kongo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kongo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Devrimlerin Sembolü Olan Doktor Devrimci Ernesto Che Guevara


Arjantin marksist devrimci Ernesto Che Guevara (1928 1967) dünyaca ünlü devrimcidir.Doktor, devrimci, katil ve kahraman görülmüş, yakın tarihe damgasını vurmuş şahıslardan biridir.Orta sınıf bir ailenin oğlu olarak doğmuş, tıp fakültesini bitirmiştir.Öğrencilik yıllarında orta ve güney Amerika yı köşe bucak gezmiştir.
Gençliğinde marksizimle ilgilenen Che, Meksika da 1954 te Castro ile tanışınca Kübalı liderin diktatör Batista ile yaptığı mücadeleye katıldı.
İkisi Küba devrimi'nin de başarılı olmuş ve hareketin önemli isimleri olmuştur.Castro ile birlikte Küba'yı Amerika'dan temizleyip komünist rejim kuran Che Guevara, önce Küba ulusal bankası'nın başkanı ardından sanayi bakanı olmuştur.Küba devleti adına dünyayı gezmiş, Cemal Abdülnasır, