amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2015 Pazar

Siyah Helikopter


Siyah helikopter teorisi, Amerikan askeri hareketlerine çok popüler olmuş ve 1990 larda askeri darbenin sembolü ve uyarı işaret olarak kabul edilmiştir.Bu komplo teorisi ne göre birleşmiş milletler, bu helikopteri Amerika'yı denetlemek için göndermiş yada federal ajanlar bu helikopterleri vahşi doğa kanunlarını uygulamak için kullanıyordu.

Bu kavram Amerikan derin paranoya kültürüne iyice yer etmiş durumdadır.Kimilerine göre nano teknolojik silahlar, kimilerine göre birleşmiş milletlerin Amerika'yı gözetlemesi kimilerine göreyse derin amerikan silahı olan siyah helikopter teorisi bir kısmına göre de uzaylı ittifakkı olarak yorumlanmıştır.
Amerikan halkından pekçoğu internette bu helikopterleri paylaşmış ve siyah helikopterleri gördüğü şeklinde varsayımlarda bulmuştur.1990 lar teknolojinin askeri güçler tarafından kullanıldığına dair bu teoride 1970 lerin başından beri sessiz ve radara yakalanmayan hayalet helikopterin amerikan ve dünya semalarında gezdiği ABD'nin bu helikopterlerle casusluk gibi gizli görevler de kullanıldığı düşünülmektedir.Ayrıca araçların donanımlarının UFO teknolojilerine dayandığı gibi düşünceler de mevcut.Bu düşünceye göre Amerikan gizli servisi, 51 inci bölge deki UFO teknolojisini kopyalayıp bu siyah helikopterlere uygulamış ve bu araçları casusluk amacıyla kullanılmaktadır.
Siyah helikopterler şarkı kliplerine ve filmlere konu olmuş bu konuyla ilgili en belirgin film 1997 yapımı Mel Gibson ın oynadığı Komplo Teorisi filmi olmuştur.Bu filmde siyah helikopterler geçmektedir.

7 Nisan 2015 Salı

Amerikaya Kök Söktüren Vietnamlı Ho Chi Minh


Yakın tarihe damgasını vurmuş Vietnam savaşının, Vietnam ulusal hareketinin Ho Chi Minh 30 yıl boyunca Vietnam ulusal hareketine liderlik etmiş, önce Japonlarla ardından sömürgeci Fransızlarla ve son olarakta Amerika'nın desteklediği Güney Vietnamla mücadele etmiştir.
1954 ten ölümü 1969'a dek kuzey Vietnam devlet başkanlığını yürütmüş, Amerika'nın yenemediği ender isimlerden biri olarak tarihe geçmiştir.
Ho Chi Minh 1890 da o zamanlar Fransızların Hindiçini olarak bilinen Fransız sömürgesi Vietnam da doğdu.Sarayda çalışan babası Fransız sarayında eleştirdiği için kovulmuştu.Bu küçük Chi'in aklında yer etti.Hem monarşiye hemde sömürgecileri yerle bir etmek için o günlerde kafasına koymuştu.21 yaşında Fransız gemisinde iş buldu.Tüm dünyayı gezdi.Londra'da, Paris'te yaşayan H chi Minh Fransız komünist partisi'nin kurucu üyelerinden biri olmuştur.1923 te Moskova'ya giderek Lenin'in dünya çapındaki devrimi gerçekleştirmek için kurduğu komitelerinde eğitim gördü.Ardından soluğu güney Çin de aldı ve sürgündeki Vietnamlılar ı bir devrimci ordu toplamak için kolları sıvadı.1930 a gelindiğinde Hindiçini komünist partisi'ni kurmuştur.
Ikinci dünya savaşı'nın başlamasıyla Japonların 1944 Vietnam'ı işgal etmesi üzerine vatanına geri döndü ve komünist bağımsızlık hareketi adına siyah giyen adamlar adı verilen 10 bin kişilik gerilla ordusu ile Japonlar a kök söktürmeye başladı.Savaş bitince Japonlar yenildi ve Vietnamlı devrimci ülkesinin bağımsızlığını ilan etti.Ancak Fransızların oradan çekinmeyi pek niyeti yoktu.Ho bu kez Fransızlarda savaşmaya başladı.1946 da başlayan savaş 8 yıl sürdü Fransızlar Cenevre'de barış görüşmeleri yapmak zorunda kaldı.Soğuk savaş mitlerinden biri daha gerçekleştirdi.Kore gibi Vietnam'da kuzey ve güney olarak ikiye bölündü.Kuzeyin devlet başkanı oldu fakat kafasında tek bir düşünce vardı Vietnam'a komünist idare altında birleştirmek.

1960 ların başında kuzey Vietnam destekli gerillalar ki bunlar tarihe Vetkong olarak geçecektir.Güney vietnam hükümetinine sürekli saldırıyordu.Komünizmin yayılması ihtimaline karşı adeta dünya jandarmalığına soyunan Amerika, güney Vietnam dan desteğini eksik etmiyordu.Ancak bu iş uzaktan yardımla olmayacağını görünce Amerika, her geçen gün Vietnam'daki Amerikan askeri personel sayısını artırdı.1965 ten itibaren tam zamanlı bir savaşa dönüştü.Amerikalılar gökyüzünden yağmur gibi bomba yağdırsada, Vietkonkların bileğini bükemiyor, devasa Amerikan nakliye uçakları eve sürekli ceset taşıyordu.Ho Chi Minh güney Asya ormanlarını Amerikalılar için tam bir cehenneme çevirmişti.Vietnam savaşı Amerikalıların bilinçaltına bugün bile etkileri süren bir şekilde işlemiştir.
Ho Chi Minh 1969 da öldü ama Vietkongları mücadelesine devam etti .Nihayet kuzey birliklerinin güneyin başkenti Saygon'un 1975 te almasının ardından sehrin ismi Ho Chi Minh city olarak değiştirildi.Klasik ifadede kendisi ölmüş ama hayaller gerçek olmuştu.
Vietnam savaşı kitle iletişim araçları vasıtasıyla dünya kamuoyunun gözünde yaşandı ve Amerika'da çok tepki toplayan savaş etkileri hala devam etmektedir.
Dünyanın pek çok yerinde aşçı yamaklığı, temizlik işleri ve bir süre New York Harlem de bulunan How, dönüşünde etrafındakilere Amerika'daki siyahlara yapılan muameleye görünce nasıl şok olduğunu anlatmıştır.

