ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2015 Çarşamba

Truman Amerikayı Süper Güç Yapan Adam


Herkesin sorduğu soru Amerika nasıl süper güç oldu.Bunun bu gücü elinde olması tabiki ikinci dünya savaşı oldu.Bu sebeptendir ki dünyanın süper gücü olmasını sağlayan şahsiyetlerden biri de Amerika'nın 33 üncü başkanı Harry S Truman olmuştur.

Truman birinci dünya savaşına dek aralarında çiftçiliğinde olduğu birçok işte çalıştı.Savaşta Fransız cephesinde subaylardan  biri oldu ve savaşın ardından hukuk eğitimini tamamladı.Ardından demokrat parti'den siyasete atıldı.1941 yılında savunma bakanlığında yapılan yolsuzlukları araştıran komisyonun başkanı olarak 15 milyar dolarlık bir vurgun ortaya çıkarınca, ulusal kahraman olmuştur.Dönemin başkanı Franklin Roosvelt onu ikinci dünya savaşının en şiddetli günlerinde, 1944 te yardımcısı yaptı.Savaşın sonunda yaklaşıldığı hissedildiği günlerde, 1945 yılı nisan ayında Rooswelt ölünce, Truman hiçbir hazırdığı olmadan başkanlık koltuğuna getirildi.Bu en hararetli günlerde Japonya'ya atom bombası atılması talimatını vererek dünyaya resmen nükleer çağ sokmuş, Japonya'nın saf dışı kalmasını sağla mıştır.Binlerce Japonun ölmesini ve bugüne kadar süregelen bir dizi olaya sebep veren atom bombaları atılmasını Truman, " bombaları atmasak Japonlar teslim olmayacak ve en az 1 milyon amerikan askeri ölecek "şeklinde savunmuştur.
Normandiya çıkartması, atom bombaları sayesinde Amerika ikinci dünya savaşı'ndan sonra gücün iyice pekiştirmiş ve Truman Sovyetler birliği'nin giderek artan etkisine karşı tüm dünyanın koruyucusu olarak sahne almakta gecikmemiştir.Komünizm tarafından tehdit edildiğini inanılan her ülkeye, özellikle Türkiye, Yunanistan gibi pek çok ülke, Amerikan yardımı yapılmasını uygun gören Truman doktrini ve Avrupa'nın yeniden inşası öngören yardım paketi Marshall planı, onun eseridir.Ayrıca Berlin şehrini havadan besleyen olağanüstü ikmal operasyonu Berlin lifti başlatan odur.Ayrıca NATO'yu kuran isimlerden biridir.

Ayrıca Amerika'yı Kore savaşına sokan karar da ona ait olup, dış politikada oldukça usta manevralar yaparak Amerika'nın bugün bile devam eden baş arısının altına imza atan başkanlardan biridir.Gizli servis  CıAve ulusal güvenlik ajansı NSA 'da onun döneminde kurulmuştur.Üstelik bu tüm tarihi kararları alırken bir başınadır. Ülke içinde ise amansız grevlerle, ırk ayrımcılığı ndan kaynaklanan sosyal gerginliklerde ve sağlık sigortası reformu ile uğraşmak zorunda kalmıştır.Truman, Amerikan halkına yapılan ankete göre en başarılı başkanlar sıralamasında Abraham Lincoln, Franklin Roosevelt, George Washington Teodor Roosevelt' in ardından beşinci sırada yer almıştır.

Irangate Skandalı



Irangate olayı ABD yönetiminin İranla, İsrail aracılığı ile gizlice silah satması ve sattığı silahların parası ile Nikaraguakadaki kadar ki contra eylemcilerini yani komünist rejime karşı faaliyet gösteren gerillaları destek sağladı nın ortaya çıkmasıdır. 1986 da ortaya çıkan skandal, ortadoğuyu karıştırmıştır.

Dönemin başkanı Reagan, İran'daki ılımlı yöneticiler ile arayı yapmak, ilişkileri geliştirmek için el altından silah satıldığını bildiğini fakat Nikaraguakadaki contra eylemcilerinden haberi olmadığını itiraf etmiştir bu olaydan sonra....
Irangate skandalı ortaya çıkaran ise 1986 kapsamında Lübnan'da bir dergide çıkan bu haber olmuştur. Haberde ABD'nin 1985 ağustosundan itibaren İran'a gizli silah ve askeri malzeme satması konu ediyordu.Bu olayda İsrail aracılık ediyordu.Bu olayın büyümesi üzerine soruşturma yapılmış ve skandal ortaya çıkarılmıştır.

Bu olayın bu kadar büyümesinin sebebi İran'da yaşanan İslam devrimi'nde rehin alınan Amerikalı büyük elçilik görevlileri nedeniyle İran ve Amerika savaşın eşiğine gelmiş ve rehine krizi çözülmesinin ardından İran ile ilişkiler bugün bize devam eden şekilde ambargo uygulanmakta ve sıkılaştırılmış dır.Fakat İrangate skandalı ile ortaya çıkan kirli ilişkide İran'a el altından silah satıldığını ortaya konmuştur.İran islam devrimi gerçekleştiren Humeyni ve adamları baktılar ki ülkede yeterli cephane ve askeri mühimmat yok, bu nedenle araya giren İsrail ile Amerika'dan gizlice yüklü miktarda silah satın aldı.Ordu güçlendirdiler.Çelişki burada başlamaktadır.Amerika düşman ilan etti devlete el altından silah attığı hem Amerika'ya hem dünyayı karıştırmıştır.
Peki neden İsrail ve Amerika İran'a silah sattı.Sadece para için mi? Ortaya çıkan iddialar konuyu desteklemektedir.İsrailli yetkililer hizbullah'a en çok yardım eden İran tarafından verildiğini bildiği halde neden İran'ın silah satılmada aracı olduklarını İran'daki rejimi desteklenmeyen muhalif askerler ile ilişki kurmak için olduğunu açıklamıştır.
Iran'a silah atılması olayını organize eden en önemli iki kişi biri İsrail Mossad ajanı David isminde biri ben diğeri kürtç yahudisi  Nimrod isimli bir kişi olduğu yıllar sonra ortaya çıkmıştır.
Ortadoğu'yu karıştıran bu skandalın ardından İran gate olayı Amerika'nın çıkarlarını korumak için İran'a bile silah satabileceğini göstermiş ve kurulan komisyon, bu olaydan sorumlu gördüğü CIA başkanı ve yakın danışmanıDonald Reagen'ı ve bazı ulusal savunma konseyinden üyeleri görevden uzaklaştırılmıştır.

14 Mart 2015 Cumartesi

Stargate Projesi Yıldız Kapısı Projesi


Stargate projesi CIA tarafından, duyu dışı algılama ve uzaktan görü, astral seyahat ile ilgili Amerika'nın yapmış olduğu çalışmaların yapıldığı gizli projedir.Çalışmalar 1972 de başlamış 1977 1995 arasında en aktif dönem olarak geçirmiştir.

