ırak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ırak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Unutulan Zafer Kut-ül Ammare


Kut ül amare muharebesi birinci dünya savaşının en önemli muharebelerinden biridir.Osmanlı ordusu Kut ül Ammare muharebesi de Çanakkale'den sonra İngiliz birliklerine ikinci büyük darbeyi vurmuştur.Kut ül Ammare muhaberesi, dünya açısından Osmanlının birinci dünya savaşında tek kazandığı cephe olarak geçmiştir.Nedeni İngilizlerce, Çanakkale zaferi'ni sadece çekilme olarak kabul etmektedir.Ama herkes biliyorki görkemli bir zaferdir.Kut ül Ammare yi tek yenilgi olarak görmektedirler.Buna rağmen dünya Çanakkale'nin zafer olduğunu kabullenmektedir ve ne kadar acı ki Anzaklar çanakkale'de anıtlarını 1930 larda yapmışken, biz Çanakkale anıtımızı 1986'da açtık.Buda tarihimize ne kadar sırtımızı döndüğümüzü göstermektedir.

Gelelim kut'ül ammare zaferine.Kut ül Ammare kuşatması 7 aralık 1915 te başlamış ve 29 nisan 1916 da sona ermiştir.İngiliz kuvvetleri ve müttefikleri Hintli askerler ve Anzaklar den oluşan ordu ile İngilizler, Mezopotamya cephesi dedikleri cephede saldırıya geçmiş, Dicle nehri kıyısında Kut ül Ammare şehri yakınlarında konuşlanmış ingilizlerin kuşatması ile başlayan savaş, kasabanın osmanlı ordusu tarafından ele geçirilmesi ve ingiliz birlikleri nin tamamının esir almasıyla bitmiştir.
Kut ül Ammare, Dicle nehri kıyısında Şattül arap kanalı ile birleşen Basra körfezi'nin kuzeyi ile Bağdat'ın güneyinde bulunan bir kasabadır.
Ingiliz birlikleri basra dan ilerlemiş önce Basrayı ele geçirmiş ve pek bir direnişle karşılaşmadan bağdat'a yönelmişler. Giderli şef nasılsın da yenilen osmanlı askerleri geri çekilerek kudüs şehri yakınlarında mevzilenmiş düzgünce ve ingilizlerle tümgeneral Charles Vere Townshend komutasındaki ingiliz poona(hint tümeni) tümeni Bağdat'a ilerlemeye çalışırken 22-23 kasım 1915 te Selmani Pak muharebesini kazanamayarak geri çekilmiş. 3 Aralıkta Kuta sığınmıştır.Kut şehri ne gelen Mareşal Colmar von der Goltz paşa'nın emriyle Irak komutanı miralay Nurettin bey birliklerin 27 aralık'ta Kutu kuşattı.
Ingilizler Kut'u kurtarmak için General Aylmer komutasında Tigris kolordusuyla hücuma geçti ise de 6 ocak 1916 tarihli şeyh Saad muharebesinde 4000 askerini kaydederek geri çekildi.Bu muharebede geri çekilme emrini veren 9 uncu kolordu komutanı miralay sakallı Nurettin bey görevinden alındı ve yerine Enver paşa'nın kendisinden bir yaş küçük amcası Halil paşa getirildi.İngiliz ordusu 13 ocak 1916 tarihli Vaadi muharebesinde 1600, 21 ocak Hannah muharebesinde 2700 askerini kaybederek geri püskürtüldü. İngilizler mart başında tekrar taarruza geçmiş miralay Ali Ihsan bey komutasındaki 13. orduya hücum etselerde 3500 asker kaybederek geri çekilmişlerdir.Bu yenilgiden sonra general ingiliz Aylmer yerine general Gorringr getirildi.
19 nisan 1916 da 6 ncı kolordu komutanı mareşal Von der Goltz paşa Bağdatta tifüsten ölünce yerine Mirliva Halil paşa(kut) yerine getirildi.
Kut'ta esir kalan askerlerini kurtaramayan ve sonunda dayanamayan İngiliz birlikleri 29 nisan 1916 da Townshend birlikleri 13 general 481 subay ve 13300 er ile Osmanlı kuvvetleri'ne teslim oldu.
Toplamda Ingiliz kuvvetleri ve müttefikleri 23 bin ölü ve yaralı, Osmanlı kuvvetleri 10.000 ölü ve yaralı vermiş toplamda 15 bin e yakın İngiliz askeri esir alınmıştır.İngiliz tarihçisi James Morris Kutun kaybını şöyle tanımlamış "Britanya askeri tarihindeki en aşağılık şartlı teslimi" demiştir.Bu yenilgi İngiliz basınında ve kamuoyunda çok büyük bir infial uyandırmış, orduda istifalar yaşanmıştır.
Işte bu unuttuğumuz zaferinizi gibi başka bir ayrıntı bu çarpışmalarda askeri tarihi açısından başka bir önemi ilk bilinen havadan ikmal denemesi yapılmıştır. İngiliz ordusunun Kut'daki birlikleri ikmal için 26 gün boyunca Dicledeki Ora üstünden deniz uçakları ile kuşatma altındaki birliklerine ikmal gerçekleştirmişlerdir.Ancak bu çabaları yeterli olmamış ve sonucu değiştirmemiştir.
Alman dergisinin Kut-ül Ammare Zaferinden
sonra İngilizleri Alaya aldığı Karikatür

