işkence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
işkence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2015 Pazartesi

Modern Dünyanın İlk Soykırımcısı Kral 2. Leopold



Belçika kralı 2. Leopold(1865-1909) Afrika Kongosuna yaptıklarını da Adolf Hitlerin sahneye çıkacağı güne kadar acımasızlığın 1 numaralı temsilcisi olarak kalmıştır.

Kongo Belçika'nın sömürgesi ülke konumundaydı. Kral Leopold gizlice gönderdiği heyetle Kongo'daki kabile şeflerini kandırarak Kongo topraklarını parça parça satın almıştıDaha sonra uluslararası bir konferansta bu tapuları göstererek kendisine karar çıkarmış ve Avrupa devletleri Kongo'yu Kral Leopold'ın özel mülkü olarak tescillenmişlerdi.Bu topraklar üzerinde yaşayan 20 milyon Afrikalının o zamanlar efendisi Kral Leopold olmuştu.
 1880 ve 90 ların itibaren yeni otomobil endüstrisi ve bisiklet endüstrisi lastik yapımında kullanılan kauçuğu su gibi, oksijen gibi arıyor ve çok muhtaçlardı.Kral Leopold'un Kongo'su dünyanın bir numaralı kauçuk üreticisiydi.
Kral Leopold kısa zamanda nasıl büyük bir servetin üzerinde oturduğunu farketti ve çalışmalara başladı.20 yıl gibi kısa bir sürede Belçika'dan 8 kat daha büyük olan bu topraklarda adeta ülke devasa bir çalışma kampı na dönüştü.Ağır çalışma koşullarında ölenlerin sayısı arttıkça Kral Leopold cebine giren para daha çok artıyordu.Aynı dönemde ülkeye girip çıkan seyyahlar, misyonerler ve diğer Avrupalılar farklı kelimeler de de olsa aynı dehşet tablosunu resmediyor.Her yerde yeteri kadar hızlı çalışmayanlara ibret olsun diye cinsel organlarına asarak idam edilmiş çıplak bedenler,kesik vücudlar manzaralarını anlatıyorlardı.Joseph clark isimli misyoner, Kongo'da gördüklerini görmektense ölmeyi tercih ederdim demiştir.Hatta ingiliz fotoğrafçılar, çocuk yaştaki Afrikalıların kesik kol ve bacaklarını gösteren kan dondurucu kareleri  ülkelerinde taşımışlardı.
Kongoda ki Belçika askerlerinin her birine belirli sayıda kurşun verilmekteydi.Askerler kurşunlar boşa harcamadığını ispatlamak için öldürdükleri yerlilerin kesik ellerini getiriyorlardı.Bazense mermilerin boş gitmesi durumunda hayatta olan yerlerin ellerini keserek eksiklerini tamamlıyor.Kral Leopold  yıllar sonra Kongo'da yaptıklarını "bir hıristiyanın yapması gereken görevler" etiketiyle savunmuştur.
Başka bir olay ise Kral Leopold Kongoluları sıraya dizdi ve Afrikalılara  kollarını uzatmalarını  uzatmalarını askerlerine istemiş ve kollarını uzatan Kongoluları göstererek bunların ellerinin boyu niye birbirinden farklı diye generale sormuş.Ardından hepsinin aynı boya gelene kadar kesilmesini emrettiği söylenir.Daha sonra zencilerin kolları aynı hizada kesilir ve uygulama kol ve bacak kesme, uzuv kesme uygulaması Afrikada savaşlarda  cezalandırmak için gelenek arasına girmiştir.
Bir ülkenin kaderi bir parça kauçuk yüzünden perişan olmuş milyonlarca insan bir kauçuk parçası yüzünden işkenceler görmüş öldürülmüştür
Bu yaşananlar 1900 lerin başında ortaya çıkınca Avrupa devletleri Kral Leopold 'u eleştirmiş ve bir konsey toplayarak Kongo'yu Kral Leopold'ın özel mülkü olmaktan çıkarıp Kongoyu Belçika hükümetinin sömürgesi yani Belçika devletine sömürge olarak tayin etmiştir.Ardından Kongoya giren özel şirketler daha da acımasız usüller sergilemiştir.En ufaklarından biri borcunu ödeyemeyen yerlilerin Kadınlarını rehin almadın yasalarla belirlenmesi gibi...
 1960 da bağımsızlığını kazanan Kongo hâlâ iç savaşlar ve kıtlıkla mücadele etmekte olup ülkenin üstünden karabulutda hiç eksik olmamıştır.