Stargate projesi nde CIA sürekli olarak uzaktan görü
konusunda yeterli bilgi olmadığını iddia ederek psişik araştırmaları önemsiz göstermiştir fakat gizli olarak 16 yıl süresinde bu konuya 20 milyon dolardan fazla harcama yapılmış ve 80 bin sayfalık arşiv oluşturulmuştur.Stargate projesi nin başlangıçta üç amacı vardı
1-Uzaktan görü alanında yapılan başka yabancı programları değerlendirmek
2-Sözleşmeli personel ile uzaktan görü varlığı sbs testleri ni anlamak
3-Astral seyahat, duygu dışı algılama ve uzaktan görü nün bir istihbarat aracı olarak kullanıp kullanılmayacağını anlaşılmasıdır.
Bu projede astral seyahatin, duru görü üzerine yapılan çalışmalar birçok uzman psikolog görevlendirildi.Rapor açıklandığında şu sonuçlara ulaşıldığı tespit edildi.Testlerde tesadüfün ötesinde sonuç vardı.Yani astral seyahat,duyu görü gibi şeyler vardır, laboratuvarda gerçekleştirilen şartlar istihbarat toplama için geçerli değildir.Başka bir elde edilen Husus, bu çalışmanın istihbarat toplamada genelde yetersiz olduğu.Çünkü elde edilen bilgilerin oldukça öznel ve elde edilen bilgilerin istihbarat işlerinde rehber olarak kullanılmaya yeterli değil.

Bu proje birçok psişik çalışması  içine alan bir soğuk savaş proje side 25 yıl kadar özellikte uzaktan görü, durugörü üzerine yapılan çalışmalar Amerikan Hükümeti ve askeriyesinin kontrolü altında yapılmıştır.Daha sonra bu çalışmanın ardından bu grupta çalışan bilim insanları değişik  laboratuvarda elde araştırmalarına devam ettiler.Stargate projesi içerisinde uzaktangörü araştıran 14 kadar Laboratuar vardı.Burada askeri ve sivil lerden oluşan 22 kadar durugörü yeteneği olan denekler üzerinde çalışıyordu.Kayıp helikopterler, gemiler, önceden saldırıdır öğrenmek için çalışmalar yaptılar.1995 te proje tam olarak CIA'ya devredildi ve proje kapatıldı.
Deneylerde bir kişiye bilmediği bir askeri bölge koordinatörü veriliyor, orada ne oldu tanımlanıyor ve çiziliyordu.Deney sırasında ve sonrasında ordu ve istihbarattan psişik yeteneği olan kişileri pisişik casus olarak eğitildi ve onlara pisişik sızma öğretildi.
Ayrıca bu deneyde, Muammer Kaddafi aramak için 1983 yılında proje başlatıldı.Ayrıca manuel isimli mafyanın bulunması için landrover projesi başlatıldı.Bu projede Manuel'in evi tam olarak tarif edilebilmişti.Bunun yanında yakın zamanda Saddam Hüseyin'in yerini de aramadı da kullanıldığı iddia edilmektedir.

İstanbul parapsikoloji toplantısında sunulan sonuçlara göre Saddam yakalanmadan önce 3 kasım 2003 tarihine kadar TİKRİT'de durugörü kaydı yapılmış, Saddam yakalanana kadar bu dosyada saklanmıştır.Bütün uzaktan görüler başarılı olmamasına rağmen başarılı olanlar dikkat çekicidir.Bu öngörüler içinde Tikrit'te bir nehre yakın kötü bir yolun yakınında olduğu tespit edilmiştir.Kendisini nasıl görüntü verdiği konusunda ise evsiz, saçlı  sakallı ve yanında da bir miktar para olduğu, uzaktan görü ile de belgelenmiş, ayrıca iki yada üç koruması olduğu da tespit edilmiştir.Olayın sonunda bütün bu öngörüler yakalandığı zaman açık olarak ortaya çıkmıştır.
Ayrıca bu proje kapsamında özellikle coğrafi koordinatları test etmeden Deneklerden fayda sağlanmış, soğuk savaş döneminde Antartika'daki buzullar altında bir Rus denizaltısı nın gizli olduğunu söylenmiş.Ruslar, Amerikalıların bunu nasıl tespit edebildiklerini anlayamamışlardır.


Amerika'nın Demokrasi Getirdiği Adam Saddam Hüseyin


İdolü arap milliyetçiliğinin babası mısırın efsanevi lideri Cemal Abdülnasır olan Irak lideri Saddam Hüseyin yıllarca diktatörlük yapmıştır.

1958 de general Abdülkerim Kasım liderliğindeki generaller kral Faysal ı devirerek monarşiyi yıkmışlar ve Kasım başbakanlık görevini üstlenmişti.Lakin Kasım Sovyetlere göz kırpıyordu.Bu durumdan rahatsız olan batı, ona da darbe yaptırarak başa Ahmet Hasan El Bekir geçirdi.Baas partisinde gittikçe yükselen ve yanına pişen Saddam da yardımcısı olmuş, hukuk eğitimini yarıda bırakmış ve iç güvenliğin başına getirilmiştir.İyice yükselişe geçen Saddam Irak devletinde gücünü arttırma başlamıştı.Devrim komuta konseyi başkanlığına seçilmesi ile Saddam'ın kariyeride tırmanışa geçti.1973 teki enerji krizi ile roket gibi fırlayan petrol fiyatları Irak hazinesini doldurmuş, Saddam akılcı şekilde bunları yatırıma dönüştürmüş ve ekonomi oldukça güçlenmişti .Ekonomi ile birlikte Baas partisi de güçleniyordu.Ortadoğu'da en zengin ülke haline gelmiş ve Irak halkı kısa zamanda Ortadoğu'nun en okur yazar toplumu olmuştu.1972 de Saddam millileştirme atılımıyla Irakta kalkınma hamlesi başlatmış ve ortadoğu'nun en gelişmiş ülkesi konumuna yükselmiş ve Unesco tarafından ödüllendirilmiştir.O günlerde Türkiye'den ve hatta Yugoslavya'dan yaklaşık 2 milyon işçi Irakta çalışmıştır.Ayrıca Saddam cumhuriyet muhafızlarını 1974 te kurmuş ve başına Taha Yasin Ramazan'ı getirmiş, hem içerde hem dışarda gücünü inanılmaz arttırmıştı.
Kürtler İran'ın desteğiyle 1974 ayaklanınca, Saddam'ın demir yumruk kafalarını inmekte gecikmedi. Birçok Kürt şehrini bombalanmış, 8000 kürt ölmüştü.Ayrıca 81000 Şii BAAS teröründen kaçarak İran'a sığınmıştı.Bundan böyle Irakta kanunun adı Saddam olmuştu.1979 da Ahmet Hasan El Bekir'i istifaya zorlayan Saddam, kendisini Irak devlet başkanı olarak tayin etti ve iktidarını perçinlemek için bütün Bekir taraftarını temizletti.

Artık patron Saddam klasik diktatör pozları vererek halka karşı sürekli farklı şekilde gösterişli hareketlerde bulunma başladı.1978 den itibaren Amerika'ya yanaşmış, yönünü batı'ya çevirince el üstünde tutulmaya başlanmıştır.Güç sarhoşluğundan gözlerine perde iner Saddam, 17 eylül 1980 de kendisini dünyanın tepesine yer yerleştiren bir işe imza atarak kameraların karşısında İran şahı ile imzaladığı anlaşmayı yırttı ve İran'la savaşı başladı Irak savaş uçakları İran'ı bombalamaya başladı.Tabii ki bu duruma bu durumda dünya Saddam'a destek vermeye başladı.Tüm dünya Amerika başta olmak üzere şah rejiminin devrilmesinden duyduğu sinirle birlikte İran'daki yeni rejimi devirmek istemiş ve maşa olarak Saddam'ın kullanmıştır.Saddam, Amerika'nın desteği de yeni kurulan Ayetullah Humeyni rejimine karşı savaş başlattı.8 yıl süren savaşın ardından geride bir buçuk milyon ölüm ve yerlerde sürünen iki ülke kalmıştı.Her iki ülkenin de petrol üretimi altyapısı tuzla buz olmuştur ayrıca ekonomi dibe çökmüş de....
Saddam İran'a savaşı nedeniyle dışarıya yüklü oranda borçlanmıştı.Artık ülke borç içinde yüzüyordu .Üstelik savaş sonrası şiilik prestij artınca adeta dimyat'a pirince pirince giderken evdeki bulgurdan olmuş.30 milyar dolar borçlandığı Kuveytten borçların silinmesi istemiş , Kuveyt buna hayır deyince Saddamın tepesi atmıştı.Bu olayın ardından Irak milliyetçilerinin 50 yıldır çiğnediği "ya bu kuveyt bir zamanlar bizim değil miydi" sakızın ağzına aldı ve çok sevdi.Ordu Kuveyt sınırına girdi. Sovyetlerde ittifaka girmemesi için yine kesenin ağzını açan ve İran'la savaşması için kendisine nerdeyse 40 milyar dolar yardım yapan Amerika acaba bu işe ne derdi? kulağa garip gelebilir ama o dönemde Irak Amerika'nın en çok yardım ettiği üçüncü ülkeydi.Yoksa herkesin dilinde olan o meşhur komple teorisi acaba Saddam, Amerika'nın ve masonların gizli silah mıydı sorusu akla geliyor.Irak birlikleri 2 ağustos 1989 Kuveyt'e girdi ve ortalık karıştı.Diktatör Saddam dünya petrol rezervinin yüzde 20 sinin üstüne oturmuştu.

Bu duruma tabii ki dünyayı dünyanın jandarması olan Amerika hoş görmedi.Üstelik Saddam Kuveyt'ten sonra gözünü Suudi Arabistan'a diktiğini gösteren sinyaller gösteriyordu ki bu duruma Amerika ses çıkarmadan duramazdı.Batılı bir koalisyon kuruldu.Amerika liderliğindeki batılı koalisyon birleşmiş milletler şemsiyesi altında bir zamanlar İran'a karşı destekledikleri Saddamın Irak'a girdi.Batı ile olan bu kavgasını "savaşların anası "olarak tanımlayan Saddam, birinci körfez savaşı olarak tarihe geçen bu savaşın ardından ülkesini ve halkını bir kez daha perişan etti.Batı, Irak ordusuna hallaç pamuğu gibi atmış birinci körfez savaşı'nda Irak yenilmiştir.Irak lideri savaşların anasında Irak'tan anasını ağlattı utanç verici bir yenilgi aldı.Fakat batı Saddam ı devirmedi.Muhtemelen onun ardından ortaya çıkabilecek kaosun  kendine daha pahalıya patlayacağını hesaplayarak Irak diktatörlüğün iktidarda kalmasına izin verdi.
Tabi bunları yaparken batı Irak'ın kolunu kanadını kırmayı da ihmal etmemişti.Dört bir yandan kontrol altına alınan Irak, kendi uçaklarını izinsiz uçuramaz hale gelmişti .Bu süreçte en büyük zararı bir kez daha Kürtler görecekti.Savaş Saddam'dan kurtulacaklarını sanan Kürtler ABD güçlerine savaş esnasında yardım etmiş, sonra Saddamla başbaşa kalmışlardı.Kürtler adeta Saddamın gazabına savaş sonrası uğradı.Batı karşısındaki hizmetin intikamını ortadoğu'daki Kürtlerden alan Saddam kuzey Irak'a tam bir cehenneme çevirmişti.BM ambargosu yüzünden çilekeş bir hayat sürdü Iraklılar.Kimi rakamlara göre diktatörlerin yaptğı aptallıkları yüzünden  ülkenin nefesini kesen BM yaptırımları 500 binin üzerinde çocuğun hayatını kaybetmesine neden olmuştu.
Dişleri sökülmüş Saddamın yarım yamalak iktidarının sonunu 11 eylül olayları getirdi.Saldırıların da sorumlu Afganistan'a sorumlu tutan Amerika 11 eylül saldırıları  ile Saddam rejimi arasında bağlantı kurmak da gecikmedi.Saddam'ın elindeki kimyasal kitle imha silahları bulunduğu yalanıyla 20 mart 2003 te Irak'a demokrasi getirme bahanesi ile ABD Irak'ı işgal etti.Gayrı resmi diktatör Bush, resmi diktatör Saddam'ı bir aydan kısa bir sürede de devirmiş, 9 nisan'da Bağdat ta giren Amerikan askerleri Saddam'ın heykeli ni yıkıyordu.Daha sonradan bir mağarada yakalanan  Saddam 30 aralık 2006 da asılarak idam edildi.
Suç listesi kabarık İran Irak savaşı boyunca Halepçe'de zehirli gaz yağdırdı.5 bin Kürt katledildi 10 bin kişi ise yaralandı.87-88 yıllarında Kürtlerin yaşadığı bölgelerde ölüm timleri kol gezdiği ve Kürt köylerinde 10 bini aşkın kişi öldürüldü.İran Irak savaşında batılı kaynakların tahminine göre 1 milyon kişi öldü.Kuveyt'i yedi ay boyunca işgal eden Saddam, yüzlerce kişi öldürdü.1983 yılında Barzani aşireti üyesi 8 bin kişi infaz edildi.Ayrıca çok sayıda şii din adamını infaz eden Saddam adeta suç makinesi idi.Kendi gibi piskopat olan oğlu Uday Hüseyin in yaptıkları ise inanılmazdı.En basitlerinden işkenceler, futbol milli takımlar dünya kupasında istediği başarıyı alamadı diye günlerce işkence etmiş, ülke dünya sporunda başarı yakalayamayan  sporcuları Uday bizzat işkenceler etmiş, Uday Hüseyin'nin yaptığı şımarıkça hareketler ve halka yönelik infazları ayrıca düşkün olduğu gece hayatı ve kumar bağımlılığı nedeni de dünya siyasetine popüler bir malzeme olmuştur.Ayrıca Saddam Hüseyin 8 yada 9 adet olduğu bilinen benzerleri nedeniyle uzunca bir süre dünya kamuoyunda oturmuş olup yakın tarihin en önemli kimlikleri arasındadır.



6 Mart 2015 Cuma

Philadelphia Deneyi Kaybolan Gemi

Amerika Deniz kuvvetleri Philadelphia deneyi ile bir savaş gemisini içinde mürettebatıyla bir birlikte bir yerden bir yere taşınıp, ışınlandığı iddaa edilmektedir.Yani geminin tayfalarla birlikte teleportasyon yapıldığı...
Eldridge üzerinde son testler gerçekleştirildi.
Elektromanyetik alan jeneratörleri tekrar çalıştırıldı.Eldridge nerdeyse görünmez oldu.Daha sonra gözleri kör eden mavi bir ışık hüzmesi içinde gemi tamamen kayboldu.Birkaç saniye içinde gemi millerce ötede Virjinya Norfolk da tekrar ortaya çıktı.Birkaç saniye göründükten sonra tıpkı geldiği gibi esrarengiz bir biçimde kayboldu ve Philadelphia deniz üstüne tekrar ortaya çıktı.Bu kez tayfaların çoğu şiddetli şekilde hastaydı.Bazı tayfalar geri gelmemek üzere kaybolmuş, bazıları çıldırmıştı.Hepsinden daha tuhaf olanı 5 kişi geminin metal aksamı içerisinde erimişti. Gemi belli bir zaman sürecinde fiziksel olarak tamamen kaybolmuş ve sonradan geri dönmüştü deneyde sadece geminin görünmez olması hedeflenirken gemi moleküllerinden ayrılmış ve başka bir yere nakledilmişti.Yine iddialara göre birkaç saniyeliğine değil 4 saatliğine gözden kaybolmuş.Başka bir teoriye göre ise gemi zaman içerisinde yolculuk etmişti nitekim deneyin ardından gemiyi Norfolk Virjinya da görenler oldu.
Gizemi hala çözülemeyen bu olay iddialarda sınırlıdır.İddia ortaya atan ise Carlos Miguel Allendedir. Carlos a göre aynı yukarıdaki gibi olmuştur.
Amerika Deniz Kuvvetlerinin ısrarla yalanladı gökkuşağı projesi resmi ismini taşıyan bu deneyi.Hala üzerimde esrar perdesi bulunan deneyin amacının düşman radarlarını tespit edilemeyen bir gemi yapmak, daha da ötesi optik görünmezlik teoremini gerçekleştirmekti.
Deney için Albert Einstein doktor Nikola Tesla gibi önemli isimler görevlendirilmişti.
Carlos miguel Allande bu deneyi ilk olarak ortaya atan ve hakkında araştırma yapan ilk kişidir.Onun iddiaların üzerinden bu teori ortaya atılmış zihinleri bulandıran bu test gerçekten yapıldı mı sorusu Amerikan Deniz Kuvvetlerine sorulduğunda evet yaptık denmiştir. Deniz kuvvetleri deneyin amacının radarlarda görünmeyecek bir savaş gemisi üzerinde  yapmanın planlandığı Allande'nin hayal gücün çok geniş olduğu kesinlikle bir yerden bir yere taşınma gibi bir olayın olmadığını iddaa etmiştir.Yani devlet bu olayı kesin bir dille yalanlanmıştır.

Ordu arşivlerde yapılan çalışmalarda görünmezlik veya teleportasyon gibi iddiaların olmadığını, kesin bir dille söylemiş fakat yapılan araştırmalarda Eldridge gemisinin norfolk virjinya da limanda görüldü tanıklar tarafından söylenmiş olup hala sır perdesi aralanmamıştır.
Philadelphia deneyi nin odak noktasını oluşturan 1240 tonluk bu sese Eldridge isimli destroyer New Jersey de inşa edildi ve 1943 yılında suya indirildi.Atlantikte escort görevlerinde bulunan gemi 1946 da ıskartaya çıkarıldı.1951 de Yunanistan deniz kuvvetlerine hibe edildi ve Leon ismi ile hizmete devam etti.Efsane gemiden en son 22 ekim 1999 da haber alındı.Bu gemi Yunanistan'ın Pire limanında jilet olmak için sırasını bekliyordu ve sonunda gerçekten görünmez oldu.
Bugünün teknolojisi ile yapılması neredeyse imkansız olan bu deney acaba yapıldı mı yoksa Amerika bu iddiaların ortaya çıktığı sırada ikinci dünya savaşı devam etmekteydi.Amerika rakiplerine psikolojik üstünlük sağlamak için böyle bir yalanı ortaya sürmüş olabilir. Yoksa hepsi hayal ürünü mü siz söyleyin....

28 Şubat 2015 Cumartesi

CIA'nın Fiyaskosu:Domuzlar Körfezi Operasyonu


CİA'nın çuvalladığı ve başaramadığı büyük bir fiyasko ile sonuçlanan Castro rejimini devirmeye yönelik bir operasyondur Domuzlar körfezi operasyonu...
1961 yılında Kennedy daha yeni başkan seçilmiştir. Seçilmesinin ardından CİA Küba'da ki rahatsız oldukları Castro rejiminde kurtulmak için yaptığı çalışmaları öğrenmiş
bu komünist rejimin yapılacak bir operasyon ile devredeceği fikri başkanı pompalanmış ve başkan kabul etmiştir. Gizli servis Küba liderinin ortadan kaldırmak için 13 milyon dolarlık özel bir bütçe çıkarmıştı.Florida'da yerleşik 1500 kadar kübalı CİA tarafından Guetalama da silahlı eğitime alındı servis silahlandırıp eğittiği bu devşirme orduyla Castro devirme hedefliyordu.Kübalı pilotlar ise Nikaragua da eğitim uçuşu yaptırılıyordu.

Hazırlıklar düzgün ve sistemli olsada gizli servisin yaptığı ve öngöremediği istihbarat hatalarının neticesinde bu operasyondan Miami'deki sokakta oynayan çocuğun bile haber olmuştu tabii ki Küba lideri Castro'nun da...
Fidel Castro kendine göre bu operasyona hazırlıklara başlamıştı.
Başkan Kennedy Amerikan ordusunun önde gelenleri nin çekinceleri olsa da 2506 numaralı tugay adı verilen bu devşirme orduya operasyon iznini gizli servisin desteğiyle vermiş , CIA başkanı Dulles daha önceki örtülü operasyonlardaki başarıları örnek vererek başarıdan emin olduğunu başkana bildirmiştir. Ancak kenedi herşeye rağmen operasyonun inkar elde edilebilir bir yapıda olmasını istiyordu Kennedy.Bunun için her ne olursa olsun 2506 ya havadan ve denizden destek verilmemesi karara bağlandı.
Gizlilik adına devşirme ordunun çıkartma yapacağı yer önceden belirlenen noktanın yerine son anda Domuzlar körfezi seçildi ve 15 nisan 1961 sabah başlayan operasyon daha ilk andan itibaren bozgunla başladı.Kübalı asilerin komutasındaki bombardıman uçakları Küba hava kuvvetleri'ne ait üstleri imha edemedi ve Castro'nun jetleri ilk saldırı dalgasından yara almadan kurtuldu .İkinci dalgada muhaliflere ait bazı uçakları düşürdü. 17 nisanda domuzlar körfezi nde çıkan muhalif ordu kendisini bekleyen Kübalı askerden yoğun ateş ile karşılaştı, Castro çetin ceviz çıkmıştı.Jetlerin muhaliflere cephane taşıyan ikmal gemilerini de batırınca bu devşirme ordu tam anlamıyla kaderi ile baş başa kaldı ve esir düştü.Sadece bir kısmı Amerikaya  kaçabildi.