Bu da başka bir anı dır.İddaaya göre güney cephesinde ingiliz birliklerine karşı mücadele etmekte olan ve başında Halil paşa'nın bulunduğu birliğimiz pusu taktiği sonucu İngilizleri çevrelemiş, İngilizleri esir almışlar.Tam bu esnada Halil paşa İngiliz kuvvetlerin başındaki generalin akşam Halil paşa ile yemekte buluşmak istediği haber ulaşır.İngiliz generalin esas amacı bu kadar büyük bir birliğin çevrelendiği haberinin askeri kariyerini ve onurunu zedelemeden nihayete erişmesi...
Halil paşa nezaketen teklifi kabul eder fakat yemeğe İngiliz komutanın yanında bir adam katılır.Yemek bittikten sonra İngiliz komutan "arkadaşım sizinle bir şey konuşmak istiyor ben biraz ayrılıyorum" diyerek kenara çekilir Halil paşa'nın davetsiz misafirinin Arabistanlı Lawrence olduğu anlaşılır.Lawrence Halil paşa'ya "paşam bu zafer Anadolu'dan Avrupa'ya konuşuluyor yanlız biz bu olayın daha fazla kan dökülmeden kapanmasını istiyoruz bu nedenle de kuşatmanın bir tarafında yapacağınız bir açık ile İngiliz askerleri rahatça gidecek ve sizin askerlerinizde daha fazla zorlanmayacak bununla beraber bölgeden çekilirken tüm askeri envanteri de tarafınıza bırakacağız ayrıca ingiliz hükümeti bu davranışınız karşılığını da adınıza açılacak bir hesaba 2 milyon sterlin yatırmayı kabul ediyor"der. 2 milyon sterlin o dönemdeki Osmanlı bütçesini 4 katı bir tutardır.Bunun üzerine Halil paşa komutana dönerek"Ben şerefli bir asker ile barışı konuşmak üzere bir yemek verdim yemek bitmiştir lütfen derhal gidin buradan" der ve bu aşağılık rüşveti kabul etmez.
Halil paşa Kut ül Ammare zaferine istinaden Kut soyadını almıştır.Bu çatışmada ölenler için kasabada Kut Türk şehitliği yapılmıştır.
Kut ül Ammare zaferi Türkiye'de 1952 yılına kadar Kut bayramı olarak kutlanmaya devam etti.Ancak iddiaya göre Türkiye'nin Nato'ya üye olmasının ardından İngilizler bayramın kaldırılması için baskı yapılmış, bayrama ve Kut ül Ammare zaferine yönelik tarihi bilgiler okullardaki tarih kitaplarından bile silindi. Unutturulmak istendi.Çünkü İngilizlerin tarihinde ender yaşadığı yenilgilerden biriydi ve onlar bunu dünyaya unutmaya unutturmaya çalıştılar fakat biz tarihimizi ne kadar iyi bilirsek o kadar daha net önümüzde bakabiliriz.

14 Mart 2015 Cumartesi

Amerika'nın Demokrasi Getirdiği Adam Saddam Hüseyin


İdolü arap milliyetçiliğinin babası mısırın efsanevi lideri Cemal Abdülnasır olan Irak lideri Saddam Hüseyin yıllarca diktatörlük yapmıştır.

