çin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2015 Pazartesi

Orta Asyanın Hakimi Cengiz han


Acımasız bir asker ve bir o kadar zeki ve hırslı bir lider olan Cengiz han'ın kurduğu Moğol imparatorluğu, Asya ve Avrupa'yı kanatları altına almıştır.
Rivayet odur ki doğduğunda eli yumruk şeklinde doğmuştur ve elinde kan vardır. O zaman çok büyük bir savaş çı olacak söylendiği rivayet edilmektedir.Cengizhan, Çin'den İran'a dek yaptığı seferlerde Asya coğrafyasının boyun eğdirecek ve o zamanın dünyasını düşünürsek 20 milyon insanın ölümüne sebep olmuştur nerdeyse dünyanın yarısı....

Doğduğunda adı Timuçin olan Cengizhan, kabileler arası savaşların olduğu topraklarda doğmuştur.Babası rakip kabilelerden birinin kurbanı olunca, Cengiz Han tek yolun savaş olduğunu öğrenmişti.
Orta asya bozkırlarında dağınık kabileleri toplayarak ve bir avuç ölümüne sadık adamla, kısa zamanda yenilmez savaş makinası olarak meydanlara çıktı.Adının anlamı tek hâkim demektir. Cengiz han kendi kafasına göre dağınık halde takılan Moğol kabilelerini bir arada  toplamakla kalmadı, aynı zamanda onları kısa zamanda organize bir savaş makinesine dönüştürdü. Buna yardımcı olan tek şey sadakat ve liderlik duygusuydu.Cengiz Han ve ordusu birliklerini kurduktan sonra gözünü, dillere destan zenginliği ile Çine dikti .Cengiz han ve adamları en iyi bildiği için savaşmak ve yağmalama silahlarıyla birlikte Çin'i fethetmeye giriştiler.Koca Çin, Cengiz hanın önünde diz çöktü .Hatta Pekin'in istilası dillere destandır.Yüksek duvarlarla  çevrili Çin'in başkenti Pekin , Cengiz Han'ın ordusu kapıya dayanınca güçlü duvarlarına güvenmiş ve kendilerini içeri kitlemişlerdir. Son derece kurnaz olan Cengiz han, kaleye giden tüm yolları kesmiş ve  kaleye saldır mamış sadece dışarı ile olan bağlantısını keserek ordusunu dışarda bekletmiştir.Bu sebepten Pekin şehri 3 -4 ay boyunca yiyeceksiz kalmış, hatta yamyamlık yapıldığı rivayet edilir en sonunda şehri kendileri teslim etmek zorunda kalmışlardır.
Çini fetheden Cengiz han ve Moğol savaş makinası şimdi gözüne batıyı dikmişti. Avrupa'nın derinliklerine kadar giren Moğol korkusu ve ordusu gittikleri her yere kan vahşet götürüyordu.Moğol ordusu, yakıp yıkarak kendilerinden önce kötü şöhretleri ile korku bıraktılar.Bununla birlikte Cengizhan laf olsun diye kılıca sarılan bir lider değildi.Yeri geldiğinde siyaseti ve özellikle de istedikleri yapılmazsa neler yapabileceğine dair ikna edici konuşmalar yapabilen elçiler kullanarak göz koyduğu şehirleri cebine indirdi.

