aids etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aids etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2015 Perşembe

Irkçılığa Sonuna Kadar Direndi Nelson Mandela


Güney Afrikanın lideri Nelson Mandela, ömrü boyunca ırkçı Avrupalılara karşı mücadele etmiş ve sonunda direnerek kazanmıştır.İdealleri uğruna yıllarca cezaevinde yatan, işkence gören Nelson Mandela asla pes etmemiştir.

Güney Afrika'nın mahalle kabilelerinden biri olan Tembu ların liderinin çocuğu olarak doğan Mandela, kabile kültürü içinde yetişti.Fakat buna rağmen iki ayrı üniversiteyi bitirecek kadar idealistti.Hukuk okuduğu yıllarda Gandi gibi ırk ayrımcılığı ve adaletsizlikten illallah etmiştir çünkü güney Afrika'da tek bir gerçek vardı beyaz san insansın, siyahsan sen yoksun....
Yaşadığı dünyaya duyarlı olan her insan gibi Nelson Mandela da 1944 te bu böyle gitmez dedi ve paçaları sıvadı.Ayrımcı rejime karşı Apartheid rejimine karşı mücadele eden Afrika Ulusal Konseyi saflarına katıldı.Ülkesinde bulunan çok az sayıdaki nitelikli simadan biri olmasının yanı sıra davaya olan inancıyla konseyin parlayan yıldızlardan biri oldu.Ancak bu yükselmeyi fark eden beyazlar, hak arayışlarına da set çekmekle gecikmedi.Mandela başta olmak üzere konseyin diğer ateşli liderleri vatana ihanet suçundan kodese tıktı.1956 da hapse giren Nelson Mandela hapisten ancak 5 yıl sonra çıkacaktı.Çıktığında Afrika ulusal konseyi yasaklanmıştı.Konsey yasaklanınca Mandela ırkçı rejime karşı silahlı mücadele çağrısında bulundu .Ulusun mızrağı isimli örgüt de böyle de olmuştu.Afrika ülkelerinde eğitim alan gerillalar sabotaj eylemlerine girişti.Batı rejimi 1963 te tekrar Mandela'yı hapse tıktı ancak bu kez mahkeme ırkçı rejimin tam anlamıyla uluslararası projektörlerin odağına yerleştirildi.Uluslararası baskılara dayanamayan mahkeme önce idam kararı verdi ardından baskılara dayanamayarak Nelson Mandela'yı ömür boyu hapse ceza verdi.
Mandela'nın hapis hayatı başlamıştı.1964 ten 1981 yılına dek hayatını Robben adası hapishanesindeki bir hücrede geçirdi.Sağlam girenin ölü çıkacağını kesin gözüyle bakılan bu yerde Mandela arkadaşlık sayesinde ayakta durdu.Diğer siyasi tutuklular tutuklularla kurduğu bağla hayata dört elle sarıldı ve düzenli spor yaparak ve sürekli okuyarak hapishaneyi ücretsiz hayat akademisine çevirdi.
Batılı özellikle İngilizler Mandela'nın unutulacağını sandı fakat evdeki hesap çarşıya uymadı.Mandela'nın ünü gün gittikçe artmaya başladı.Her geçen gün dünyanın sinirini daha çok bozan bu rejim ırkçı rejime karşı Mandela'nın serbest bırakılmasına dönük yönelik baskılar arttı.Güney Afrikalı beyaz liderler her sabah uyandıklarında bu sebepten dolayı yeni bir ülkenin kendilerine ambargo uyguladığını ve ilişkiyi kestiğini görüyordu.80 lerin ortasından itibaren hem Nelson Mandela el altından görüşmeye başladı.Bu reJim defalarca Mandela 'ya şartlı hürriyet önerdiler ama kabul etmedi Nelson Mandela.
Mandela sonunda 11 şubat 1990 da serbest bırakıldı.Mandela'nın serbest bırakılması aynı zamanda rejimin resmen de olmazsa sembolik olarak sonunun geldiğine işaret ediyordu.Daha ilk anda olumlu açıklamalar yapan Mandela nisan 1994 te yapılan ilk serbest ve adil seçimlerin ardından halkın oyunun yüzde 65 ini alarak Güney Afrika'nın ilk devlet başkanı oluyordu.
Kötüleşen sağlık durumundan dolayı 1999 da emekliye ayrılan Mandela daha sonra çok sayıda Afrikalının AIDS yüzünden ölmesine karşı yürüttüğü kampanyalarda mücadelesine farklı kulvarlarda sürdürmüş fakat daha sonra ölmüştür.

Güney Afrikadaki ilk siyah hukuk bürosunu açan Mandela başlangıçta gerçek ismini farklı olduğu fakat ingilizce öğretmenlerinden biri nin ona Nelson adını verdiğini, maraton uğraştığını 250 den fazla ödüle layık görülerek bu alanda rekor kıran biri olduğunu görmekteyiz.Kendi tabiriyle en büyük başarısızlık AIDS'in Güney Afrika da yayılmasına engel olamamak olduğunu söylemiştir.
Ayrıca çok ilginç bir not 1994 yılına kadar bundan 20 yıl önceye kadar Nelson Mandela'nın devirdiği Aparhaid rejim sayesinde siyahlar ve beyazlar aynı otobüse binmeye başladı.Yani bu şu demek oluyor, 1994 e kadar Güney Afrika'da siyahların ve beyazların aynı otobüse binmesi yasaktır.Bu modern batının ne kadar modern  olduğunu bize gösteriyor.Bize insan hakları dersi veren batı daha yakın tarihimize kadar insanlara değer vermeyen bir anlayışa sahiptir.

