeyde kolaylaştırır.
  • Karaciğerde biriken yağların çözülmesini sağlar.
  • Bağışıklık sistemini şaşırtıcı derecede güçlendirir.
  • Vücudun direnç merkezleri arasında yer alan lenf sistemini güçlendirir.
  • Asidik yapısı sayesinde iltihaplara oldukça iyi gelir. Uzun vadede kesin çözüm sağlar.


Bu etkiler için organik limon suyu kullanmaya özen gösterin. Problemlerinizde ciddi bir azalma sağlayacaktır.

3 Ocak 2015 Cumartesi

Meme Kanseri Belirtileri


Ülkemizde sık bir şekilde görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri, birçok bayanın korkulu rüyası olmayı sürdürüyor. Özellikle 30 yaş üstü bayanların meme kanseri riski üzerine gerekli kontrolleri yaptırması gerekiyor. Meme kanserinin bazı belirtileri şu şekilde :
  • Göğüslerde meydana gelen sertlik ve kabartılar
  • Göğüsler arasında yeni farkedilen büyüklük farkı
  • Göğüslerdeki değişik hareketlilikler
  • Göğüslerin anlık olarak çekilmesi, refleksif davranışlar
  • Göğüs uçlarının renginde farklılaşmalar
  • Göğüs uçlarında oluşan beyaz ya da kırmızı sıvılar
  • Göğüslerin alt tarafında meydana gelen kırmızılaşmalar


    Bu belirtilerden birden fazlası aynı anda aynı sıklıklarda tekrar ettiği zaman mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Bunun dışında en erken zamanda bir hastaneye gidilmeli ve gerekli incelemeler yaptırılmalıdır.

2 Ocak 2015 Cuma

Kilo Alabilmek İçin Yapılması Gerekenler


Ülkemizde kilo problemi yaşayan birçok birey bulunmaktadır. Kilo almak istiyorum, yemek yediğim halde kilo alamıyorum diyen ve neden kilo alamıyorum gibi sorularla sık sık karşılaşıyoruz. Oldukça zayıf olan bu bireylerin vücut dirençleri oldukça düşüktür. Yağ oranlarındaki yetersizlik nedeniyle birçok problemle karşılaşabilmeleri mümkündür.

Kilo problemi yaşayan bu bireyler günlük yüksek miktarda kalori alarak bu sorunun üstesinden gelebilirler. İşte kilo alabilmek için yapılması gerekenler :

  • Günlük protein miktarınızı arttırın. Bu nedenle kahvaltıda bol miktarda yumurta tüketmeli, şekerli besinlere yönelmelisiniz. Öğle ve akşam yemeğinde ise menünüzde mutlaka tavuk balık ya da et ürünleri bulunmalıdır. Dilerseniz öğünlerde bol yağlı salata tercih edebilirsiniz.
  • Yağlı yemekler tercih edebilirsiniz. Bunun yanı sıra yemeklerden sonra bol miktarda fındık, fıstık, badem ve ceviz içi tüketmeniz tavsiye ediliyor. 
  • Kalorisi yüksek olan yemeklerden makarna, pilav, börek, patates gibi yiyecekleri mutlaka menünüzde bulundurun.
  • Yemek için acıkmayı beklemeyin. 3-4 saat aralıklarla düzenli olarak tüketmeniz tavsiye ediliyor.

31 Aralık 2014 Çarşamba

Sabahları Aç Karnına Su İçmenin Faydalar


Sabah uyandığımızda su içmenin faydalarına deniyeceğimiz bu yazımızda aynı zamanda sabahları aç karnına ılık-sıcak su içmenin faydalarını da göz önünden geçireceğiz. Öncelikle sabahları su içmenin faydalarına bakacağız.

Sabahları aç karnına su içmek vücudumuzu düzene sokar, bağırsaklarımızı temizler ve yediğimiz veya yiyeceğimiz yiyecekler daha kolay absorbe edilmektedir. Ayrıca kan ve kas hücrelerinin oluşumunu sağlamakla beraber kilo vermenize katkı sağlamaktadır. Ve soğuk suda metabolizmanızı hızlandırmaktadır. Bağışıklık sisteminizi de kuvvetlendirmektedir.

Bunu yanı sıra sabah veya herhangi bir saatte gün içerisinde su içmek cildin sağlığı ve görünümünü güzelleştirir. Cildi toksinlerden temizler.
4.Sağlıklı ve güzel görünümlü cilt sağlar, toksinlerden arınmaya yardımcı olur.

Suyun Faydalı Olması İçin Ne Yapmak Gerekir?

Aç karnına su içmek sizin vücut ve genel sağlığınızı dengede tutmaktadır. Tabi bunun dengeli bir şekilde yapılması etkin bir fayda görülmesinde önemli bir rol oynar. Japonya Tıp Enstitüsü bazı deneyler sonucunda sabah aç karnına su içmenin; baş ağrılarına, dolaşım, sindirim sistemine, epilepsi, böbrek hastalıklarına ve diabete olumlu faydası olduğu gözlenmiştir.