Amerikalılar Vietnama 7 milyon ton bomba, ikinci dünya savaşında yaptıkları bombardımandan 3 buçuk kat daha fazla bomba atmalarına rağmen Ho chi Minh ve adamları pes etmemiştir.Ho Chi Minh bir konuşmasında, " sizden öldürdüğümüz her bir kişiye karşılık bizden 10 kişiyi öldürebilirsiniz ama bu şartlarda bile kaybeden siz, kazanan biz olacağız" demiştir.

23 Mart 2015 Pazartesi

Purolu Devrimci Fidel Castro


Küba lideri Fidel Castro 1959 dan buyana ülkesini yönetmekte, bu alanda bilinen tüm rekorları altüst etmektedir.Yakın tarihte tüm dünyanın konuştuğu Küba lideri Castro
batı yarım küredeki ilk komünist devleti kurmuş ve bunu komünizmin en büyük düşmanı Amerika'nın burnunun dibinde yapmıştır.
Şeker kamışı üreten bir babanın oğlu olarak, yoksul bir ailede doğdu.Genç Castro makus tarihini değiştirmek adına hukuk okudu.Seçimlere girmek kafasına koymuştu ki 1952 de General Batista'nın darbe yapması ile planları suya düştü.Castro bu darbeden edindiği deneyim ise bu coğrafyada sadece silah konuşur oldu.Demokrasi olan inancını rafa kaldırdı ve silahlı devrim seçeneğine soyundu.Şu an kendisi adına yöneten kardeşi Raul ile Batista rejimine karşı ayaklandı ama kısa sürede yakalanarak hapse mahkum oldu.
Çıkan afla 15 yıl yatmaktan kurtuldu ve Meksika'ya kaçtı.Orada kendisi kadar ünlü bir devrimci Arjantinli Ernesto Che Guevara ile tanışacaktı.Muhteşem ikili kolları sıvadı ve 1956 da temmuz hareketi olarak tarihe geçecek, bir avuç devrimci de birlikte Küba'ya çıktılar.Batista'ya karşı yoğun bir silahlı mücadeleye girişti ve 2 yıl sonra yenilen Batista, adayı Castro'ya bırakarak kaçtı.Ardından Fidel castro Küba komünist bir devlet olarak ilan etti.Düzen değişince içine sindiremeyen binlerce Kübalı Amerikaya kaçtı.Bir zamanlar Amerikalı zenginlerin turist olarak geldiği ve kumarbazların egzotik tatil beldesi olan Küba artık Sovyet lerin bir uydusu olarak komünist devlet olarak ortaya çıkmıştı.

Bütün dünyada komünizmle savaşan Amerika arka bahçesinde komünist devlet kurulmasına oldukça sinirlendi  ve Küba'ya halen yürütülmekte olan ekonomik ambargo uygulamaya konuldu.CIA akıllara ziyan "Domuzlar körfezi" olarak tarihe geçen başarısız bir operasyonla işler tamamen çığırından çıktı.Fidel Castro domuzlar körfezi operasyonu bertaraf edince intikam yemini ederek Sovyetlere haber uçurdu.
Sovyetlerin nükleer füze başlığı yerleştirmesi ile ada 1962 deki Küba füze krizi olarak Dünya gündemine turdu.Ortaya çıkan kriz ile Castro, dünyayı nükleer savaşın eşiğine getirmiştir.Amerika başkanı Kennedy ve Rus lider Kruşçev'in ustaca siyasetleriyle bu kriz tatlıya bağlansa da Amerika'nın anladığı tek şey Castro sandıklarından daha dişliydi....
Tipik bir diktatör olmasına rağmen Castro Küba'daki popülaritesini hiç kaybetmedi.Birçok Kübalı ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetlerinden hoşnut görünüyordu.Ayrıca Sovyetler yıkılana dek Küba'ya oldukça yardım etti.Sovyetlerin dağılmasının ardından Küba'ya yapılan yardımlar kesildi ve kriz  başladı.Turizm alanında yabancı yatırımlara izin verildi ve küba şu ana dek kör topal idare etmektedir.Ülke hala komünist rejimle idare edilse de Castro'nun popülaritesi hala devam etmektedir.
Birleşmiş milletlerde 4 saat 29 dakika da en uzun konuşma yapmış Fidel Castro hayatında en çok kastedilen liderlerden biri olmuştur.Çoğunlukla CIA'nın parmağı olan sayısı suikast girişiminin kurtulmuştur.Zehirli pro yada  zehirli dalış elbisesi yollanmış, bir keresinde de eski sevgilisi kullanılmış, fakat eski sevgilisi sonunda suikasti dayanamayıp itiraf edince suikastten kurtulmuştur. Ayrıca imajını sarsmak için komikte olsa kimyasal ile sakallarını döktürmeye çalışmışlardır.
Castro kızlarından Arena Fernandes Amerika'ya kaçarak  sahibi oldu radyoda Miami'de babasının politikalarını eleştirmektedir.

Her ne kadar dünya üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olsa da Castro  ile sağlık ve eğitim hizmetleri taban ayrıldı ücretsiz hale getirildi.Ülke bugün bile her 100 kişiye düşen doktor sayısı ile dünya ikincisi.Maradona nın yanısıra Steven Spielberg ve Oliver Stone gibi Hollywood yönetmenlerinin de sıkı bir Castro hayranı olduğu bilinmektedir.

14 Mart 2015 Cumartesi

General Augusto Pinoşe


Bizdeki 11 Eylül darbesinin bir benzeri Şili'de General Pinoşe tarafından yapılmıştır.Augusto Pinoşe Hitler gibi bir gümrük memurunun oğlu olarak dünyaya geldi.Asker olmasına annesi, ardından karısı destekledi.Genç Pinoşe
, Şili ordusunda süratle yükseldi.Her ne kadar komünistlerden nefret etse de 1950 de latin amerika'nın ilk marsist lideri Salvador Allende nin iktidarı döneminde ve onun isteğiyle orduya girmişti.Aynı Mısır darbesinde olduğu gibi.Mursi tarafından yetki verilen Sisi'nin, Mursi yi devrilmesi gibi Pinoşe de gün gelecek kendisinin önünü açan amirini darbe yapmakta gecikmeyecektir ......
70 li yılların başında dün
ya, Sovyetler birliği ve Amerika arasındaki  ideolojik açık bölünmüştü .Taraftar sürekli olarak etki alanlarını genişletmeye yollarını arıyordu.1969 Nixon, Amerika'nın arka bahçesi olarak görülen güney Amerikada komünizmin yayılmasına endişe ediyordu.Şili'de yaklaşan seçimlerde en büyük favorisi sosyalist Allande idi.Başkan bu durumdan oldukça rahatsızdı ve CIA ya talimat vererek Şili halkının iradesini sandığa yansıtmaması için elinden geleni yaptı.Lakin bu hesap tutmadı.Allande, diğer iki rakibini de paspas gibi çiğneyip başbakanla yerleşmişti.Beyaz saraydakiler sinir küpü oldu.
Seçimlerin ardından Amerika, Şili'nin ekonomik açıdan çökertilmesi operasyonu başladı.Başbakan Allande, Amerika'nın elinde bulunan bakır şirketlerinin millileştirme iş ve toprak reformu yapmasına rağmen 1973 e gelindiğinde eflasyon yükselmiş, CIA destekli grevler başlamıştı.Türkiye'deki darbe literatüründen alışık olduğumuz tabirde şartlar olgunlaşıyor.Amerika Allande'nim gelmesi ile latin Amerika'nın üstü Küba ile ile beraber kızıl sandviç olmasından korkuyordu.
Allande'nin en büyük hatası güvenilir biri olduğunu düşündüğü Pinoşe'yi 1973 haziran'da genel kurmay başkanı olarak atadı.Ardından 11 eylül 1973 Şili halkının zihnine kazınan tarih oldu.O gün Pinoşe, seçimle iktidara gelmiş Allande hükümetine darbe yaparak hükümeti devirdi ve başbakan darbe sırasında öldü.Kimilerine göre intihar etmiş, kimilerine göre ise askerler tarafından öldürülmüştü.O günden itibaren Şili'de cunta rejimi hakimiyeti almış ve general artık ülkeyi yönetmeye başlamıştı.Artık Amerika rahat nefes almıştır Şili güvendeydi.
Darbeci devlet başkanı sanayideki millileştirmeyi durdurdu.Şirketleri ve toprakları eski sahiplerine iade etti.Kendisi ekonomiden anlamasa da Amerika ona Amerikadan serbest ticaret politikalarının hayata geçirmeleri için sonradan "chicago Boys"olarak isimlendirilecek  bir grup genç ekonomisi gönderdi.Bu kadronun ülkeye hâkim kıldığı ekonomik modelle.Şili bölgenin en sağlam ekonomisi oldu.Tabi bunda Amerika'nın desteğini çok büyüktü.
General Pinoşe, tanrı tarafından seçildiğini inanıyordu.Kendisine bir politikacı dan ziyade hep asker olarak görmeye devam etti.Üniforma giyerek dolaştı.1970 lerde özellikte ekonominin düzeldi ve istikrarın geri geldi bir ortamda birçok şilili generalin ardında saf tutmak da gecikmedi.Halkına sürekli demir yumruk politikası uygulamış ve gizli servisin acımasızlığı ve askeri rejimin tüm ezici gücüyle Pinoşe iktidarını devam ettirmiştir.Fakat buna rağmen 1986 da kendisine hedef alan bir suikast girişiminde payı kurtuldu.
General Pinoşe 1988 de ülkesine çok güvenme ve oluşturduğu bu ekonomik tablo, Amerikan yardımları askeri yönetimin yaptırdı eklemelerle 1988 de halkı referanduma götürüp bir şekilde güvenoyu almayı planlıyordu.Ama Şok oldu kaybetti.Kendi eliyle, sivil ikdidara giden yolu açmıştı. 1990 da acısını içine gömerek cumhurbaşkanlığından ayrıldı ama genel kurmay başkanlığını yürütmeye devam etti.Yönetimden ayrılamıyordu.Pinoşe nihayet 1998 de genelkurmay başkanlığından ayrıldı.Şili halkının çilesi bitmedi bu kez de kendisine ömür boyu senatör ilan etti.Adaletin pençesinden kaçmak için türlü cambazlığı yapıyordu.Daha sonradan hazırlanan hükümet raporuna göre 30 bin kişinin tanıklığında hazırlanmış raporda cunta rejimi 3197 kişiyi öldürmüş 29 bin kişi işkenceden geçirmiş kayıpların sayısını Allah bilir.
Dünya değişiyordu.2000 li yılların başına gelindiğinde artık o dönem Amerika, önceden destek verdiği darbeciler, diktatörler, ve kullandığı örgütlere desteğini çekmiş artık onlarla hesaplaşmaya  başlamıştı.Yani bir nevi eski silahlarını kullanıp şimdi teslim ediyor.Pinoşe 1998 de İngiltere ziyaret sırasında İspanya'ya  teslim edilmek üzere ev hapsine alınca şok oldu.Eski dostları onu yem ediyorlardı.İspanyollar kendi vatandaşlarının canına kıydığı gerekçesi ile darbeci generalin peşine düşmüş tü.Sağlığını öne sürerek zaman oynadı ve 2 yılın sonunda İspanyolların elinden kurtuldu.İngilizler 2000 yılının mart'ında sağlık sorunları nedeniyle Pinoşe'yi ülkesine  geri yolladı.Tam döndüğü esnada Allande'den den sonra ilk sosyalist devlet başkanı Ricardo Lacoste yemin edip göreve başladı.Geçmişin pislikleri de hesaplaşmaya kararlı olan baş yeni başkan Pinoşe'yi yargılamaya başladı aynen bizdeki Kenan Evren'in yargılanması gibi sembolik bir yargılama olmuştu.Ama ondan farklı olarak sürekli ev hapsine alınmış ve aşağılarcasına 2005 te ilk sabıka kaydı çıkarılmıştı.Polis devam eden soruşturmada çerçevesinde Pinoşe'nin  fotoğraflarını çekerek parmak izini almış, üstelik eski devlet başkanına adi suçlar gibi her gün karakola rapor verme zorunluluğu da getirilmişti.Buna karşın yargılama esnasında sürekli avukatları tarafından sağlık sorunları bahane ederek duruşmalara gelmiyor ve eski postal yalayıcıları sayesinde korunuyordu.Yinede Pinoşe 2006 da Allande'nin  iki korumasının öldürülmesinden birinci derece rolü olduğu gerekçesiyle adli makamlar tarafından beşinci kez ev hapsi almaktan kurtulamadı.10 aralık 2006 da 91 yaşında tedavi gördüğü hastanede öldüğü haberi üzerine bayraklarla sokaklara çıkan binlerce Şilili Pinoşe'nin ölümünü dans ederek ve korna çalarak kutlamış tır.
General Pinoşe 1970 teki darbe ben 1990 a kadar ülkeyi demir yumrukla yönetmiş, onbinlerce kişi işkenceden geçiren geçirerek öldürmüştür.Pinoşe'ye ait farklı adlarda yüzün üstünde banka hesabı belirlenmiştir.Yurtdışına milyonlarca dolar kaçırdığı sonradan ortaya çıkmıştır.Özellikle aralarındaki Washington daki lyrics bankası'nın da bulunduğu bir dizi bankada keşfeden gizli hesaplarındaki milyonlarca dolar, taraftarlarını bile çileden çıkarmıştır.Bu işe tuz biber ekense Hong Kong'taki bir bankada diktatör adına açılan hesapta ortaya çıkarılan 10 ton altın olacaktı.