23 Şubat 2015 Pazartesi

AIDS biyolojik bir silah mı yoksa hastalık mı


Kan yoluyla bulaşan ve bağışıklık sistemini çökerterek hastanın ölümüne neden olan ve şuan çaresi bulunamamış bir virüs hastalığıdır AIDS. Bu hastalık tıp literatürüne 1981 yılında girmiştir.O günden bugüne hastalığın homoseksüellere ve afrika kökenli siyahlara karşı ,bu kesimin temizlenmesi için laboratuar şartlarında hazırlanan bir biyolojik silah olduğu iddia edilmektedir.
Her ne kadar bu iddialar kesin bir dille reddettilsede hıv virüsünün genetik çalışmalar sonucu üretildiğine dair şaşırtıcı bilgiler bulunmaktadır.
Uzmanlar Aids'in Afrika'daki maymunlardan ortaya çıktı şeklinde bir önermesi bulunmaktadır.Fakat bazı tıp çevrelerine göre bu ihtimal çok düşük ve gerçek dışıdır.AIDS in ortaya nasıl çıktığı araştırıldığında 1978 ve1981 yılları arasında binlerce homoseksüel gönüllü üzerinde yapılan hepatit b deneylerinde kadar bu hastalığın araştırıldığı söylenmektedir.Acaba hastalık ,bu deneyler sırasında deneklere virüs vermek suretiyle bilerek bulaştırdı mı. 1981 yılında yayınlanan raporda ilk 26 AIDS hastasının eskiden sağlıklı ve hepsinin homoseksüel olduklarına işaret ediyordu ve bu rapor iddiaları güçlendirmektedir. 
Aids hastalığı çıkmadan önceki 10 yıl süresince Amerikan hükümetinin izniyle vücudun dayanıklılık sistemini tahrip edecek bir kanser virüsü yapılması için hayvanlar üstünde çalışmalarda bulunulduğu bilinmektedir. Acaba üstünde çalışılan virüs Aids virüsü müydü?Amerikadaki yetkili merciler sürekli kamuoyuna bu hastalığın maymunlardan ortaya çıktığını fikrini pompalamakta olup buna delil olarak afrikalılarda bu hastalığın daha çok görünmesini gösteriyordu fakat gerçek şu ki afrikadaki ve haiti'deki Aids vakalarının ortaya çıkmasıyla Manhatten'daki homoseksüel hastaların baş göstermesi aynı zaman dilimine rastlıyordu. Daha da ötesi Uganda'da cinsel olarak pasif olan yaşlılar üzerine yapılan araştırma deneklerin hiç birinin hiv virüsü taşımadığını ortaya koymuştur.Yoksa afrikalı maymun hikayesi uydurma mı?

 AİDs'in afrika new york'ta nasıl aynı anda ortaya çıktığı cevabı verilememiştir.Aynı şekilde ortaya çıkan bu hastalık tedavisini yapmak isteyen ve gerçekleri açıklamak isteyen doktorlar tamamen susturulmuş ,çalışmaları askıya alınmış, ve bir kısmı şüpheli şekilde de ölü bulunmuştur.Bunlardan en ünlüsü doktor Stocker ve kardeşidir.Doktor logan hyperthermia tekniği ile tedavi yoluna gitmeyi denemiş, iki hastasını bu teknik ile tedavi etmiş biri hiv virüsünden tamamen kurtulmuştur.Bu teknikte hastanın kanı 5 saat boyunca yüksek derecede ısıtma suretiyle hastalıktan kurtulma yoluna gidilmektedir.Başarıya ulaşan doktor Logan 50 kadar hastada bu tekniği deneme yoluna gitmiş, bunu hastanesinde bildirmiş ve hemen çalışması durdurulmuştur.Hükümet çevrelerince yalancı konumuna düşürülmüş ,tıp çevreleri tarafından aşağılanmış kariyeri zedelenmiştir. 1969 yılında pentagon sözcüsü kongrede verdiği ifadede yaşanan gelişmelerin kendilerini biyolojik savaş alanında çalışmalar yapmaya ğittin ifade etmektedir. Peki neden böyle ölümcül bir iş ile uğraşıldı.Aids hastalığının kim olduklarını ve kimlere bulaştıklarını incelendiğinde sorunun cevabı verilecektir.
Tabiiki nedeni Amerikan hükümetinin sevmediğin afro amerikalılar yani zenciler homoseksüeller yani toplumun dışladığı insanlar genellikle hastalığı cinsel yolla bulaştığı için homoseksüel ve zenci hastalar ölmekte ve onlara göre toplum temizlenmektedir. Sanırım hastalığın ortaya çıkış nedeni ne cevap olmuştur.