Düzenli olarak yapmanız gerekenler;

Her sabah aç karnına su bardağı büyüklüğünde bardaklarda dörter kez su içmeniz,
Bu su içiminden yaklaşık 45 dakika süresince hiçbir şey yemeyin,
Daha sonra isteğiniz yiyeceği tüketebilirsiniz.
Gün içi yemek (öğün yemekleri) yedikten sonrasında 2 saat süresince hiçbir şey yemeyin,

Suyu Kaç Adımda İçmeliyiz?

Su içerken bir bardak suyu üç adımda içiniz.

Sabahları Aç Karnına Sıcak Su İçmenin Faydaları

Sıcak suyun faydaları normal-soğuk sudan daha fazla faydası olduğu söylenebilir. İşte sabahları aç karnına su içmenin bazı faydaları;

Vücudunuzdaki Ağrıları Azaltır

Bilinen bir gerçek vardır ki günün her saatinde ılık su içmek karın ağrılarına ve karın bölgesindeki ağrılara iyi gelmektedir. Özellikle regl dönemindeki kadınlar için vazgeçilmez bir yöntemdir. Sıcak su sizin karın kaslarınızın rahatlamasını sağlar ve böylece ağrılarınız azalır. Tabi sıcak-ılık su kas kramplarına da iyi gelmektedir. Kılcal damar sirkülasyonunu dengeler, düzeltir ve kaslarınızı hafifleterek rahatlatmaktadır.

Kilo Vermeye Yardımcı

Soğuk suda olduğu gibi ılık-sıcak suda da metabolizmayı hızlandırma etkisi vardır. Yediğiniz veya yiyeceğiniz besinleri de öğütme esnasında hızlandırma görülür. Su sıcak-ılık-soğuk demeden hepsi böbreklerimizin en büyük ilacıdır.

Sıcak / Ilık su vücut sıcaklığını yükselterek metabolizmayı hızlandırır. Bu yolla vücut daha kısa sürede daha çok kalori yakar. Ayrıca, sabahları içilen bir bardak ılık su böbreklerin ve diğer boşaltım organlarının daha iyi çalışmasını sağlar.

Yaşlanmayı Geciktirir

Bu özellikle genç kızlarımıza önerilir çünkü bu bir alışkanlık meselesidir. Sıcak su içmek hayatımızda bir parçaya yerleştirilmelidir. Bir düzen içinde olmalıdır. Her sabah sıcak-ılık su içerseniz, sıcak su vücut içerisinde birikmiş toksinleri atarak yaşlanma sürecini yavaşlatmakdır. Ayrıca cilt elastikiyetini de arttırır.

Ayrıca bir bardak sıcak su ile kan dolaşım sistemimizi iyileştirebiliriz.

22 Aralık 2014 Pazartesi

Çavdar Ekmeğinin Faydaları


Ekmek, çağlar boyu insanın en önemli besin kaynağı olmayı başarmıştır. Dünyanın hemen hemen her yerinde buğday yetişmektedir. Dünyada buğday rekoltesi 695 milyon tondan fazladır. Yani neredeyse dünya nüfusunun 3 katı oranında buğday üretimi var. Buğday üretiminde Çin birinci sırada, Hindistan ise üçüncü sırada. Türkiye ise 13. sıralardadır.

Çavdar ise buğday kadar fazla üretilmez. Dünyada 13,3 milyon metrik ton, Türkiye'de ise 0,3 milyon metrik ton üretilmektedir. Çavdar üretiminin az olması talep edilmemesinden dolayıdır.

Rusya'da 1992 yılında 13.9 milyon metrik ton iken 2005 yılında 3.6 milyon metrik tona düşmüştür. Ayni duruma uyan ülkeler aşağıdaki gibidir:

  • Polonya'da 1992 yılı 5.9 milyon metrik ton, 2005 yılı 3.4 milyon metrik ton
  • Almanya'da 1992 yılı 3.3 milyon metrik ton, 2005 yılı 2.8 milyon metrik ton
  • Belarus'da 1992 yılı 3.1 milyon metrik ton, 2005 yılı 1.2 milyon metrik ton
  • Çin'de 1992 yılı 1.7 milyon metrik ton, 2005 yılı 0.6 milyon metrik ton
  • Kazakistan 1192 yılı 0.6 milyon metrik ton, 2005 yılı 0.02 milyon metrik ton, kadar düşmüştür.

Türkiye'de ise: Türkiye'de 1960 yılında 650 bin hektar olan çavdar ekim alanı 1987'de 242 bin hektara kadar düşmüştür. [1]

Türkiye'de çavdar üretiminin en yüksek olduğu ilimiz Kayseridir.