11 Mart 2015 Çarşamba

"UFO" Peki Nedir BU UFO Gerçekten UFOlar varmı?


UFO tanımlanamayan uçan obje anlamına gelmekte olup, dünya dışı varlıkların kullandığı araç şeklinde bilinmektedir.Peki gerçekten UFOlar varmı ?Bu kadar büyük ve görkemli bir kainat yapısı içinde yaşayan tek canlı bizler miyiz ?
sorusu herkes tarafından sorulmaktadır.Kimisi UFO'ların varlığını kesinlikle reddederken, ülkemizde de geniş bir tabaka Ufo'nun Amerikan uydurması olduğunu düşünmekte.Fakat UFO gerçeği hakkında,  oldukça derin deliler ve teoriler bulunmaktadır.
Bugüne kadar ki dünyanın en büyük komplo teorilerine bir olan UFOlar, 1947 yılında Amerika'nın NEw Mexico eyaletindeki Roswell kasabası yakınlarında düşen, halen ne olduğunu net olarak anlaşılmayan gök cismi ile birlikte insanlık tarihinin en renkli ve en gizemli tartışma konusu olmuştur.


2 temmuz 1947 de Roswell kasabasına düşen gök cismi, askeri yetkililer tarafından araştırılmış ve ertesi gün gazete manşet olarak bu haberi yayınlanmıştır.Fakat anında tüm Amerikan resmi makamlar tarafından, haber yalanlanmış ve anında basın yayın yasağı konmuştur.Tabi ki bu olayın ardından durum patlamış ve  olaya sonradan dahil olan resmi kişilerin sonradan yaptığı itiraflara göre, istikameti bilinmeyen parlayan bir gök cismi kasabaya düştü ve cismin etrafında ikisi canlı olmak üzere 5 canlı bulundu.Resmi kayıtlara geçen bu olay ardında askeriye harekete geçerek hemen olayı örtbas etti.Olay ilgili bilgi ve kalıntılar hava üssüne ölü canlılar white Sands füze üstüne, halen yaşamakta olan biyolojik canlı türleri ise UFOlarla ilgili başka bir efsane,  tüm dünyanın konuştuğu 51 inci bölgeye gönderildi.İddialar bu yönde olup resmi makamlardan yapılan açıklamaya göre düşen cisim bir hava balonu.
Başka bir tanık ise düşen cismin parçalarından birinin eve getirildiğini, cismin büküldüğünü fakat kırılmayan bir madde olduğunu.Aynı zamanda üzerinde hiyeroglifi andıran harfler olduğunu söylemiştir. Roswell hadisesi o günden beri devam etmekte olup Amerikan yetkilileri sürekli çelişkili açıklamalar yapmıştır.Artık açıklamalara dayanamamış olsalar gerek haziran 1997 de Amerikan Hava Kuvvetleri ikinci bir Roswell'ın açıklaması yaptı ve düşen cismin gizli bir silah olduğunu, Sovyetlere karşı kullanılmak üzere denendiğini söyledi.Peki bu açıklama için 50 yıl neden beklendi.
Bu açıklamanın ardından emekli bir yüzbaşı kendisine 1960 larda kendisine verilen bir görevin Pentegon tarafından, Roswell de düşen cismin parçalarını bir araya getirmek ve teknolojisini çözmek şeklinde açıklamıştır.Yoksa Amerika askeri uçakları ufo teknolojisini mi kullanıyor.
Ufo iddialarını güçlendiren başka bir kaynak ise 51 inci bölgedir.Las Vegas'ta bulunan, UFO araştırmacılar tarafından dreamland olarak isimlendirilen askeri kompleks, çok gizli olup yüksek derecede teknolojik uçakların yapımı için kullanıldığı Pentagon tarafından açıklanmış ,fakat komple teorisyenleri ve ufo araştırmacılarına göre ele geçen dünya dışı varlıkların ve cihazların tutulduğu ve teknolojilerinin çözümlenip yeniden kullanıldığı alan dır. Bu alanda dünya dışı varlıklar yani uzaylıların otopsisi yapıldı.Cesetlerin hala burada saklanıyor.Ufolarla temas kuruldu ve teknolojilerinin taklit edildiği gibi pek çok varsayım bulunmakta ve pek çok filme konu olmuştur 51 inci bölge.