Sadakat en önem verdiğim meziyet oldu. Cengizhan, yeri geldiğinde koca şehirleri içinde yaşayanlarda birlikte tarihe gömdü. Devrin şartlarına göre çok önemli işlere imza sada tarihe hakkını verdi zulümüylr de geçti.O kadar büyük güce ulaştı ki bir keresinde ülkesindeki din adamlarını toplamış ve ölmek istemediğini ve ölüme nasıl karşı koyacağına dair ellerinden ne geliyorsa yapmalarını istemiştir.Fakat haliyle din adamları bunun mümkün olmadığını kendisine söylemişlerdir. Cephelerde kasırga gibi esmesine rağmen, ilginçtir, ölümü attan düşmesi sonucu gerçekleşmiştir.Ölümünün ardından varisleri uzunca bir süre dünyaya rahat vermedi.Çin, Kore, Rusya ve Ortadoğu toprakları Moğol atları tarafından çiğnendi. Hatta tarihçiler 1258 de medeniyetin o günlerdeki merkezi Bağdat da gerçekleştirilen Moğol yıkımı nedeni ile olası bir İslam rönesansı nın doğmadan boğulduğuna hemfikirdir.
Tartışmasız tarihin gördüğü en büyük liderlerden biridir.Öyle ki öldüğünde imparatorluğu Büyük İskender'in kinden 4 kat, Roma imparatorluğunun kinden iki kat büyüktür.Asla yenilgi yüzü görmeyen Cengiz han, Avrupa ve Asya arasında kendinin sınırları kaldırması ile ticaret ve kültür zenginliği artmış, bunun tam tersi bir şekilde yaptığı istilalar ve medeniyetleri yıkmıştır.
Çini tamamen fethetmek torunu Kubilay Han'ın nasip olmuş, onun ölümünün ardından da Moğol imparatorluğu dağılmaya başlamıştır.Cengizhan ticarete çok önem verirdi.Askerlerine özellikle tüccarlara saldırmama emrini verdi ve ticaret yollarının koruma altına aldı. Cengizhan tebaasındaki insanların inançlara müdahale etmemiştir.Hatta din adamlarını vergi ödemekten muaf tutmuştur.Kağıt ve barut gibi Çin'de doğmuş olan yeniliklerin, Avrupa'ya ulaşmasında önemli bir rol oynadı.Orta Asya'da yaşayan Türk boyları, Moğolların açtığı yollardan ilerleyerek Anadoluyu görmüştür.
Ölmeden önce taht kavgalarını önlemek için imparatorluğu evlatlar arasında paylaştırmış.Ölümünden sonra imparatorluğu'nun 150 yılda ayakta kaldığı, ve yaşayan son temsilcisi Amirhan, 1920 de Sovyetler güçlerince devrilmiştir.Yani Cengizhan'ın etkisi geçtiğimiz yüzyıla kadar sürmüştür.Bugün Asyalıların yaklaşık yüzde 8 inin DNA olarak Cengiz Han'a uzandığını inanılır.

3 Mart 2015 Salı

Kamboçya Kasabı Pol Pot


1975-1979 yılları arasında komünist Kamboçya devrimi ne liderlik etmiş, ülkesinde yaklaşık 2 milyon dolayında insanı bu rejim sonucu hayatını kaybetmiştir.Kamboçya gibi küçük bir ülke göz önüne alındığında bu sayı yüzyılın en kanlı diktatörlüğünü göstermektedir.