Çavdar'ın Zararları

Çavdar mahmuzu denilen genellikle çavdar tahılında görülen parazit bir mantar türüdür. Zehirlemesi ölümcül olabiliyor. Psikolojik hastalıklara da yol açmaktadır.

Çavdar Ekmeği

Çavdar ekmeği, çavdar tahılının bir ürünüdür. Çavdar tahılından üretilen çavdar ekmeği çok sık tüketilmese de tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Bir zamanlar ortaçağ'ın en popüler besin kaynağıdır.

Çavdar ekmeği diyetisyenlerin önerileri ile birçok kişinin sağlıklı yaşamda rol oynamasını sağlıyor.  Tabi diyetisyenler bunu diyet yapan kişilerin daha sağlıklı bir diyet yapması için öneriyor. Günlük yaşamda da tüketilebilir. Bazı Çavdar ekmeklerinin tamamı çavdar unundan yapılmaz üçte biri buğday unudur, üçte ikisi ise çavdar unudur.

Kepek Ekmekleri Çavdar Ekmeği Midir?

Kepek ekmekleri çavdar ekmeği değildir. Bunların diyetisyenlerin önerdiği çavdar ekmeği ile karıştırmamak lazım.

Çavdar Ekmeğinin Faydaları

Çavdar ekmeği tüketimi kalp hastalıklarını, kanserleri ve diyabeti azaltmaya ve önlemeye yönelik büyük bir güce sahiptir.

Çavdar ekmeğinde bolca lif vardır. Lif açısından zengin bir tahıl ürünüdür. Çavdar ekmeğinin içerisinde bulunan lif sizin sindirim sağlığınızı düzenlemektedir. Ayrıca çavdar ekmeği yağın karın bölgesinde toplanmasını engeller. Lif sayesinde de bağırsak hareketlerini düzenleyip, iyileştirir.

Çavdar ekmeği, beyaz ekmeğe göre daha çabuk doyma hissi verir ve sizin yiyecek tüketmenizi sağlar. Bu sayede daha sağlıklı yemek yiyebilirsiniz.

Beyaz ekmekler sizin kan şekerinizi yükseltir ve insülini arttırır. Bunun sonucunda vücut yağ depolar. Çavdar ekmeği ise kan şekerini orta düzeylerde tutarak sizin yağ depolamanızı en alt seviyelere çeker.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Hıçkırık Nedir? Hıçkırık Nasıl Geçer?


İnsanların yaşamları boyunca başlarına gelen bir çok olay varıdr. Bu olaylar genellikle bir anda olur. Bu olayların her birinin birbirinden farklı isimleri vardır. Fakat bu isimlerin ne anlamlarını nede nasıl oluştuklarını bilmiyoruz.

En başından beri söylediğim gibi insanların başına yaşamı boyunca bir çok eylemler gelir. En basit örnekle hıçkırık. Aklınızda hıçkırık kelimesi nasıl bir anlam oluşturuyor? Hıçkırık nedir? Hıçkırık nasıl geçer? Hıçkırık geçmesi için neler yapmalıyız? Bu soruları yanıtlayayım.

Hıçkırık Nasıl Oluşur?

Hıçkırık genellikle hızlı su içmek veya yemek yeme sonucunda başımıza gelen bir olaydır. Hıçkırık göğüs boşluğunda ve karın boşluğundaki diyafram kasının istemsiz -bilinçsiz- olarak hızlı bir şekilde kasılıp gevşeme olaylarına bağlı olan nedenlerin ve diyafram kasının sıkışması ile ses tellerinin arasındaki boşluğu kapaması ile oluşan ani nefes alıp verme sonucu sesli bir şekilde dışarı -geğirme- yansıma olayıdır.

Hıçkırık Neden Oluşur?

Hıçkırık hızlı yemek ve hızlı su içmek nedenleri ile oluşmaktadır. Tabi ki bunların yanısıra mide genişlemeleri, aniden hava yutmak, aniden korkma veya heyecanlanma, sevinç ve endişeler bir etkendir. Tabi bazı durumlarda psikolojik durumlarda hıçkırık oluşumunu etkilemektedir. Kalp hastalığı ve kullandığımız ilaçlarda bu duruma yol açabilir.

Hıçkırık Nasıl Geçer?

Hıçkırık genellikle birkaç dakika içinde kendiliğinden geçer. Eğer ki hala geçmez ve sizi rahatsız ederse yapacağımız birkaç yöntem var. Öncelikle derin derin nefes alıp, nefesimizi 10 saniye tutunuz ve 10 saniye sonrasında bırakınız. Bu işe yarayabilir. Bu yöntem işe yaramaz ise o zaman birnin sizi korkutması gerekli, tabi bunun gerçekleşmesi biraz şansa bağlıdır. Bunun aksine denemek için birkaç yöntem daha var. Soğuk su içmek veya kafanızı soğuk suyla yıkamakta etkili olabilir. Bu yöntemleri denemediyseniz veya deneyip işe yaramadığını söylüyorsanız son yöntemimiz; şeker ve bal yiyin. Uzun süreli hıçkırıklar için sağlık dairelerine gidiniz ve tedavi olunuz.