Tam bir fiyasko ile sonuçlanan bu operasyonun ardından CIA başkanı Dulles görevinden istifa etti.Akabinde Amerika ve  öfkeli Kennedy dünya kamuoyuna rezil olmuştu.
Castro kesin bir zafer almış iktidarını sağlamlaştırmıştır.Kennedy'nin gizli servisi mafedeceğine dair sözlerine yakın çevresinde duyulduğu söylenir.
Bu fiyasko operasyonun ardından başkan Kennedy CIA ile yıldızı hiç barışmadı ve kennedy suikastı sebep olan olayın Domuzlar körfezi operasyonu olduğu hala söylenmektedir.

23 Şubat 2015 Pazartesi

AIDS biyolojik bir silah mı yoksa hastalık mı


Kan yoluyla bulaşan ve bağışıklık sistemini çökerterek hastanın ölümüne neden olan ve şuan çaresi bulunamamış bir virüs hastalığıdır AIDS. Bu hastalık tıp literatürüne 1981 yılında girmiştir.O günden bugüne hastalığın homoseksüellere ve afrika kökenli siyahlara karşı ,bu kesimin temizlenmesi için laboratuar şartlarında hazırlanan bir biyolojik silah olduğu iddia edilmektedir.
Her ne kadar bu iddialar kesin bir dille reddettilsede hıv virüsünün genetik çalışmalar sonucu üretildiğine dair şaşırtıcı bilgiler bulunmaktadır.
Uzmanlar Aids'in Afrika'daki maymunlardan ortaya çıktı şeklinde bir önermesi bulunmaktadır.Fakat bazı tıp çevrelerine göre bu ihtimal çok düşük ve gerçek dışıdır.AIDS in ortaya nasıl çıktığı araştırıldığında 1978 ve1981 yılları arasında binlerce homoseksüel gönüllü üzerinde yapılan hepatit b deneylerinde kadar bu hastalığın araştırıldığı söylenmektedir.Acaba hastalık ,bu deneyler sırasında deneklere virüs vermek suretiyle bilerek bulaştırdı mı. 1981 yılında yayınlanan raporda ilk 26 AIDS hastasının eskiden sağlıklı ve hepsinin homoseksüel olduklarına işaret ediyordu ve bu rapor iddiaları güçlendirmektedir. 
Aids hastalığı çıkmadan önceki 10 yıl süresince Amerikan hükümetinin izniyle vücudun dayanıklılık sistemini tahrip edecek bir kanser virüsü yapılması için hayvanlar üstünde çalışmalarda bulunulduğu bilinmektedir. Acaba üstünde çalışılan virüs Aids virüsü müydü?Amerikadaki yetkili merciler sürekli kamuoyuna bu hastalığın maymunlardan ortaya çıktığını fikrini pompalamakta olup buna delil olarak afrikalılarda bu hastalığın daha çok görünmesini gösteriyordu fakat gerçek şu ki afrikadaki ve haiti'deki Aids vakalarının ortaya çıkmasıyla Manhatten'daki homoseksüel hastaların baş göstermesi aynı zaman dilimine rastlıyordu. Daha da ötesi Uganda'da cinsel olarak pasif olan yaşlılar üzerine yapılan araştırma deneklerin hiç birinin hiv virüsü taşımadığını ortaya koymuştur.Yoksa afrikalı maymun hikayesi uydurma mı?

 AİDs'in afrika new york'ta nasıl aynı anda ortaya çıktığı cevabı verilememiştir.Aynı şekilde ortaya çıkan bu hastalık tedavisini yapmak isteyen ve gerçekleri açıklamak isteyen doktorlar tamamen susturulmuş ,çalışmaları askıya alınmış, ve bir kısmı şüpheli şekilde de ölü bulunmuştur.Bunlardan en ünlüsü doktor Stocker ve kardeşidir.Doktor logan hyperthermia tekniği ile tedavi yoluna gitmeyi denemiş, iki hastasını bu teknik ile tedavi etmiş biri hiv virüsünden tamamen kurtulmuştur.Bu teknikte hastanın kanı 5 saat boyunca yüksek derecede ısıtma suretiyle hastalıktan kurtulma yoluna gidilmektedir.Başarıya ulaşan doktor Logan 50 kadar hastada bu tekniği deneme yoluna gitmiş, bunu hastanesinde bildirmiş ve hemen çalışması durdurulmuştur.Hükümet çevrelerince yalancı konumuna düşürülmüş ,tıp çevreleri tarafından aşağılanmış kariyeri zedelenmiştir. 1969 yılında pentagon sözcüsü kongrede verdiği ifadede yaşanan gelişmelerin kendilerini biyolojik savaş alanında çalışmalar yapmaya ğittin ifade etmektedir. Peki neden böyle ölümcül bir iş ile uğraşıldı.Aids hastalığının kim olduklarını ve kimlere bulaştıklarını incelendiğinde sorunun cevabı verilecektir.
Tabiiki nedeni Amerikan hükümetinin sevmediğin afro amerikalılar yani zenciler homoseksüeller yani toplumun dışladığı insanlar genellikle hastalığı cinsel yolla bulaştığı için homoseksüel ve zenci hastalar ölmekte ve onlara göre toplum temizlenmektedir. Sanırım hastalığın ortaya çıkış nedeni ne cevap olmuştur.

19 Şubat 2015 Perşembe

Küba Füze krizinde Türkiyenin etkisi


Ülkemizde pek bilinmez ama Dünya Ekim 1962'de nükleer dünya savaşının eşiğine gelmişti. Taraflarından biride Türkiyedir.
ABD li casus uçakları Küba'da keşif uçuşu yaparken adada nükleer savaş başlıkları tespit etmiş ve ortalık karışmıştır.
Başkan Kennedy Kübayı denizden ablukaya almış;  o esnada yolda olan ve savaş başlıkları taşıyan Rus gemilerinin Küba'ya girmeden batıracağını dünyaya ilan etmiştir.

Liderler karşılıklı olarak restleşmeye başlamıştır.Kimse geri adım atmazken ABD, birleşmiş milletler ve NATO'ya bilgi vermekle yetinmiş, onaylarını almamıştır.
Ülkeler arası mektuplaşma ve büyükelçilerin gizli görüşmeleri aynı zamanda gizli pazarlıklar sonucu Sovyetlerden geri gelen Küba'yı işgal fikrinden vazgeçin rampaları sökelim teklifi sonucu Ekim bunalımı da denen bu olayla birlikte bir nevi soğuk savaşı yumuşatmaya başlamıştır.
Sovyetler Küba'daki füzelerin rampalarını sökme teklifine karşılık Türkiye'deki Jüpiter füzelerinin kaldırılmasını istemiştir.daha görüşme sürerken füze rampaları Türkiye sorulmadan kaldırılmaya başlanmıştır.Bu durum ABD'nin Türkiye'ye ne kadar sallamadığını göstermektedir aslında.O dönemde Türkiye'nin başında kim olduğunu sorarsanız tabii ki 17 mayıs darbecileri ve CHP olduğunu görürsünüz.Jüpiter füzelerinin Türkiye'den kaldırılması olayını Türk halkı 40 yıl sonra öğrenmiştir.
Nikita Kruşçev Jüpiter füzelerinin den kaynaklanan rahatsızlığını batılı gazetecilere verdiği bir yemekte Karadeniz kıyısına ve ufku gösterisi ne görüyorsunuz diye sormuştur.Gazeteciler bir şey göremediklerini beyan ettiğinde Rus lider benim gördüğüm bana karşı çevrilmiş jüpiter füzeleridir diyerek rahatsızlığını  dile getirmiştir.