Ülkesinin başına karabulut gibi çökecek olan Pol Pot Kamboçya'nın henüz Fransız sömürgesi olduğu yıllarda varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Adı Salath Sar dı. Fransız okullarında okuyup 1949 da Paris'e gitmiştir bu ülkede Fransız komünist partisi'ne sömürgecilik karşıtlığı söylemlerine nedeniyle girmek de tereddüt etmemiş ve Fransa'da küçük komünist hücrelerinde yasadışı toplantılara katılmış burada devrimciliği öğrenmeye çalışmıştır.
Kamboçya 1953 te Fransa'dan bağımsızlığını kazanınca Pol Pot ülkesi geri dönmüş ve öğretmenlik yapmaya başlamıştır.Burada yine komünist yasa dışı faaliyetlerde bulunan Pol Pot Kamboçya komünist partisi başına gelmeyi başarmıştır.Daha sonra polis korkusundan dolayı bir avuç arkadaşıyla Vietnam sınırına Vietnam askeri kampına sığınmıştır.2 yıl boyunca Vietnamlıların beslemesi gibi bu kamplarda yaşamıştır.
Çin'e giden Pol Pot burda Mao ile tanışmış ve komünist ideallerle dolup ülkesine geri dönmüştür. 1960 lardan itibaren Kamboç komünist partisi'nin silahlı kolu olarak kendini gösteren kızıl kımerler ile birlikte ülkenin ormanlık bölgelerinde gerilla hareketine başlamış.Bu arada ülkesinin komşusu Vietnamda Amerikalılar ile savaş vardı.Kamboç prensinin komünist söylemlere girmesi nedeniyle Amerika ülkede sağcı bir darbe yaptırıp yönetimi değiştirmesini sağladı.Bunun ardından prens ve Vietnamlılar Pol Pot ve kızıl kımerlere sınırsız destek sunmaya başladı.
Amerikalıların Vietnam ın yanı sıra Kamboç topraklarınıda bulunan komünist hedefleri de bombalamasıyla galeyana gelen Kamboçyalılar, kızıl kımerlere dere geçmeye başladı.
1975 te Pol Pot ve Kızıl kımerlerin başkenti işgaliyle iç savaş sona erdi ve demokratik Kamboçya adıyla yeni bir Rejim kuruldu, Pol Pot başkanına gelmişti
Başa gelen Pol Pot bir anda ülkeyi adeta kapattı ve ortaçağ döndürdü.Kendi ne göre muhteşem ütopyası yani halkın kendi kendini idare etmesi.Pirinç tarlaları da çalışan halk kendi pirincin üretecek, dışa bağımlı olmayacak ve bu şekilde kendi üretip kendi tüketecektir. Tabi ki evdeki hesap çarşıya uymadı ve kıtlık başladı.Dış dünyayla bağlantısı kesilen ülke insanoğlunun şahit olduğu en inanılması zor imha seferberliğine beşiklik ediyordu.Burjuva karşıtı olan Pol Pot ülkede modern ne varsa yakıp yıkmaya başladı.Buna arabalar dahil.Pol Pot un manyakça rejimi iktidara geldiğinde takvimi kendince sıfırlamış ve 1975 yılı sıfır olarak almıştır.Pol Pot un kafasındaki topluma dönüşebilmesi için Kamboçya da modern hayata dair ne varsa yerle bir edildi.Gözlük takanlar ve dil bilenler bile burjuvayı temsil ettikleri için hiç hunharca katledildi.
Pol pot 1976 da hazırladığı akıllara ziyan 4 yıllık kalkınma planı ile ülkenin tabutuna bir çivi dahi çaktı.Plana göre bir yıl içinde Kamboçya'da tarımsal üretim 3 e katlanacak ve bu gübre, iş makinesi ve modern tarım teknikleri olmadan yapılacaktı.Tabiki bu da tutmadı iç savaş yorgunu halk pirinç tarlalarındaki aşırı çalışma temposuna dayanamadı ve hatta doldurmak için kendi düşen pirinci bile üretim hanesine ekleyince kıtlık patladı.
Pol pot askerleri ise kıtlıkla boğuşan halktan ses çıkarmaye cüret edenleri  hain nitelendirip, akıl almaz işkenceler  uyguluyor, kurşun ziyan olmasın diye bu kişilere naylon torbalarda boğarak öldürüyordu.
S11 olarak bilinen işkence merkezinde kızıl kımerler rejiminin sapık düşünceleri ile sadece bu merkezde 15 binden fazla kişi akılalmaz tekniklerde öldürülmüştü.Burada genç kızların boğazı kesiliyor ve hangisinin ödeme ne kadar dayanabileceğini dair kronometre tutuluyordu.Başka bir teknikle ise karnından bıçaklanan insanları su dolu bir varile sokup ne kadar sürede öleceklerini gözlemlemekti. Insanlar sürekli fişleniyor ve acımasızca pirinç tarlalarında zorla çalıştırılıyordu.
Bu manyak rejimin işini bitiren ve Pol Pot un iktidardan gitmesini sağlayan şey yine Pol Pot un Vietnama olan düşmanlığı oldu.Vietnam lardan aşırı nefret eden Pol Pot bu ülkeye savaş açmak gafletinde bulunmuş.Vietnamın Kamboçya yı işgal etmesiyla kendi yanlıları ile birlikte ormanları kaçmış ve ormandaki kamplarda gerilla hareketlerinde bulmaya başlamıştır.Pol Pot tam 18 yıl hem uluslararası dengeler hem de Tayland askerlerinin korumasıyla korundu.Ormanda akıl hocalığı yapmaya devam etti.90 lardan itibaren dış desteği kaybolunca kızıl kımerler ve kendi komünist hareketi dağılmaya başladı binlerce gerilla batıya kaçtı.
Soğuk savaş bitince Bill Clinton Pol Pot meselesi için derhal halledilmesi emrini verince operasyon yakalanması için başladı.Fakat geç kalmışlardı 15 nisan 1998 de Pol Pot Amerikalıların kendisi için geldiğini radyodan duyunca aniden fenalaşarak öldü.
Bugün Pol Pot dönemine ait yaşanan ölümler kızıl kımerler kurbanlarından artakalanlar ülkenin başkentindeki soykırım müzesi'nde sergileniyor.Üst üste kafatası dağları şeklinde Pol Pot rejiminin yıkılması üzerinden onlarca yıl geçti fakat ölüm tarlaları olarak bilinen pirinç tarlaları nın altında hala cesetler ve kurukafalar çıkmaktadır.