Ufolar askeri ile ticaret uçakları tarafından defalarca defalarca gözlemlenmiş, bilinen uçuş teknikleri ve fizik kurallarını aşacak yükseklikte manevralar yaptıkların radarda radar tespit edilmiştir.Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan birçok hadise yüzlerce kişi tarafından UFO gözlemleri yapılmış bu gözlemler fotoğraf ve filmlerde desteklenmiştir.Ülkemizde de pek çok kez haberlere konu olmuştur ve ayrıca savaş pilotlarının UFO'larla it dalaşı yaptığı bilinmektedir.Astronotların UFOları defalarca gördükleri sonradan yaptıkları itiraflarda ortaya çıkmıştır.Ayrıca füze araştırmaları roket teknolojisinin önemli bilim adamları da UFOları inceleyerek ilginç tespitler yaptığı, iddalar arasında yer almaktadır.
Ufo'ların yakın takibe alındığı başka bir ülke ise Rusya'dır.Resmi verilere göre Ruslar Stalin döneminden bu yana konu ile ilgili derin çalışmalar içerisinde olup Amerika'ya kıyasla daha sert uygulanan sansür nedeniyle pek ortaya çıkmıştır.Bu çalışmalar UFOların Mig uçaklarını düşürdüğü şeklinde bir rapor yayınlanmış, söz konusu raporda" pilotlarımız ufoları takip etti ve düşürme emre almıştı ama ufo'lar birden hızlanıyor ve buna ayak uydurmaya çalışan pilotlarımız uçakların kontrolünü kaybederek düşüyorlardı buna benzer 3 vaka yaşadık hepsindede pilotları kaybettik "rapora göre Rusya'da 30 adet Ufo gözlem merkezi kurulmuştur.Uzaya ilk çıkan insan Yuri Gagarin UFO'larla ilgili deneyimlerini belgelere dökmüştür Gagarin'e göre Ufolar, gerçek ve inanılmaz bir süratle hareket ediyorlar.Ayrıca başka bir diyalog, Stalin 1948 yılında Roswell bölgesinde UFO vakası yaşanınca olay yerine olayı soruşturması için bizzat Rus ajanları gizli olarak yollandığı ortaya çıkmıştır.Ayrıca her tarafta bulabileceğiniz doğruluğu net olmayan ama Sibirya düşmüş bir UFO fotoğrafın etrafında insanlar olduğu bir fotoğraf mevcuttur.Rusların UFOlarla temas kurduğu söylenmektedir.

Nasa'nın sürekli UFO fotoğraflarını sansürlediği, Amerika'nın tüm dünyada UFO olayını örtbas etmeye çalıştı söylenmekte olup, CLinton'ın UFOları araştırın şeklinde talimat verdiği bilinmektedir.Ayrıca ikinci dünya savaşı boyunca tanımlanamayan uçan cisimler hem Alman, hem de müttefik uçakları tarafından takip edilmiş hiçbir zaman resmi açıklama yapılmamış ve bunlara foo fighters ismi verilmiştir.
Nato raporlarına göre en az 4 tür dünya dışı biyolojik varlık dünyayı sürekli ziyaret ediyordu.Düşmanca bir tutumları yoktu ve uzun zamandır yeryüzüne inceliyorlardı.1993 te Norveç açıklarında su altında tanımlanamayan cisimler test olduğu tespit ediliyor.Söz konusu cisimler denizaltı büyüklüğündeydi ve su altında inanılmaz bir süratle hareket ediyor.Buna karşılık bölgeden NATO deniz tatbikatı başladı her ne hikmetse tatbikat esnasında bir Amerikan destroyeri ortadan kayboldu ve bir daha haber alınamadı.Aynı bölgede 2000 yılının Ağustos ayında Rusya'ya ait bir nükleer denizaltı, bilinmeyen sebepten dolayı batmıştı.80 li yılların sonunda NASA tarafından oluşturulan bilimsel bir komite, üzerinde canlı zeka barındıran 10 milyar dolayında gezegen olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Pekçok Filme ve tartışmaya, kitaba, diyaloglar yol açan UFOların varlığı ile ilgili Erik Von Daniken in Tanrıların Arabaları isimli kitabından başlayan araştırmaları, eski dini metinler ve bulduğu tabletlerle UFO gerçeğini daha da kanıtlamaktadır.Pek çok ülkede resmi makamlarca özellikle hava ve ordu kayıtlarında pek çok UFO teması gizli arşiv lerde bulunmaktadır.Ayrıca bir düşünün altıpatlar 150, Dinamit yapılalı bir asır olan dünya, şuan akıllı telefonlar seviyesindedir.Bu teknolojinin çoğu Amerika tarafından ortaya çıktığı düşünülürse, Amerika'nın bu teknolojiyi uzay teknolojisini taklit ettiği ortaya çıkabilir.Bu kadar büyük bir kainatta yalnız olmadığızı ve ortaya konulan diğer deliller sonucu düşünürsek, acaba UFO gerçek mi değil mi sorusunun cevabını size bırakıyorum.