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Hıçkırık Nedir ve Hıçkırık Nasıl Oluşur

Hıçkırık Nedir? Hıçkırık Nasıl Geçer?

İnsanlar günlük hayatlarında başına gelen en basit eylemdir; hıçkırık.  Tabi hayatımızda başımıza gelen bir çok olay mevcuttur. Bunlar her birine bir isim koymuş bulunuyoruz. Her birinin bir ismi var ama bu isimlerin anlamları veya isimlerin meydana getirdiği eylemin ne anlama geldiğini veya nasıl oluştuğunu bilmiyoruz. Dediğim gibi insanların günlük hayatlarında başlarına gelebilecek en basit eylemdir hıçkırık, o yüzden insan ister istemez merak ediyor. Hıçkırık nedir, nasıl oluşur, nasıl geçer bunlar merak konusudur. En çok merak edilenden başlayalım, hıçkırık nasıl oluşur;

Hıçkırık genellikle hızlı su veya yemek yedikten sonra en çokta yemek yerken olan bir eylem. Hıçkırık, insanın göğüs boşluğunda ve karın boşluğundaki diyafram kasının hızlı şekilde kasılmasından dolayı oluşuyor. Dediğimiz gibi hızlı su içme, hızlı yemek yemeklerde çok görülen bir eylemdir. Bu diyafram kasının sıkışması ses tellerinin arasındaki açıklığı kapası ile oluşan ani soluk alıp verme ve oluşan eylemin sesli olarak dışa aktarılmasıdır.

Hıçkırık kısacası diyaframın istem dışı aniden kasılmasıyla, nefes borusunda oluşan kapanma sonucu meydana gelmektedir. Bu bir hastalık veya rahatsızlık değildir. Normal insanların başına gelen ve normal karşılanması gereken bir eylemdir. Zaten hıçkırık gün içinde gidecektir ve gittiğini bile farkına varmayacaksınız.

Hıçkırık neden oluşur? Ne gibi durumlarda hıçkırık olur?

Yazımızda bahsettiğimiz gibi hıçkırık hızlı yemek yemek ve hızlı su içmek nedenleri ile oluşur. Tabi bunlar en sık görülenleridir. Mide genişlemeleri ve hava yutmakta hıçkırık oluşumu tetikler. Sadece bunlar değil, ani korkular, sevinçler, endişeler ve bazı psikolojik durumlarda hıçkırık oluşumunu etkiler. Ayrıca kalp hastalığınız veya kullandığınız bir tıbbi ilaçta hıçkırık oluşumunu etkilemektedir.

Hıçkırık Nasıl Geçer?

Hıçkırık kimi kişilerde bir kaç dakikada geçerken kimilerinde hemen geçmeyebiliyor. Bunun için babaannelerimizin doğal yöntemlerini kullanabiliriz. Bunlar nedir? Derin... derin... nefes alın ve nefesinizi tutunuz. 10'a kadar sayın ve nefesinizi bırakın. Bu yöntem işe yaramadı mı? O zaman birine söyleyin sizi korkutsun, evet yanlış duymadınız korkun bu hıçkırığın kaybolmasına neden olur. O da işe yaramadıysa, soğuk bir suyu için veya soğuk suyu kafanızdan aşağı dökün. O da olmadıysa şeker veya bal yiyin. Tabi bu yöntemler hastalık belirtisi olmayanlar için. Günlerce süren hıçkırık artık bir problem demektedir ve kesinlikle doktorunuza görünmelisiniz.


[next]
hıçkırık nasıl geçer
hıçkırık nedir nasıl geçer
hıçkırık neden olur
hıçkırık nedir neden olur
hıçkırık nedir nasıl oluşur
hıçkırık nedenleri
hıçkırık nedir nasıl giderilir
reflü nedir
hıçkırık nasıl geçer
hıçkırık nasıl oluşur kısaca
hıçkırık tedavisi
hıçkırık neden olur
hıçkırık nasıl oluşur ve nasıl geçer
hıçkırık nasıl oluşur vikipedi
hıçkırık nedir
hıçkırık nasıl geçer hıçkırık nedenleri

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Elim Yandı Ne Yapmalıyım?