Küba füze krizi olayının sonunda taraflar anlaşmış ve Kübada ki Sovyet füze rampaları sökülmüş Türkiyedeki jüpiter füzeleri temizlenmiş ABD Küba'ya saldırmayacağız ve toprak bütünlüğünü koruyacağız sözünü vermiş bunun yanında Rusya ise Türkiye'ye saldırmayacağız ve toprak bütünlüğünü koruyacağını söylemiştir.
Ekim bunalımının sonunda Ruslar Kruşçev iktidarının yenilgiye uğradığını düşünmüş ve onu koltuğundan indirmişlerdir. Çin, Sovyetleri Küba'yı yalnız bırakmak ve komünizm davasına ihanet ile suçlamış Moskova, Pekin arası açılmıştır.Krizin ardından soğuk savaş yumuşamış ve Washington ile Moskova arasına doğrudan haberleşmeyi sağlayacak özel telefon hattı kırmızı hat çekilmiştir.Küba füze krizi birçok gelişme kapı aralarasada krizin zirveye tırmandı 27 ekim 1962, tarihe nükleer savaşın eşiğinde gönülden gün olarak geçecek ve Küba lideri Castro savaşa ne kadar yaklaşıldı diye sorulduğunda baş parmağıyla işaret parmağının arasından hava geçmeyecek şekilde yaklaştırıp işte bu kadar yaklaştık diyecekti.

17 Şubat 2015 Salı

Kennedy Suikasti


Joseph Kennedy ve ailesi tarihe uğursuzluklar ailesi olarak geçmiş bir ailedir.
Aslen İrlandalı olan baba Kennedy Boston'un sayılı zenginlerin dendir.Baba Kennedy büyük oğlu Jor Jr Kennedy'i çok istediği başkanlığa büyük uğraşlar sonucu getirdiğinde yıl 1960 ı gösteriyordu.
Oğlu John F Kennedy Demokrat partiden 35. ABD başkanı seçilmişti.
Kennedy'nin başkan seçilmesinde 2. Dünya savaşında gösterdiği kahramanlık,yakışıklığı,güzeller güzeli eşi ve karizması etkin rol oynuyordu.herkes Kennedylere hayrandı.Başkanlığıyla ülke adeta şaha kalktı.Ekonomi gelişti, işsizlik azaldı, refah arttı.22 kasım1963'te adeta ülkeye ve Kennedylere Nazar deydi. Başkan Kennedy Denver'da üstü açık arabada uzun namlulu silahla suikaste uğradı ve korumasıyla öldürüldü binlerin gözü önünde.Olaydan sonra Lee Harwey Oswald isimli saldıgan yakalandı ve polis adliyeye götürürken Jack Ruby tarafından öldürüldü.
Olayın ardından gerçeği araştırmak için Warren komisyonu kuruldu fakat kafalar dahada karıştı çünkü komisyonun teorisi kavisli bir merminin iki kişide 7 yara açması ve ateşleyenin, Başkanı Küba politikaları yüzünden vurduğuydu.
Olayda ki Çelişkiler ve Çelişkiler:
-Tek yerden atış yapılarak Tek kurşunla araçtaki 2 kişi ölmüş 2 kişi yaralanmış denildi oysaki onlarca tanık iki yerden defalarca ateş edildiğini ifade etmişlerdir.
-Başkanın ilk Otopsisi çömez bir doktora CIA gözetiminde yaptırılmıştır.
-Vurulma anında çalılıklardan ateş edildi diye oraya koşan polis memuru , kendisini gizli servis elemanı olarak tanıtan kişilerce engellenmiştir.
-Suikasti gerçekleştiren Oswald tamamen karakutu ve ifadeler ve tanıklar gösteriyor ki suikasti işlemesi ve aynı anda kaçması imkansız olup silahı depoya nasıl soktuğu belirsiz.Üstünü değiştirmeye giderken polis tarafından durdurulmak istenince polisi öldürdüğü söylenir fakat kendisi başkan dahil kimseyi öldürmediğini ifade etmektedir.
Peki neden öldürüldü? İşte iddialar
- Başkan yardımcısı Johnson'un Kennedy'i sevmemesi ve başkan olmak istemesi.
-Kübalılar özellikle başarısız olan Domuzlar körfezi Çıkarmasının başarısızlını başkana bağlıyor ve Castro ya taviz verildiğini düşünmekteydiler.
-KGB'nin öldürdüğuü iddiası Oswald'ın Rusya da 1 yıl kadar yaşaması ve bur Rus ile evli olması bu iddiayı güçlendiriyor.
-Barışsever Kennedy'nin Vietnamdan çekilme kararı ve bununla birlikte silah satıcılarının suikasti işlediği öne sürülüyor.
-Cia ve mafyanın sevmedikleri başkandan kurtulmak istemesi.Bir nevi derin devlet reaksiyonu.
-Marilyn Monroe ile yasak aşkı ve kadınlara olan düşkünlüğü nedeniyle devletin namusunu temizlediği de iddialardan biridir.
-Aslında komünist olduğu ve gizlice komünist lerle anlaşması üzerine öldürüldü iddiası
İddialar çok olsa da suikast işlenmiş ve ardından aday olan kardeşi de suikaste uğramıştır. Kennedy ailesiyle ilgili herşeyin üstü örtülmüş hatta cenazesi bile denize gömülmüştür.Bu suikast gizli güçler tarafından birazda acemice işlenmiş ve sırlala doludur.
Bu olayı biraz daha deşmek isteyenlere Oliven Ston'nun JFK adlı filmini ve Mançuryalı adam isimli filmleri izlemenizi tavsiye ederim.
Not:Yazı tamamen bana aittir.




Amerika Kıtasını Müslümanlar mı Keşfetti ?