1958 de general Abdülkerim Kasım liderliğindeki generaller kral Faysal ı devirerek monarşiyi yıkmışlar ve Kasım başbakanlık görevini üstlenmişti.Lakin Kasım Sovyetlere göz kırpıyordu.Bu durumdan rahatsız olan batı, ona da darbe yaptırarak başa Ahmet Hasan El Bekir geçirdi.Baas partisinde gittikçe yükselen ve yanına pişen Saddam da yardımcısı olmuş, hukuk eğitimini yarıda bırakmış ve iç güvenliğin başına getirilmiştir.İyice yükselişe geçen Saddam Irak devletinde gücünü arttırma başlamıştı.Devrim komuta konseyi başkanlığına seçilmesi ile Saddam'ın kariyeride tırmanışa geçti.1973 teki enerji krizi ile roket gibi fırlayan petrol fiyatları Irak hazinesini doldurmuş, Saddam akılcı şekilde bunları yatırıma dönüştürmüş ve ekonomi oldukça güçlenmişti .Ekonomi ile birlikte Baas partisi de güçleniyordu.Ortadoğu'da en zengin ülke haline gelmiş ve Irak halkı kısa zamanda Ortadoğu'nun en okur yazar toplumu olmuştu.1972 de Saddam millileştirme atılımıyla Irakta kalkınma hamlesi başlatmış ve ortadoğu'nun en gelişmiş ülkesi konumuna yükselmiş ve Unesco tarafından ödüllendirilmiştir.O günlerde Türkiye'den ve hatta Yugoslavya'dan yaklaşık 2 milyon işçi Irakta çalışmıştır.Ayrıca Saddam cumhuriyet muhafızlarını 1974 te kurmuş ve başına Taha Yasin Ramazan'ı getirmiş, hem içerde hem dışarda gücünü inanılmaz arttırmıştı.
Kürtler İran'ın desteğiyle 1974 ayaklanınca, Saddam'ın demir yumruk kafalarını inmekte gecikmedi. Birçok Kürt şehrini bombalanmış, 8000 kürt ölmüştü.Ayrıca 81000 Şii BAAS teröründen kaçarak İran'a sığınmıştı.Bundan böyle Irakta kanunun adı Saddam olmuştu.1979 da Ahmet Hasan El Bekir'i istifaya zorlayan Saddam, kendisini Irak devlet başkanı olarak tayin etti ve iktidarını perçinlemek için bütün Bekir taraftarını temizletti.

Artık patron Saddam klasik diktatör pozları vererek halka karşı sürekli farklı şekilde gösterişli hareketlerde bulunma başladı.1978 den itibaren Amerika'ya yanaşmış, yönünü batı'ya çevirince el üstünde tutulmaya başlanmıştır.Güç sarhoşluğundan gözlerine perde iner Saddam, 17 eylül 1980 de kendisini dünyanın tepesine yer yerleştiren bir işe imza atarak kameraların karşısında İran şahı ile imzaladığı anlaşmayı yırttı ve İran'la savaşı başladı Irak savaş uçakları İran'ı bombalamaya başladı.Tabii ki bu duruma bu durumda dünya Saddam'a destek vermeye başladı.Tüm dünya Amerika başta olmak üzere şah rejiminin devrilmesinden duyduğu sinirle birlikte İran'daki yeni rejimi devirmek istemiş ve maşa olarak Saddam'ın kullanmıştır.Saddam, Amerika'nın desteği de yeni kurulan Ayetullah Humeyni rejimine karşı savaş başlattı.8 yıl süren savaşın ardından geride bir buçuk milyon ölüm ve yerlerde sürünen iki ülke kalmıştı.Her iki ülkenin de petrol üretimi altyapısı tuzla buz olmuştur ayrıca ekonomi dibe çökmüş de....
Saddam İran'a savaşı nedeniyle dışarıya yüklü oranda borçlanmıştı.Artık ülke borç içinde yüzüyordu .Üstelik savaş sonrası şiilik prestij artınca adeta dimyat'a pirince pirince giderken evdeki bulgurdan olmuş.30 milyar dolar borçlandığı Kuveytten borçların silinmesi istemiş , Kuveyt buna hayır deyince Saddamın tepesi atmıştı.Bu olayın ardından Irak milliyetçilerinin 50 yıldır çiğnediği "ya bu kuveyt bir zamanlar bizim değil miydi" sakızın ağzına aldı ve çok sevdi.Ordu Kuveyt sınırına girdi. Sovyetlerde ittifaka girmemesi için yine kesenin ağzını açan ve İran'la savaşması için kendisine nerdeyse 40 milyar dolar yardım yapan Amerika acaba bu işe ne derdi? kulağa garip gelebilir ama o dönemde Irak Amerika'nın en çok yardım ettiği üçüncü ülkeydi.Yoksa herkesin dilinde olan o meşhur komple teorisi acaba Saddam, Amerika'nın ve masonların gizli silah mıydı sorusu akla geliyor.Irak birlikleri 2 ağustos 1989 Kuveyt'e girdi ve ortalık karıştı.Diktatör Saddam dünya petrol rezervinin yüzde 20 sinin üstüne oturmuştu.