Elim Yandı Ne Yapmalıyım?
Genellikle mutfakta veya sobada el yanmaları ve parmak yanmaları olabiliyor. Tabi bu yanmalar yanma etkisine ve deriye işlemesine göre acı farklılık gösterebilir. Eğer deriyi koparan bir yanma ise acı fazla olmayabilir. Eğer deriyi koparmamış ama yakmış ise acı çok olacaktır. Acı eğer çok büyük ise yakın sağlık kuruluşlarına tedavi amaçlı gidilmelidir. Acınız büyütülecek kadar değil sadece dindirmek istiyorsanız ise bir kaç yöntem bu acıyı dindirebilir.

Eğer yanan derinin altı soğursa veya yara bandı ile kapatılırsa bir veya iki saat arası acı geçer. Eğer parmağınız yanık sonrası morlaşır ve şişerse soğuk suda bekletin ve yaraya ucundan temas ettirin ama tam içine su gelmesin. Zararı yoktur ama gelmemesi daha iyi olur.

Yanıklara Hangi Krem Sürülür?

Yanıklar için bir çok krem tavsiyesi var. Bu krem tavsiyeleri direk olarak kullanıcıların tavsiyeleridir. Yani etkili olup olmamasını deneyen biri tavsiye ediyor. Islakken krem sürmemeniz daha doğru olacaktır. Krem sürdükten sonra asla su ile yıkamayınız. En çok tavsiye edilen yanık kremi "Silverdin" olup Bepanten kremide tavsiyeler arasında. Öneriler arasında Hametan ve Agnijel'de var. Agnijel yapıştırmalı olup yanık izi bırakmadığı söyleniyor.

Ayrıca krem öncesi buz koymak krem sonrası acıyı dindirir. 

14 Ağustos 2014 Perşembe

Aşılama ile Çocuk Sahibi Olmak Mümkün

Aşılama (İntrauterin inseminasyon) (IUI) işlemi öncesinde erkeğin spermleri özel bazı yöntemlerle yıkanıp hazırlanır. Böylelikle spermlerin hareketli olanları küçük bir hacimde yoğunlaştırılmış olur.

Hazırlanmış olan spermler rahim içerisine özel bir enjektör vasıtasıyla bırakılır ve yumurtaya kolayca ulaşmaları sağlanır. Özellikle nedeni açıklanamayan kısırlık ve sperm parametrelerinden bazıları normalin altında olan hastalarda uygulanmaktadır. Tüplerin açık olması gereklidir.

Aşılama ile Çocuk Sahibi Olmak Mümkün
Bu işlem öncesinde anneye bazı ilaçlar verilerek yumurtlama sağlanabileceği gibi, doğal adet dönemlerinde de yapılabilir. Normalde bir kadında genellikle tek bir yumurta olgunlaşıp atılırken yumurtlama arttırıcı ilaçlarla bu sayının 2 veya 3 olması IUI siklusları için en ideal durumdur. 4 ve üzeri sayıda olgun yumurta gelişimi durumlarında çoğul gebelik riski arttığından gerekirse aile ile konuşup siklus iptal edilmelidir. Eğer anneye yumurtlama için ilaç verilmişse yumurtanın içinde bulunduğu folikül adı verilen kesenin çapı 18-20 mm’ye ulaştığında hCG enjeksiyonu (folikülün çatlamasını sağlayan iğne) yapılır. Bundan 36 saat sonra aşılama yapılır.

Her bir aşılama için başarı ortalama % 5—15’dir. Genellikle 3-4 uygulamadan sonra gebelik oranlarının artmadığı bilindiğinden daha fazla aşılama yapmaya gerek yoktur. 3 kez aşılama yapılmasına rağmen gebelik oluşmayan kişilerde genellikle tüp bebek tedavisi önerilir. Son zamanlarda yapılan bazı çalışmalar IUI tedavisiyle elde edilen gebelik oranlarının düşük olması sebebiyle tüp bebek öncesinde aşılama yapılmasının sadece maliyeti arttırdığını ortaya koymuş bu sebeple aşılama tedavisinin uygulanmadan direkt tüp bebek yapılma fikrinin tartışmaya açılmasına neden olmuştur. Çocuk sahibi olma konusunda tedavinizden beklentileriniz ve sabrınız önemlidir. Doktorunuzla bu datayları ayrıntılı olarak konuşmanız gerekir.

Endometriozis

Endometriozis rahim iç tabakasının yani endometrium tabakasının rahim dışında bir yere yerleşmesi olarak tanımlanır.

Endometriozis vücutta en sık pelviste (karnın rahim ve yumurtalıkların bulunduğu kısmı) görülür fakat burası dışında nadiren vücudun çok çeşitli yerlerinde (cilt, göz kenarı vb) rastlanabilir. Endometriyozisin en sık rastlandığı yerler yumurtalıkların dış yüzü, periton (karını kaplayan zar), fallop tüpleri, barsaklar, mesane (idrar torbası) dır.

Endometriozis

Nedeni tam olarak belli değildir.  Üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 5-10’unda, infertil yani çocuğu olmayan kadınların %25-50’sinde görülür.