İngiliz Yazar Gavin Menzies’e göre Çinli Müslüman kaptan Zheng He 1421’den 1423’e kadar süren seferinde ; Avusturalya, Yeni Zellanda, Amerika, Antartika ve Kuzay geçidi’ni keşfetmiş, Magellan’dan önce dünyayı dolaşmış ve Amerikayı Kolamb’tan önce keşfetmiştir.Acaba bu gerçekten böle mi olmuştur.
Şu an gündemde olan tartışma batılı kaynaklar tarafından hemen yalanlanmaya başlandı .Onlara göre Bir Müslüman denizci böyle bir yolculuk yapmış olamazdı;peki gerçekten bu böyle mi?peki Zheng He kimdir?Zheng he Çin sarayına devşirme olarak getirilmiş bir çocuktur.Zekası sayesinde sivrilmiş ve Çin İmparatoru tarafından Donanmanın başına getirilmiş Müslüman Çinli bir Amiraldir.
Çin İmparatoru bu yıllarda Hint okyanusundaki etkinliğini sağlamak ve Çin’in gücünü dünyaya göstermek için 317 gemilik dev bir filo yaptırmış ve sefere göndermek için başına en sadık adamı Amiral Zheng He’yi getirdi.Filo o kadar büyüktü ki dünya 2. Dünya savaşına dek  o denli büyük bir filo görmemişti.
Zheng He’nin filosu muazzam büyük gemilerden oluşuyordu.Dayanıklı gemilerde toplamda 27870 mürettebatla beraber çeşitli hediyeler ve tehcizat vardı. Gemiler bugün ki uçak gemileriyle aynı görevi yapıyor yapıları nerdeyse birbirine benziyordu.
Yani bu gemiler dünyayı dolaşacak kapasitede ve donanımdaydı.Resmi tarihe göre bu donanma sadece liman ziyaretleri yapmış ülkelerarası alışverişte bulunmuş ve Hint okyanusundaki korsanları temizlemiştir.Peki dahası?
Tüm dünyayı dolaşmış ve haritalandırdığı varsayılmaktadır.Bugünki ABD’nin California kıyılarını keşfetmiş olup Avusturalya’yı ziyaret etmiş ve haritalandırmıştır.İddi ya göre Avustralyayı keşfeden James Cook’ta Zheng He’nin haritalarından olduğu söylenir.Aynı haritaları Magellan da kullanmıştır.
1428 yılına ait bu yerleri gösteren Çin haritaları bulunmuştur.Asya da bulunan ve keşfedildiğinde Amerikada da olan Asya tavuğu,mısır,patates,Hindistancevizi iddilara kaynaktır.Ayrıca Yapılan araştırmalarda da Kızılderililer ve Çinliler arasında DNA benzerlikleri bulunmuştur.Ayrıca California ve Los Angeles’te Çinlilere ait iskeletleri ve denizde Çin gemilerine ait kalıntılar bulunmuştur.
Her ne kadar Batılı kaynaklar bu iddiaları 17. Yüzyılda Amerikaya yaşanan büyük Çinli göçüne dayandırsa da bugün yapılan araştırmalar Amerika Kıtasını Zheng He’nin keşfettiğidir.Hatta Bugün ABD Kongre kütüphanesinde KubİLAY KAAN dönemine ait bugün ki Amerika kıtasını gösteren bir harita vardır ve Zheng He bu haritadaki boylam yalnışlıklarını düzeltip Amerika’yı keşfetmiştir.

Bugün gösteriyor ki Batı kendini üstün göstermeye çalışsa da gerçekler tarih yoluyla açığa çıkmaya başlamıştır.

13 Şubat 2015 Cuma

Pealr Harbor Atom bombası atmak ve Savaşa girmek için YEM mi edildi

Bilindiği üzere 7 Aralık 194 sabahı Japonya hava kuvvetleri Hawaii de bulunan ABD donanmasına  çok ani ve habersiz bir saldırı gerçekleştirdi ve bu saldırı sonucu 2043 ölü ve 1178 yaralının yanı sıra 18 savaş gemisi ve 188 uçak imha edilmiştir.
Bu olay ABD ‘nin 2. Dünya savaşına girmesine sebep olmasıyla birlikte ve 1945’te Japonya’ya 2 adet nükleer bomba atarak savaşın bitmesine en büyük etken oldu.2. Dünya savaşı totalde ABD’nin en fazla kazanç elde ettiği savaştır.Atom bombalarıyla dünyayı korkuturken Avrupayı Nazi’nin elinden kurtarma(Normandiya çıkartması) ve sağladığı yeni dünya düzeyiyle bugün bile etkileri süren bir Süper Güç algısı oluşturmuştur.Yani kısaca bir taşla kuş katiamı yapmıştır.
Pearl Harbor olmasaydı bunların hiçbiri olmaya bilirdi.ABD savaşın başında çekimser bir tavır sergilemiş ve savaşın dışında nazilere arşı savaşan ülkelere malzeme ve petrol satmaktaydı.Başkan Franklin Roosevelt savaşa girmek istemesine rağmen halk ve senetodan yeterli destek alamadığı için savaşa giremiyordu ta ki Japonların saldırısına kadar.
ABD Japonya’ya petrol satıyordu ve Japonya’nın saldırgan tutumu nedeniyle ülkeye ambargo uygulayarak petrol satışını durdurdu.Japonya bunu savaş sebebi sayacağını ilan etti ve hazırlıklar başladı.Japonya aklınca istibarat toplayıp ABD ye duyurmadan sürpriz bir baskın hazırlıyordu.Bunun için en iyi hedef Hawai de bulunan ABD donanmasıydı.
Ama ortaya çıkan kayıtlar, raporlar ve savaş belgelerinde açıkça görülmektedir ki ABD nerdeyse her ülkeden (Peru dahil)gelen istihbarat raporlarını ısrarla görmezden gelmiştir.FBI, CIA saldırının olacağı tarihe kadar başkana bilgi vermiş ABD Alman büyükelçisi bizzat Japonların gizli bir baskın yapacağını gizli şifrelerle ABD ‘ye iletmiştir.Fakat Washington ısrarla donanmanın baskına uğrayacağı haberine gözlerini yummuştur. Adeta donanma yem edilmiştir.Baskından hemen sonra daha hasar raporu bilinmeden  başkan büyükelçiyi arayarak “zaten gemiler eskiydi Japonlar onları imha ederek bize iyilik yapmış oldular” diyecekti ama Japonların yapmış olduğu iyilikler daha bitmemişti.

Peki ne için ? Pek çok araştırmacı bunun atom bombalarının atılmasına zemin hazırlamak için olduğunu  söylese de asıl cevabı Başkan  Roosvelt Tahran da bir araya geldiği Stalin’e “Eğer Japonlar bize saldırmasaydıAvrupa’ya asker göndermemiz çok zor olurdu” diyen başkan saldırıdan 4 ay önce sanki olacakları tahmin edermiş gibi  senetoda “Savaşları haklı çıkaracak bir olayın gerçekleşmesi için mümkün olan herşey yapılmalıdır” demiş olup bu konu hakkında çıkardığınız sonucu size bırakıyorum.
Not: Yazı tarafıma aittir alıntı ve kopya değildir.

10 Şubat 2015 Salı

Mars'ta Hayat Var mı? Marstaki Yüz KİMİN?




Çok uzun zaman önce Mars gezegeninde bugün ki gibi soğuk ve steril bir atmosfer yoktu ve bitkiler hayvanlar, hatta akıllı canlılar, büyük medeniyetler yaşıyordu. Okyanuslar, piramitler, ormanlar vardı ve hatta bize benzemeseler bile insanlar  yaşıyordu.