Bu duruma tabii ki dünyayı dünyanın jandarması olan Amerika hoş görmedi.Üstelik Saddam Kuveyt'ten sonra gözünü Suudi Arabistan'a diktiğini gösteren sinyaller gösteriyordu ki bu duruma Amerika ses çıkarmadan duramazdı.Batılı bir koalisyon kuruldu.Amerika liderliğindeki batılı koalisyon birleşmiş milletler şemsiyesi altında bir zamanlar İran'a karşı destekledikleri Saddamın Irak'a girdi.Batı ile olan bu kavgasını "savaşların anası "olarak tanımlayan Saddam, birinci körfez savaşı olarak tarihe geçen bu savaşın ardından ülkesini ve halkını bir kez daha perişan etti.Batı, Irak ordusuna hallaç pamuğu gibi atmış birinci körfez savaşı'nda Irak yenilmiştir.Irak lideri savaşların anasında Irak'tan anasını ağlattı utanç verici bir yenilgi aldı.Fakat batı Saddam ı devirmedi.Muhtemelen onun ardından ortaya çıkabilecek kaosun  kendine daha pahalıya patlayacağını hesaplayarak Irak diktatörlüğün iktidarda kalmasına izin verdi.
Tabi bunları yaparken batı Irak'ın kolunu kanadını kırmayı da ihmal etmemişti.Dört bir yandan kontrol altına alınan Irak, kendi uçaklarını izinsiz uçuramaz hale gelmişti .Bu süreçte en büyük zararı bir kez daha Kürtler görecekti.Savaş Saddam'dan kurtulacaklarını sanan Kürtler ABD güçlerine savaş esnasında yardım etmiş, sonra Saddamla başbaşa kalmışlardı.Kürtler adeta Saddamın gazabına savaş sonrası uğradı.Batı karşısındaki hizmetin intikamını ortadoğu'daki Kürtlerden alan Saddam kuzey Irak'a tam bir cehenneme çevirmişti.BM ambargosu yüzünden çilekeş bir hayat sürdü Iraklılar.Kimi rakamlara göre diktatörlerin yaptğı aptallıkları yüzünden  ülkenin nefesini kesen BM yaptırımları 500 binin üzerinde çocuğun hayatını kaybetmesine neden olmuştu.
Dişleri sökülmüş Saddamın yarım yamalak iktidarının sonunu 11 eylül olayları getirdi.Saldırıların da sorumlu Afganistan'a sorumlu tutan Amerika 11 eylül saldırıları  ile Saddam rejimi arasında bağlantı kurmak da gecikmedi.Saddam'ın elindeki kimyasal kitle imha silahları bulunduğu yalanıyla 20 mart 2003 te Irak'a demokrasi getirme bahanesi ile ABD Irak'ı işgal etti.Gayrı resmi diktatör Bush, resmi diktatör Saddam'ı bir aydan kısa bir sürede de devirmiş, 9 nisan'da Bağdat ta giren Amerikan askerleri Saddam'ın heykeli ni yıkıyordu.Daha sonradan bir mağarada yakalanan  Saddam 30 aralık 2006 da asılarak idam edildi.
Suç listesi kabarık İran Irak savaşı boyunca Halepçe'de zehirli gaz yağdırdı.5 bin Kürt katledildi 10 bin kişi ise yaralandı.87-88 yıllarında Kürtlerin yaşadığı bölgelerde ölüm timleri kol gezdiği ve Kürt köylerinde 10 bini aşkın kişi öldürüldü.İran Irak savaşında batılı kaynakların tahminine göre 1 milyon kişi öldü.Kuveyt'i yedi ay boyunca işgal eden Saddam, yüzlerce kişi öldürdü.1983 yılında Barzani aşireti üyesi 8 bin kişi infaz edildi.Ayrıca çok sayıda şii din adamını infaz eden Saddam adeta suç makinesi idi.Kendi gibi piskopat olan oğlu Uday Hüseyin in yaptıkları ise inanılmazdı.En basitlerinden işkenceler, futbol milli takımlar dünya kupasında istediği başarıyı alamadı diye günlerce işkence etmiş, ülke dünya sporunda başarı yakalayamayan  sporcuları Uday bizzat işkenceler etmiş, Uday Hüseyin'nin yaptığı şımarıkça hareketler ve halka yönelik infazları ayrıca düşkün olduğu gece hayatı ve kumar bağımlılığı nedeni de dünya siyasetine popüler bir malzeme olmuştur.Ayrıca Saddam Hüseyin 8 yada 9 adet olduğu bilinen benzerleri nedeniyle uzunca bir süre dünya kamuoyunda oturmuş olup yakın tarihin en önemli kimlikleri arasındadır.