Hastalık yerleşim gösterdiği bölgeye bağlı olarak farklı şekillerde şikâyetlere yol açabilir. Kronik kasık ağrısı, bel ağrısı, sırt ağrısı, adetlerin sancılı olması (dismenore), kısırlık, ağrılı cinsel ilişki (disparonia), bacaklarda ağrıya sebep olabilir. Daha nadiren, kabızlık ya da ishal, makata vuran ağrı, kanlı dışkı, makattan kanama olması, idrarda kan, idrar yaparken yanma, adet kanamasıyla eş zamanlı burun kanamaları ya da vücudun çeşitli yerlerinde kanama ve morarmalar yaratabilir. Overlerde (yumurtalıklarda) endometrioma veya çikolata kistleri denen kistler oluşabilir.

Vajinal bimanüel muayenede serviks ve rahim hareketleri kısıtlı ve ağrılı saptanması, endometriozise bağlı karın içi yapışıklı şüphesi doğurabilir. Bunun dışında rahim ve kalın barsağın son bölümü olan rektum arasına yerleştiği durumlarda  rektovajinal septum endometriozisini oluşturur. Bu durumda muayene esnasında rektovajinal  bileşke seviyesinde ele ağrılı nodüller gelebilir.

Endometriozisin kesin tanısı ve hangi evrede olduğunun tespiti ancak laparoskopi yada açık ameliyat sırasında görülen şüpheli alanlardan alınan biyopsilerin incelenmesi ile konur. Endometriozis odakları ultrasonda görülemez ancak yumurtalıklarda varsa endometrioma kistleri ultrasonla görülebilir. Ameliyat sırasında endometriozis odakları karın içerisinde küçük (3-5 mm) mavi, kırmızı, pembe renkte lekeler şeklinde izlenir. Ameliyatta endometriozisin evresi de hafif, orta veya şiddetli olacak şekilde değerlendirilir.

Endometriozisin kesin kalıcı tedavisi yoktur. Uygulanan tedavilerin amacı endometriozisin hastaya yarattığı problemeleri (ağrı, yumurtalık kisti, kısırlık vb) ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla ilaçlar  ve cerrahi tedaviler uygulanabilir.

Medikal tedavide doğum kontrol hapları, GnRH analogları, danazol, progesteronlar gibi ilaçlar kullanılabilmektedir. Ağrı kesici ilaçlar ağrıların azaltılmasında oldukça etkilidir.

Şiddetli endometriozis olgularında, endometrioma gibi kisti veya karında kitlesi olan hastalarda tercih edilmesi gereken tedavi yaklaşımı cerrahidir. Laparoskopik yaklaşım (kapalı ameliyat) tedavide altın standarttır.
İleri olgularda çiftin çocuk sahibi olabilmesi için aşılama veya tüp bebek gibi yöntemler uygulanmak zorunda kalınabilir.

Doğum Sonrası Korunma Yöntemleri Nelerdir?

İki gebelik arasındaki ideal süre 2 yıldır. Bu nedenle doğumdan hemen sonra bir korunma yöntemi seçip uygulanmalıdır.Emzirme gebelikten kısmen korumakla birlikte çok düzenli aralıklarda emzirenlerde bile yumurtlama görülebilir. O yüzden emzirdiğiniz sürece korunmanıza gerek yok demek çok yanlış olur.
Aralıklı ya da düzensiz emzirenler ve ek gıda verenlerde emzirmek güvenli olarak korumaz bu yüzden bu kişiler doğumdan 3 hafta sonra uygun bir yöntemle korunmaya başlamalıdır. Doğum sonrası ilk 6 hafta cinsel ilişki önerilmediği için 6 hafta sonrasında doktor kontrolü sonrasında olabilecek ilk cinsel ilişki ile birlikte korunmanın da planlanmış olması gereklidir. Aksi takdirde emzirirken de gebelik oluşabilir.

Doğum Sonrası Korunma Yöntemleri Nelerdir?
Emziren anneler eğer hap ile korunmak istiyorsa, doğumdan bir hafta sonra sütü kesmeyen ve bebeğe zarar vermeyen sadece progesteron içeren hapları kullanmaya başlayabilir. Her gün aynı saatte bir tane alınmalıdır. Başarısızlık şansları normal doğum kontrol haplarına göre bir miktar daha yüksektir. Herhangi bir nedenle anne bebeğini emzirmiyorsa, normal korunma haplarına (oral kontraseptif) doğumdan 21 gün sonra başlayabilir. Bu hapları da her gün aynı saatte almak gerekir.

Rahim içi araçlarla korunmak isteyenler, normal doğumdan 6 hafta sonra, hekim kontrolünü takiben rahim içi araçlar taktırabilirler. Adet görmek şart değildir.