Bu komplo teorisi bir masal gibi görünse de pekçok bilim adamı ve araştırmacı bu savın peşinden girmiş ve ciddi araştırmalar yapmıştır.Peki bunları bu düşüncelere iten ne olmuştur.

Viking 1 adlı uzay aracı 1976’da Mars yüzeyinde elde ettiği fotoğrafları dünyaya ilettiğinde dünya çok uzun ve derin bir tartışmanın içine itilmişti.Aracın Mars’ın Cydonia bölgesinden aldığı fotoğraflarda var olduğuna inanılan insan yüzü şekli dünyayı şoke etmiş ve tartışmalar başlamıştı.
Çekilen 60 bin resim bu yüz şeklinin gölge yanılması değil somutbir şekil olduğu gerçeğini yansıtıyordu.Başka bir olay ise yüz şeklini işaret eden piramit şekliydi.Aynı zamanda şehir kompleksi şeklinde yapı kalıntılarına benzer şekiller keşfedilmişti.Bu üç şekil bir üçgen oluşturuyordu.

Bu keşiften sonra ortalık karıştı ve Mars’ta hayat olduğu ya da önceden var olan medeniyetin insan yüzü ve piramit dahil pek çok yapı yaptığını ve bu canlıların insandan daha akıllı olduğu savları ortaya atıldı.



Bu tartışmalar hararetle sürerken 1993 yılında NASAtartışmaları bitirmek için Mars Observerisimli uydusunu söz konusu bölgeye gönderdi ve gözlem aracı bu bölgede kayboldu! Bu kayboluşun ardından tartışmalar hiç bitmedi.Bir grup NASA’nın canlıları keşfettiğini ve durumu gizlemek için uyduyu kaybettiğini iddia etti ,bir kısım ise aracı uzaylıların kaçırdığını…..

Tartışmalar sürerken 97 yazında Pathfinder isimli uzay aracı NASA tarafından Marsın yüzeyine inmek üzere gönderildi.Uzay aracı kızıl gezegenin yüzeyinden yolladığı görüntülerden sonra NASA yaptığı açıklamada Marsta şimdi olmasa bile bir zamanlar hayat vardı!ABD başkanı Bill Clinton bunun insanlık için en heyecan verici bulgu olarak açıkladı.


Daha sonraları Mars ile ilgili milyonlarca fotoğraf yayınlandı,  haber yapıldı ama esrar perdesi hiç aralanmadı.Bir kesim bu iddiaları çürütmek için keşfedilen şekillerin doğal yaşlar ve yapılar olduğunu iddia etse de Mars’taki medeniyet kavramına inananların sayısı oldukça yüksektir.

31 Ocak 2015 Cumartesi

Amerika Gerçekten Ay"a Gitti Mi?



Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım..." Neil Armstrong'un 37 yıl önce dünya tarihine geçen bu sözünün artık hiçbir kanıtı yok. O anın orijinal görüntülerinin, NASA'nın Maryland'deki üssünde kaybolduğu ortaya çıktı. Avustralyalı bir bilim adamı tarafından ortaya çıkarılan olay, "ABD Ay'a gitmedi. Görüntüler stüdyoda tezgahlandı" tezini savunan binlerce komplo teorisyenini de sevindirdi. Teorisyenler, NASAnın sırrını örtbas etmek için kasetleri ortadan kaldırdığına inanıyorlar.

Stüdyoya mı ayak basıldı?
Komplo teorisyenlerine göre aya hiç gidilmedi, tüm görüntüler bir stüdyoda çekildi. ABD, SSCB ile bir uzay yarışına girişmiş, rakip uzaya insan göndererek öne geçmişti. NASA da buna karşılık, Ay'a gittik yalanını uydurdu. İşte komplo teorisyenlerinin iddiaları:

70 kilo olan Neil Armstrong, yüzeyde derin izler bırakırken, 1 tonluk uzay aracı neden hiçbir iz bırakmıyor?

Astronot gölgede kalmasına rağmen nasıl bu kadar net ve parlak görülüyor?

Güneş gibi çok uzak bir ışık kaynağından bu kadar güçlü bir ışık gelip de taşların bu şekilde gölge yapmasına neden olamaz. Ama stüdyodaki spotlar yapabilir....

Amerika Ay'a gerçekten gitti mi?

Üzerinden yıllar geçmiş olsa da insanoğlunun kafasında hala bazı sorular cevap bulmuş değil. Gitti, gittiyse şimdi neden bir insan gidemiyor. O zamanın teknolojisi müsade ediyorsa bugün her dakika git gel yapılabilmesi hatta ay yüzeyinde fink atılıyor olması gerekmez mi? İşte insanların kabul edemediği ve açıkçası merakta uyandıran, ikileme düşüren o iddialar ve mantıklı gelebilecek antitezleri.

1. Ay yüzeyindeki gölgeler


İDDİA 1. Aya iniş fotoğraflarındaki ışıklandırmanın yapay olduğu savı. NASA'nın Ay yüzeyinde kullandıkları tek ışık kaynağını güneş olarak belirtmesine karşın fotoğraflarda bu tezi çürüten gölgeler olduğu iddiası.

2. Sıcaktır o, yansa duramazsınız!

İDDİA 2. Ay yüzeyinde sıcaklığın -170° ila +150°C civarında olması nedeniyle aya gerçekten inmiş olmaları durumunda Neil Armstrong ve Buzz Aldrin'in fotoğraf makinelerinin vesaire erimiş veya donmuş olmaları savı

3. Bayrağın havasız ortamda dalganmaması lazım?

İDDİA 3. Bazı video görüntüleri: Mesela A-15 filminde bir astronotun omuz hizasından cisimleri bırakış sahnesinde cisimlerin hızı ve katettikleri mesafe analiz edildiğinde bu görüntünün ya Dünya'da çekilip yarı hızda oynatıldığı ya da ayda olduğu iddia edilen astronotun sadece 115 santimetre boyunda olması gerektiği iddia edilmiştir. Atmosfersiz ve dolayısıyla rüzgarsız ve oksijensiz ay yüzeyinde Amerikan bayrağının dalgalanması ve LEM örümceklerin Ay yüzeyinden kalkarken ateş ve duman çıkarmalarının imkânsızlığı öne sürülmüştür.

4.Sovyetleri bir an önce yenme isteği
Nitekimde başarılı oldu palavradan gittik değince suya sabula dokunmadan yarışı kazandılar

5. Tetkik yok bişey yok kardeşim!

İDDİA 5. Astronotları 6 kere aya gotürüp getiren LEM araçlarının bu olaylardan önce veya sonra tarafsız otoritelerce test veya tetkik edilmediği savı.

6. Kol saatiyle aya gittiler.

İDDİA 6. Apollo araçlarda bulunan ve 2 kb RAM, 36 kb ROM kapasitede çalıştığı belirtilen ilkel analog bilgisayarın [Apollo Guidance Computer] modern bir elektronik kol saatinden daha az işlem gücüne sahip olması bakımından aya gidişte yetersiz kalacağı.

Sizin bu konudaki fikirleriniz neler..Rusya ile yarışın ortasındaki bir Amerikanın gerçekleri değilde sahte oyunlarıyla Dünyayı kandırmış olabilir mi?