Lakin Kral Leopold tüm bu vahşete ve insanlık suçlarının rağmen bırakın yargılanmayı Afrika'da medeniyet götüren  Avrupalı olarak saygı duyulmaktadır.Şimdi bir de kendisinden ulusal kahraman müthiş lider olarak söz edilmektedir.
Atalarımıza ve Türk milletine sürekli insanlık dersi veren ve bizi hor gören Avrupalıların atalarının yaptıklarının sadece bir kısmıdır Kral Leopold'ın yaptıkları.Bizim atalarımız ise asırlar boyu topraklarında yaşayan insanlara hiçbir şekilde zulüm etmemiş olup barış içinde yaşamışlardı.Şimdi size soruyorum asıl medeniyet ve insan hakları kimde ve bunun gerçekten temsilcisi biz miyiz onlar mı?

3 Mart 2015 Salı

Kamboçya Kasabı Pol Pot


1975-1979 yılları arasında komünist Kamboçya devrimi ne liderlik etmiş, ülkesinde yaklaşık 2 milyon dolayında insanı bu rejim sonucu hayatını kaybetmiştir.Kamboçya gibi küçük bir ülke göz önüne alındığında bu sayı yüzyılın en kanlı diktatörlüğünü göstermektedir.

Ülkesinin başına karabulut gibi çökecek olan Pol Pot Kamboçya'nın henüz Fransız sömürgesi olduğu yıllarda varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Adı Salath Sar dı. Fransız okullarında okuyup 1949 da Paris'e gitmiştir bu ülkede Fransız komünist partisi'ne sömürgecilik karşıtlığı söylemlerine nedeniyle girmek de tereddüt etmemiş ve Fransa'da küçük komünist hücrelerinde yasadışı toplantılara katılmış burada devrimciliği öğrenmeye çalışmıştır.
Kamboçya 1953 te Fransa'dan bağımsızlığını kazanınca Pol Pot ülkesi geri dönmüş ve öğretmenlik yapmaya başlamıştır.Burada yine komünist yasa dışı faaliyetlerde bulunan Pol Pot Kamboçya komünist partisi başına gelmeyi başarmıştır.Daha sonra polis korkusundan dolayı bir avuç arkadaşıyla Vietnam sınırına Vietnam askeri kampına sığınmıştır.2 yıl boyunca Vietnamlıların beslemesi gibi bu kamplarda yaşamıştır.
Çin'e giden Pol Pot burda Mao ile tanışmış ve komünist ideallerle dolup ülkesine geri dönmüştür. 1960 lardan itibaren Kamboç komünist partisi'nin silahlı kolu olarak kendini gösteren kızıl kımerler ile birlikte ülkenin ormanlık bölgelerinde gerilla hareketine başlamış.Bu arada ülkesinin komşusu Vietnamda Amerikalılar ile savaş vardı.Kamboç prensinin komünist söylemlere girmesi nedeniyle Amerika ülkede sağcı bir darbe yaptırıp yönetimi değiştirmesini sağladı.Bunun ardından prens ve Vietnamlılar Pol Pot ve kızıl kımerlere sınırsız destek sunmaya başladı.
Amerikalıların Vietnam ın yanı sıra Kamboç topraklarınıda bulunan komünist hedefleri de bombalamasıyla galeyana gelen Kamboçyalılar, kızıl kımerlere dere geçmeye başladı.
1975 te Pol Pot ve Kızıl kımerlerin başkenti işgaliyle iç savaş sona erdi ve demokratik Kamboçya adıyla yeni bir Rejim kuruldu, Pol Pot başkanına gelmişti