Bir daha gebelik istemeyen kadın doğumdan sonra en geç 36-48 saat içinde veya 6 hafta sonra tüplerini bağlatabilir. Tüpler; ufak bir cerrahi girişimle bağlanır. Tüplerin bağlanması eşlerin cinsel yaşamını etkilemez. Adet düzenini bozmaz. Erken menopoza neden olmaz. En etkili korunma yöntemidir.
Emziren kadınlar için 3 aylık iğne enjeksiyon yöntemi doktor kontrolünde kullanılabilir. Doğumdan 6 hafta sonra adetli olsun yada olmasın yaptırabilirler. Fakat ağır adet düzensizliklerine sebep olduğu için pek tercih edilmemelidirler.

Doğumdan 6 hafta sonra deri altı implantı uygulanabilir.
 Vazektomi: Erkekte sperm kanallarının bağlanarak erkeğin üreme sıvısında sperm olmamasını sağlayan bir işlemdir. Bir daha hiç çocuk sahibi olmak istemeyenlere uygun bir yöntemdir.

Doğum Başlangıcı ve Yaklaşınca

Normal doğum gebeliğin 38-42. haftaları arasında olur. Gebelerin %10"nunda ise daha erken gebelik haftalarında doğum başlayabilir.

Sezaryen hastanın veya doktorun yönlendirilmesi ile yapılacak ise veya mükerrer adı verilen ve daha önce sezaryen ile doğum yapmış olan bir gebeye tekrar sezaryen yapılacaksa işlem 38-39. haftalar arasında planlanır.

Doğum Başlangıcı ve Yaklaşınca
Gebeliğin ikinci yarısında rahimde Braxton-Hicks kasılmaları adı verilen kasılmalar olur. Bu kasılmalar rahim ağzının yumuşaması için hazırlık kasılmalarıdır. Bazen sık ve ağrılı olabildikleri halde genelde düzensizdirler. Gebelerin bir kısmında son haftalarda halk arasında nişan atılması adı verilen rahim ağzındaki tıkacın atılması gerçekleşebilir. Bu çamaşırda kanlı ve sümüklü bir leke bırakır. Genellikle doğumun başlayacağının habercisidir.

Doğumun habercileri kasılmaların düzenli olarak gelmesi veya su kesesinin açılmasıdır. Gerçek doğum ağrıları araları giderek sıklaşan ve belden kasıklara doğru gelen ağrılardır. Bu kasılmalara hafif bir vajinal kanama da eşlik edebilir. Kasılmalar düzenli bir şekilde 7-8 dakikada bir geliyorsa, zaman geçtikçe bu aralıklar kısalıyorsa ve daha ağrılı oluyorsa doktorunuzla temasa geçmenizde fayda vardır. Su kesesinin açılması veya taze kanama olması durumlarında ise beklenilmemelidir.

Gebeliğin son zamanlarında bebek hareketlerinde bir miktar azalma olması normaldir. Ancak hareketler belirgin olarak azalırsa veya bebek hiç hareket etmiyorsa mutlaka doktorunuza haber vermeniz gerekir. Bebeğin hareketlerini takip etmenin en iyi zamanı öğünlerden sonradır. Yemekten sonra sol yanınıza 30 dakika yatarak bebeğin tüm hareketlerini sayın. Eğer yarım saat içinde bebek 2 defadan az hareket ederse doktorunuza haber verin.

Doğum için hastaneye giderken yanınıza kişisel eşyalarınızı alın. Bebeğiniz ile ilgili her türlü gereksinim genellikle hastane tarafından karşılanacaktır. Sadece taburcu olurken giydireceğiniz bir tulum almanız yeterli olacaktır.

Önceden sezaryen planlanmış gebeler bir gece önceden doktorunun söylediği saat itibariyle hiçbir şey yiyip içmemelidir.

10 Ağustos 2014 Pazar

Tüplerde Tıkanıklık ve Tedavisi

Rahim tüplerindeki tıkanıklık büyük çoğunlukla rahatsız edici bir şikâyete sebep olmaz ve kısırlığın araştırılması esnasında saptanır. Diğer bir deyişle sessiz tıkanıklıklardır. Çok daha nadiren ileri aşamalardaki tıkanıklık sonrası şişme (hidrosalpenks) ve/veya beraberinde akut enfeksiyon (piyosalpenks) olursa ağrı ve ateş gibi şikayetlere yol açabilir.

Tüplerde Tıkanıklık ve Tedavisi
Kısırlığın nedenlerini kategorize etmek gerekirse, %30-40 kadın faktörü, %40-50 erkek faktörü,%25 kadın ve erkek faktörü birlikte, %15-20 vakada ise neden bilinmemektedir. Kadınlara ait faktörlerin %30-50’sinde sebep tüplerdeki tam veya kısmi tıkanıklıklar buna bağlı olarak da fonksiyonlarını tam olarak yerine getirememeleridir.  Tüplerde gelişen tıkanıklık sperm ve yumurtanın buluşmasına engel olarak döllenmeyi bozar veya döllenen yumurtanın sağlıklı bir şekilde rahim içine ulaşmasına engel olur.