10 Mart 2015 Salı

Şah Muhammed Rıza Pehlevi


Takvimler 26 Ekim 1919 u gösterdiğinde İran'ın kuzeyindeki Sadabad sarayı'nda eşsiz bir coşku yaşanıyordu.Pehlevi hanedanının kurucusu Rıza Şah Pehlevi'nin ilk oğlu Muhammet Rıza doğmuştu.

Sarayda doğan her çocuk gibi el bebek gül bebek büyüdü.İsviçre'nin prestijli okullarından birinde okuduğu ve İran'a döndü.Daha sonra ikinci dünya savaşı patlak verdi.Hitlerin, petrol yatağı İranı işgalinden önce Rusya ve İngiltere ellerini daha çabuk tutup İran'ı işgal ettiler.Müttefik güçler Rıza Pehlevi tahtını oğluna bırakmaya zorladı.16 eylül 1941 de Muhammet Rıza babasının yerine iktidarı devraldı.Müttefik yanlısı ve batılı ülkelerin etkisine daha açık olacağı umuluyordu ve daha fazlası oldu.İran artık batılı güçlerin uydusu olmuştu.
Ikinci dünya savaşı esnasında İran, Amerika ve İngiltere nin, Rusya ile yaptıkları yardımın 1 numaralı geçiş noktası olmuş hatta Fars koridoru olarak ünlenmiştir
Savaştan sonra kendisini iktidara getiren batıya çok kolaylıklar yaptı.Amerika onun iktidarıyla İran'a yardım musluklarını açtı.Lakin ülkedeki herkes, onun gibi batı aşığı değildi.Özellikle İran petrolünün İranlılara ait olması gerektiğini savunan Muhammed Musaddık, parlamentonun gelişimi ile 1951 de petrol sanayisinin millileştirdi.Bu durumda şoka giren İngiltere karşı saldırıya geçti.Fakat Musaddık geri adım atmadı ve başbakan oldu.Batıda ilişkileri yoğun olan Şah, İngilizlerin İstediğini yaptı.İngilizler ne pahasına olursa olsun İran petrollerinin geri istiyorlardı.Ambargo koydular.İngilizler sonunda Amerika dan yardım istediler ve düğmeye basıldı.İngiltere ve Amerika Şaha desteğiyle Musaddık hükümetini hedef alan Ajax operasyonu sahneye koydu.Fakat Musaddık gene yıkılmadı.Sah Roma ya kaçtı.Ortada bir iç savaş varmış gibi gösterildi ve ortaya çıkan kaos durumundan Musaddık devrildi ve batı istediğini almıştı.Romadan dönen Şah Pehlevi monarşi yanlarından oluşan bir kalabalık tarafından kahraman gibi karşılandı ve ardından ülkede istediği gibi at koşturmaya başladı. Rıza Pehlevi den önce İran'daki anahtarlar İngiltere ve Rusya'daydı.Ama artık Amerika başrol oynayacaktı.

Amerika ile sayısız siyasi ve ekonomik anlaşmayla Amerika'nın etkisinin İran'ın köküne kadar girmesini sağladı.İran petrol sanayi tamamen Amerika'nın önüne bırakıldı.Her diktatörün yaptığı gibi muhalefeti susturmak için bir canavar ortaya çıkardı "SAVAK".Şah'ın kurduğu bu ulusal güvenlik ve istibarat servisi kısa zamanda rejim muhaliflerini avlayan acımasız bir örgüte dönüşecekti.
1963 te Beyaz devrim olarak tarihe geçen ekonomik ve sosyal program, iplerin koptuğu nokta olacaktı.Bu programla hem ülkesini sanayileşmiş bir topluma dönüştürmek hem de islamî renkleri geri plana itip daha laik bir İran portresi yaratmak istiyordu. Bu durumu ülkedeki muhafazakar da özellikle başını Şii devlet adamı Ayetullah Humeyni nin çektiği mollalar sınıfı devrime karşı seslerini daha da yükseltti.
Ilk başta 60-70 li yıllar arasında reformlar işe yarasa da geniş bir ulaşım ağı kurma, toprak reformu, kadın haklarında iyileştirme gibi bazı hedefler hayata geçirebilmiş.Paket programı uzun vadede ters tepmiştir.Şah Pehlevi niyetin ne kadar anlaşılabilir de olsa bunları yaparken bir gecede aldığı kararları halkı hayalindeki halka dönüştüreceğini sanmış, üstelik bunu zamana yayarak değil döve döve yapma yoluna girmişti.İslam toplum hayatında önemli bir yer tutuyordu.Halka rağmen halkçılık yapma yanlışına düşünce işler çığrından çıktı.

Amerikan ve İsrail ülkede at koşturması, batının etkisini, Şahın İran halkı üzerinde çok gitmesi,SAVAK 'ın işkence etmesi ve zulmü, şahın gösterişli hayatı buna karşı halkın fakirliği, halkı galeyana getirdi  ve başını islamcılar ın çektiği halk ayaklanmasi ile Şah, 1979 da devrildi.Bu geçiş döneminde tarafsız kalan ve kendi halkına silah çekmeyen ordu önemli bir rol oynamıştı.Önce Türkiye'ye, ardından Irak ordan da Fransa'ya sürgüne giden Ayetullah Humeyni devrimin ardından İran'a geri geri dönmüş ve ülkesine İran İslam Cumhuriyeti adını liderlik etmiştir.
Bu devrime ateşleyici olan ise Şah ın karısının süt banyosu yaptığı haberleri, şahın ve ailesinin aşırı gösterişli hayatı, sürekli Amerika'ya gidip gelmesi halkı iyice kızdırmıştır.İngiliz ve Amerikan istihbaratı sonuna kadar İran'da islam devrimi'nin yaklaşmakta olduğunu analiz edememişler, Şah devrilmez diye rapor vermişlerdir.Dünya ve Türk magazin de o dönem çok yer bulan Şah ve karıları özellikle o yıllarda çok popüler olmuştur.Şah Rıza Pehlevi ve karısı Farah Diba nın şaşalı hayatı dünyanın önde gelen cemiyet dergilerinin kapaklarından inmemiştir.Rejimin yıkılmasından kısa bir süre önce ülkeyi terk eden şah, ölecek yer bile bulamamıştır.Özellikle siyasi tarihinde büyük rol oynayan Amerika arkasına bakmadan onu terk etmiştir(konsolosluk baskını ve rehine krizi yüzünden).Önce Mısır'a ardından, Fas, Bahamalar, Meksika'ya gitmiş, yeni kurulan İran rejimi ev sahibi ülkelere her seferinde şahın teslim edilmesi için sürekli kışkırtması sonucu her ülkeden kaçmıştır.En son isteksiz bir şekilde eski dostu Amerika 22 ekim 1979 da Şah'ın Amerikaya giriş yapmasına izin vermiştir .Ünlü milyarder işadamı David Rockefeller ın ısrarının bu kararın verilmesinde önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.Şah tedavisinden sonra başkan Carter'ın baskısıyla Amerika'dan ayrılmak zorunda kalmış, bir süreliğine Panama da yaşamıştır.Lakin Panamanın kendisini İran'a teslim edeceğini şüphelenen Pehlevi bir kez daha soluğu Mısır'da almış 1980 de bu ülkede ölmüştür.