19 Şubat 2015 Perşembe

Küba Füze krizinde Türkiyenin etkisi


Ülkemizde pek bilinmez ama Dünya Ekim 1962'de nükleer dünya savaşının eşiğine gelmişti. Taraflarından biride Türkiyedir.
ABD li casus uçakları Küba'da keşif uçuşu yaparken adada nükleer savaş başlıkları tespit etmiş ve ortalık karışmıştır.
Başkan Kennedy Kübayı denizden ablukaya almış;  o esnada yolda olan ve savaş başlıkları taşıyan Rus gemilerinin Küba'ya girmeden batıracağını dünyaya ilan etmiştir.

Liderler karşılıklı olarak restleşmeye başlamıştır.Kimse geri adım atmazken ABD, birleşmiş milletler ve NATO'ya bilgi vermekle yetinmiş, onaylarını almamıştır.
Ülkeler arası mektuplaşma ve büyükelçilerin gizli görüşmeleri aynı zamanda gizli pazarlıklar sonucu Sovyetlerden geri gelen Küba'yı işgal fikrinden vazgeçin rampaları sökelim teklifi sonucu Ekim bunalımı da denen bu olayla birlikte bir nevi soğuk savaşı yumuşatmaya başlamıştır.
Sovyetler Küba'daki füzelerin rampalarını sökme teklifine karşılık Türkiye'deki Jüpiter füzelerinin kaldırılmasını istemiştir.daha görüşme sürerken füze rampaları Türkiye sorulmadan kaldırılmaya başlanmıştır.Bu durum ABD'nin Türkiye'ye ne kadar sallamadığını göstermektedir aslında.O dönemde Türkiye'nin başında kim olduğunu sorarsanız tabii ki 17 mayıs darbecileri ve CHP olduğunu görürsünüz.Jüpiter füzelerinin Türkiye'den kaldırılması olayını Türk halkı 40 yıl sonra öğrenmiştir.
Nikita Kruşçev Jüpiter füzelerinin den kaynaklanan rahatsızlığını batılı gazetecilere verdiği bir yemekte Karadeniz kıyısına ve ufku gösterisi ne görüyorsunuz diye sormuştur.Gazeteciler bir şey göremediklerini beyan ettiğinde Rus lider benim gördüğüm bana karşı çevrilmiş jüpiter füzeleridir diyerek rahatsızlığını  dile getirmiştir.

Küba füze krizi olayının sonunda taraflar anlaşmış ve Kübada ki Sovyet füze rampaları sökülmüş Türkiyedeki jüpiter füzeleri temizlenmiş ABD Küba'ya saldırmayacağız ve toprak bütünlüğünü koruyacağız sözünü vermiş bunun yanında Rusya ise Türkiye'ye saldırmayacağız ve toprak bütünlüğünü koruyacağını söylemiştir.
Ekim bunalımının sonunda Ruslar Kruşçev iktidarının yenilgiye uğradığını düşünmüş ve onu koltuğundan indirmişlerdir. Çin, Sovyetleri Küba'yı yalnız bırakmak ve komünizm davasına ihanet ile suçlamış Moskova, Pekin arası açılmıştır.Krizin ardından soğuk savaş yumuşamış ve Washington ile Moskova arasına doğrudan haberleşmeyi sağlayacak özel telefon hattı kırmızı hat çekilmiştir.Küba füze krizi birçok gelişme kapı aralarasada krizin zirveye tırmandı 27 ekim 1962, tarihe nükleer savaşın eşiğinde gönülden gün olarak geçecek ve Küba lideri Castro savaşa ne kadar yaklaşıldı diye sorulduğunda baş parmağıyla işaret parmağının arasından hava geçmeyecek şekilde yaklaştırıp işte bu kadar yaklaştık diyecekti.