Tüplerdeki tıkanıklığın en önemli sebepleri sırasıyla enfeksiyon, endometriozis veya geçirilmiş karın ameliyatlarına bağlı olarak gelişen yapışıklıklardır. Bu enfeksiyonların neredeyse tamamı ise cinsel yolla bulaşan mikroplar ile olur. Bu mikroplardan en önemlileri gonore (bel soğukluğu) ve klamidya’dır. Türkiye de diğer bir önemli etken ise tüberkülozdur (verem hastalığı). Tüberküloz mikrobu solunum yolu ile alındıktan sonra akciğerlere yerleşir ve buradan kan yolu ile tüplere gelerek tüpleri tahrip eder.

Bunların dışında geçirilmiş cerrahi müdahaleler (myom veya kist alınması veya endometriosis cerrahisi) sonucunda da tüpler tıkanabilir veya tüp-yumurtalık ilişkisi bozulabilir. Çocuk sahibi olan kadınların aile planlaması yöntemi olarak tüp bağlanmasını seçtiği durumlarda da tüpler tıkalıdır.

Tüplerin tıkalı olduğu genelikle HSG adı verilen bir rahim-tüp filmi ile anlaşılır. Bazı basit ve kısa süre önce oluşmuş tıkanıklıklar bu film çekimi esnasında açılabilmektedir. Dolayısıyla rahim filmi çekilmesinin tanı koymanın yanında bazı hastalar için tedavi edici etkisi de vardır.

Tüplerden en azından birinin açık ve normal gözükmesi kendiliğinden gebe kalınabilmesi için umut yaratır. Bu sebeple acele edilmesini gerektirecek başka sebepler yoksa film sonrası bir süre beklenebilir veya aşılama gibi daha basit tedaviler denenebilir.

Tüplerin iki taraflı tıkalı olduğu anlaşıldıktan sonra tıkanıklık rahime bitişik bölgede ise doğrudan tüp bebek yapılması en uygunudur. Mikro cerrahi ile tüplerin açılması da bir diğer alternatif yol olmakla birlikte bu işlem daha zahmetli olup başarı şansı da azdır. Tüpler eğer yumurtalığa yakın olan uçlarından tıkalı ise laparoskopi ile durum değerlendirilerek açılması denenebilir.  Hidrosalpinks şeklinde tıkalı ve şiş (ödemli) tüplerin mevcudiyeti tüp bebek başarısını azaltmaktadır. Dolayısıyla laparoskopide tüpler açılamaz ve hidrosalpenks veya pyosalpenks tespit edilirse tüplerin alınması en doğru yaklaşım olacaktır.
Sağlıklı günler dilerim…

[next]
tüplerde tıkanıklık nasıl anlaşılır, tüplerde tıkanıklık belirtileri

8 Ağustos 2014 Cuma

Regl Ağrısı Nasıl Geçer

Kadınlar belli yaşlarından sonra 28 günde bir regl sürecine girer, bu ta ki menopoz dönemine kadar devam eder. Bu kadınlar için inanılmaz derecede rahatsız edici ve dayanılmaz günlere tekabül eder. Regl ağrısı gerçek anlamda dayanılmazdır. Özellikle karın bölgesi ve bel kısmında regl ağrısı sıkça görülür. Ne kadar ilaçlar ile dindirilmeye çalışsa da başarılı olunmaz. Uykusuz gecelere başlarsınız.

Regl Ağrısı Nasıl Geçer

Regl Ağrısı Neden Olur?

Regl ağrıları vücuttan atılması gereken kirli kanların tamamının veya atılması gereken kadarının atılmaması sonucu oluşur. Atılan kirli kana göre ağrı azalır.

Şimdi sizlere "Doğal Yollar ile Regl Ağrısını Azaltma" yollarını göstereceğiz.

Regl Ağrısı Nasıl Geçirilir?

  • Şiddetli ağrılar mutlaka olacaktır bunu doktor tavsiyesi ile alınan ilaç az nebzede olsa önleyecektir veya azaltacaktır.
  • Evinizin sıcak olması iyi olacaktır. Hatta sıcak bir banyo yapıp (karın bölgesine sıcak su uygulamamak şartı ile) rahatlayın ve yatağınızda sıcak bir ortamda birazda olsa ağrı hafifleyebilir.
  • Evde hareket edebilirsiniz.
  • Ağrıyan bölgeye masaj yapabilirsiniz.
  • Fındık, fıstık gibi kuruyemişler tüketebilirsiniz. 
  • Sebze yemekleri tüketilmesi daha avantajlı olacaktır.