17 Şubat 2015 Salı

Amerika Kıtasını Müslümanlar mı Keşfetti ?




İngiliz Yazar Gavin Menzies’e göre Çinli Müslüman kaptan Zheng He 1421’den 1423’e kadar süren seferinde ; Avusturalya, Yeni Zellanda, Amerika, Antartika ve Kuzay geçidi’ni keşfetmiş, Magellan’dan önce dünyayı dolaşmış ve Amerikayı Kolamb’tan önce keşfetmiştir.Acaba bu gerçekten böle mi olmuştur.
Şu an gündemde olan tartışma batılı kaynaklar tarafından hemen yalanlanmaya başlandı .Onlara göre Bir Müslüman denizci böyle bir yolculuk yapmış olamazdı;peki gerçekten bu böyle mi?peki Zheng He kimdir?Zheng he Çin sarayına devşirme olarak getirilmiş bir çocuktur.Zekası sayesinde sivrilmiş ve Çin İmparatoru tarafından Donanmanın başına getirilmiş Müslüman Çinli bir Amiraldir.
Çin İmparatoru bu yıllarda Hint okyanusundaki etkinliğini sağlamak ve Çin’in gücünü dünyaya göstermek için 317 gemilik dev bir filo yaptırmış ve sefere göndermek için başına en sadık adamı Amiral Zheng He’yi getirdi.Filo o kadar büyüktü ki dünya 2. Dünya savaşına dek  o denli büyük bir filo görmemişti.
Zheng He’nin filosu muazzam büyük gemilerden oluşuyordu.Dayanıklı gemilerde toplamda 27870 mürettebatla beraber çeşitli hediyeler ve tehcizat vardı. Gemiler bugün ki uçak gemileriyle aynı görevi yapıyor yapıları nerdeyse birbirine benziyordu.
Yani bu gemiler dünyayı dolaşacak kapasitede ve donanımdaydı.Resmi tarihe göre bu donanma sadece liman ziyaretleri yapmış ülkelerarası alışverişte bulunmuş ve Hint okyanusundaki korsanları temizlemiştir.Peki dahası?
Tüm dünyayı dolaşmış ve haritalandırdığı varsayılmaktadır.Bugünki ABD’nin California kıyılarını keşfetmiş olup Avusturalya’yı ziyaret etmiş ve haritalandırmıştır.İddi ya göre Avustralyayı keşfeden James Cook’ta Zheng He’nin haritalarından olduğu söylenir.Aynı haritaları Magellan da kullanmıştır.
1428 yılına ait bu yerleri gösteren Çin haritaları bulunmuştur.Asya da bulunan ve keşfedildiğinde Amerikada da olan Asya tavuğu,mısır,patates,Hindistancevizi iddilara kaynaktır.Ayrıca Yapılan araştırmalarda da Kızılderililer ve Çinliler arasında DNA benzerlikleri bulunmuştur.Ayrıca California ve Los Angeles’te Çinlilere ait iskeletleri ve denizde Çin gemilerine ait kalıntılar bulunmuştur.
Her ne kadar Batılı kaynaklar bu iddiaları 17. Yüzyılda Amerikaya yaşanan büyük Çinli göçüne dayandırsa da bugün yapılan araştırmalar Amerika Kıtasını Zheng He’nin keşfettiğidir.Hatta Bugün ABD Kongre kütüphanesinde KubİLAY KAAN dönemine ait bugün ki Amerika kıtasını gösteren bir harita vardır ve Zheng He bu haritadaki boylam yalnışlıklarını düzeltip Amerika’yı keşfetmiştir.

Bugün gösteriyor ki Batı kendini üstün göstermeye çalışsa da gerçekler tarih yoluyla açığa çıkmaya başlamıştır.

2 Şubat 2015 Pazartesi

Tarihin En Kanlı Diktatörü ADOLF HİTLER


Tarihin en fazla kan döken ve 2. dünya savaşını başlatan aynı zamanda en çok konuşulan diktatörüdür.Etkileri ve akımları hala devam etmekte olup içerdiği gizem ve sırlarıyla en popüler olmuş devlet adamıdır Adolf HİTLER.
     Avusturya doğumlu olup