17 Şubat 2015 Salı

Amerika Kıtasını Müslümanlar mı Keşfetti ?




İngiliz Yazar Gavin Menzies’e göre Çinli Müslüman kaptan Zheng He 1421’den 1423’e kadar süren seferinde ; Avusturalya, Yeni Zellanda, Amerika, Antartika ve Kuzay geçidi’ni keşfetmiş, Magellan’dan önce dünyayı dolaşmış ve Amerikayı Kolamb’tan önce keşfetmiştir.Acaba bu gerçekten böle mi olmuştur.
Şu an gündemde olan tartışma batılı kaynaklar tarafından hemen yalanlanmaya başlandı .Onlara göre Bir Müslüman denizci böyle bir yolculuk yapmış olamazdı;peki gerçekten bu böyle mi?peki Zheng He kimdir?Zheng he Çin sarayına devşirme olarak getirilmiş bir çocuktur.Zekası sayesinde sivrilmiş ve Çin İmparatoru tarafından Donanmanın başına getirilmiş Müslüman Çinli bir Amiraldir.
Çin İmparatoru bu yıllarda Hint okyanusundaki etkinliğini sağlamak ve Çin’in gücünü dünyaya göstermek için 317 gemilik dev bir filo yaptırmış ve sefere göndermek için başına en sadık adamı Amiral Zheng He’yi getirdi.Filo o kadar büyüktü ki dünya 2. Dünya savaşına dek  o denli büyük bir filo görmemişti.
Zheng He’nin filosu muazzam büyük gemilerden oluşuyordu.Dayanıklı gemilerde toplamda 27870 mürettebatla beraber çeşitli hediyeler ve tehcizat vardı. Gemiler bugün ki uçak gemileriyle aynı görevi yapıyor yapıları nerdeyse birbirine benziyordu.
Yani bu gemiler dünyayı dolaşacak kapasitede ve donanımdaydı.Resmi tarihe göre bu donanma sadece liman ziyaretleri yapmış ülkelerarası alışverişte bulunmuş ve Hint okyanusundaki korsanları temizlemiştir.Peki dahası?
Tüm dünyayı dolaşmış ve haritalandırdığı varsayılmaktadır.Bugünki ABD’nin California kıyılarını keşfetmiş olup Avusturalya’yı ziyaret etmiş ve haritalandırmıştır.İddi ya göre Avustralyayı keşfeden James Cook’ta Zheng He’nin haritalarından olduğu söylenir.Aynı haritaları Magellan da kullanmıştır.
1428 yılına ait bu yerleri gösteren Çin haritaları bulunmuştur.Asya da bulunan ve keşfedildiğinde Amerikada da olan Asya tavuğu,mısır,patates,Hindistancevizi iddilara kaynaktır.Ayrıca Yapılan araştırmalarda da Kızılderililer ve Çinliler arasında DNA benzerlikleri bulunmuştur.Ayrıca California ve Los Angeles’te Çinlilere ait iskeletleri ve denizde Çin gemilerine ait kalıntılar bulunmuştur.
Her ne kadar Batılı kaynaklar bu iddiaları 17. Yüzyılda Amerikaya yaşanan büyük Çinli göçüne dayandırsa da bugün yapılan araştırmalar Amerika Kıtasını Zheng He’nin keşfettiğidir.Hatta Bugün ABD Kongre kütüphanesinde KubİLAY KAAN dönemine ait bugün ki Amerika kıtasını gösteren bir harita vardır ve Zheng He bu haritadaki boylam yalnışlıklarını düzeltip Amerika’yı keşfetmiştir.

Bugün gösteriyor ki Batı kendini üstün göstermeye çalışsa da gerçekler tarih yoluyla açığa çıkmaya başlamıştır.