Başa gelen Pol Pot bir anda ülkeyi adeta kapattı ve ortaçağ döndürdü.Kendi ne göre muhteşem ütopyası yani halkın kendi kendini idare etmesi.Pirinç tarlaları da çalışan halk kendi pirincin üretecek, dışa bağımlı olmayacak ve bu şekilde kendi üretip kendi tüketecektir. Tabi ki evdeki hesap çarşıya uymadı ve kıtlık başladı.Dış dünyayla bağlantısı kesilen ülke insanoğlunun şahit olduğu en inanılması zor imha seferberliğine beşiklik ediyordu.Burjuva karşıtı olan Pol Pot ülkede modern ne varsa yakıp yıkmaya başladı.Buna arabalar dahil.Pol Pot un manyakça rejimi iktidara geldiğinde takvimi kendince sıfırlamış ve 1975 yılı sıfır olarak almıştır.Pol Pot un kafasındaki topluma dönüşebilmesi için Kamboçya da modern hayata dair ne varsa yerle bir edildi.Gözlük takanlar ve dil bilenler bile burjuvayı temsil ettikleri için hiç hunharca katledildi.
Pol pot 1976 da hazırladığı akıllara ziyan 4 yıllık kalkınma planı ile ülkenin tabutuna bir çivi dahi çaktı.Plana göre bir yıl içinde Kamboçya'da tarımsal üretim 3 e katlanacak ve bu gübre, iş makinesi ve modern tarım teknikleri olmadan yapılacaktı.Tabiki bu da tutmadı iç savaş yorgunu halk pirinç tarlalarındaki aşırı çalışma temposuna dayanamadı ve hatta doldurmak için kendi düşen pirinci bile üretim hanesine ekleyince kıtlık patladı.
Pol pot askerleri ise kıtlıkla boğuşan halktan ses çıkarmaye cüret edenleri  hain nitelendirip, akıl almaz işkenceler  uyguluyor, kurşun ziyan olmasın diye bu kişilere naylon torbalarda boğarak öldürüyordu.
S11 olarak bilinen işkence merkezinde kızıl kımerler rejiminin sapık düşünceleri ile sadece bu merkezde 15 binden fazla kişi akılalmaz tekniklerde öldürülmüştü.Burada genç kızların boğazı kesiliyor ve hangisinin ödeme ne kadar dayanabileceğini dair kronometre tutuluyordu.Başka bir teknikle ise karnından bıçaklanan insanları su dolu bir varile sokup ne kadar sürede öleceklerini gözlemlemekti. Insanlar sürekli fişleniyor ve acımasızca pirinç tarlalarında zorla çalıştırılıyordu.
Bu manyak rejimin işini bitiren ve Pol Pot un iktidardan gitmesini sağlayan şey yine Pol Pot un Vietnama olan düşmanlığı oldu.Vietnam lardan aşırı nefret eden Pol Pot bu ülkeye savaş açmak gafletinde bulunmuş.Vietnamın Kamboçya yı işgal etmesiyla kendi yanlıları ile birlikte ormanları kaçmış ve ormandaki kamplarda gerilla hareketlerinde bulmaya başlamıştır.Pol Pot tam 18 yıl hem uluslararası dengeler hem de Tayland askerlerinin korumasıyla korundu.Ormanda akıl hocalığı yapmaya devam etti.90 lardan itibaren dış desteği kaybolunca kızıl kımerler ve kendi komünist hareketi dağılmaya başladı binlerce gerilla batıya kaçtı.
Soğuk savaş bitince Bill Clinton Pol Pot meselesi için derhal halledilmesi emrini verince operasyon yakalanması için başladı.Fakat geç kalmışlardı 15 nisan 1998 de Pol Pot Amerikalıların kendisi için geldiğini radyodan duyunca aniden fenalaşarak öldü.
Bugün Pol Pot dönemine ait yaşanan ölümler kızıl kımerler kurbanlarından artakalanlar ülkenin başkentindeki soykırım müzesi'nde sergileniyor.Üst üste kafatası dağları şeklinde Pol Pot rejiminin yıkılması üzerinden onlarca yıl geçti fakat ölüm tarlaları olarak bilinen pirinç tarlaları nın altında hala cesetler ve kurukafalar çıkmaktadır.