(Doğum :Braunau am İnn 1889 – Ölüm: Berlin 1945)Babasını hiç sevmezdi.ok acı dolu ve ezik bir çocukluk geçirdi.Ortaokuldayken tarih öğretmeninin etkisiyle Alman milliyetçiliğine yöneldi. 1907’de Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nin sınavlarına iki kez katıldıysa da başarılı olamadı.Ressam olmayı çok istiyordu. Viyana’da kaldığı süre içinde bir yandan da siyasal konferans ve toplantılara katıldı. İlgi duyduğu Pan-Germen Nasyonalist Parti ve Hristiyan Sosyal Partisi’nin Antisemitik eğilimleri nedeniyle, Yahudilere karşı içinde nefret geliştirmeye başladı. 1913’te Münih’e gitti. Askere çağırıldıysa da Salzburg’da yapılan muayenede çürüğe ayrıldığı için Avusturya Ordusu’na alınmadı. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla (Ağustos 1914), gönüllü olarak onbaşı rütbesiyle Alman Ordusu’na katıldı. Asker arkadaşlarına göre üstlerine itaatkar sessiz ve sanatla ilgilenen bir askerdi.1916’da bacağından yaralanınca Berlin ve Münih’te kaldı. Savaştan sonra bir süre tutsak kampında çalıştı.Yıllar boyu acıyı ve ezikliği içinde biriktirmiş kinci bir kişiliği vardı,Öfkesi birikiyordu.Daha sonra siyasete atılınca en büyük ve etkileyici özelliğini keşfetti ….. HİTABET


1919 ‘da Yahudi karşıtı Alman İşçi partisinin 55. Üyesi olarak çalışmalara başladı.İlk konuşmalarını 50 kişi dinledi ,daha sonra bu 100 oldu sonraki konuşmalarında coştukça coştu ve kitlesi her geçen gün katlandı ve parti başkanı oldu.Şu an bile en kuvvetli hitabete ve konuşma yeteneğine sahip lider olduğu söylenir.Bu hırsı ve nefretiyle partinin başkanı oldu ve partinin ismini Nasyonel Sosyalist Alman işçi Partisi kısaca NAZİ partisi olarak değiştirdi.


Kendisini yeterince güçlü görünce amatör bir darbe girişiminde bulundu ve hapse girdi.Hapiste Kavgam isimli kitabını yazdı.Hapisten çıkınca meşru olarak seçimlere partisiyle girdi ve 1932 ‘de zaferle seçimleri kazandı.


1933 te başbakanlığa atanan Hitler cumhurbaşkanının ölümüyle meydanı boş bulan Hitler,en önemlisi mecliste çıkan yangın(kendisinin meclisi yakıp suçu muhalefete attığı söylenir)olmak üzere bir düzine şaibeli propoganda ile mutlak tüm yetkiyi elinde toplar.

        

İlk icraatları Versay anlaşmasını yok sayması , Almanya’yı hızla silahlandırması, diğer ülkelere boyuna tehditler yağdırmasıdır.


1938’de Avusturyayı topraklarına kattı. Tüm Dünya bunu izledi ama kabus yeni başlıyordu.Aynı yıl ekimde bu kez Almanların çoğunlukta olduğu Çekoslovakya’nın Südet Bölgesi’ni işgal ederek Almanya’ya bağladı. 1939 Mart’ında, Çekoslovakya’nın tümünü işgal etti.Ağustos 1939’da SSCB ile bir saldırmazlık paktı imzaladı. Stalin bu antlaşmaya çok güvendi ama ne büyük hata yaptığını Almanlar Moskova'ya dayanınca anlayacaktı.


1 Eylül’de Polonya’ya girdi. Bunu Fransa ve İngiltere’nin Almanya’ya, savaş ilan etmesi izledi (3 Eylül 1939). Hitler Alman Orduları’nın yönetimini doğrudan üstlenerek Norveç’i işgal etti (Nisan 1940), Danimarka’ya girdi. Mayıs 1940’ta Hollanda, Belçika, Haziran 1940’ta Fransa’yı teslim aldı.Almanların savaş doktrini Blitzkrieg ile bu ülkeleri alması uzun sürmedi.Aynı yıl İtalya ve Japonya ile Üçlü İttifak’ı kurdu. 1941’de Afrika ve Balkan saldırılarım başlattı. Nisan 1941’de Yugoslavya, ardından Yunanistan’a girdi. Haziran 1941’de bu kez SSCB’ye saldırdı. Aralık 1941’de ABD’ye de savaş ilan etti. Savaşın Başkenti sayılan Stalingrad da yenildi ve geri çekilmeye başladı .(Ocak 1943) Kuzey Afrika Müttefiklerin eline geçti. İtalya, Almanya’ya savaş ilan etti (Ekim 1943). 1944 Haziran’ında, Müttefikler Normandiya’ya çıktılar. Bu arada generaller savaşı sona erdirmek için Hitler’e başarısız bir darbe girişiminde bulundular. Savaşı yitirdiğini anlayan Hitler, tüm endüstri kuruluşlarının ve üretim alanlarının yok edilmesini emrettiyse de, buyruğu yerine getirilmedi (Mart 1945). Nisan 1945’te SSCB ve ABD birlikleri Berlin’e girerken, Hitler, bir gün önce evlendiği metresi Eva Braun ile birlikte yaşamına son verdi (30 Nisan 1945).






Öne Çıkanlar


İktidarı süresince 17 suikast girişiminden kurtuldu.


-Volkswagenin tosbağa modeline şekil veren kendisidir.


-Safkan ırk kavramı nazilerin takıntısıydı.Bu amaçla Almanların Alman olmayanlarla özelikle Yahudilerle evlenmesi yasaklandı.Görüntüyü bozduğu gerekçesiyle özürlülere ötenazi programı hazırlandı.


-Naziler ve işbirlikçileri bu uğurda 6 milyonu Yahudi olmak üzere toplamda 11 milyon insanı öldürdü.


-Hitler hiçbirzaman toplama kaplarını ziyaret etmedi ve soykırım hakkında konuşmadı.


-Hakkında pek çok film çekildi,oyunlar kitaplar yazıldı.


-Kara büyüyle uğraştığı, yaptırdığı deneyler, Ölmediğine dair pek çok söylentiyle popüler tarihin en konuşulan malzemesi olmuştur.



-En ilgincide 1938 ve 1939 da Nobel Barış Ödülüne aday gösterildi.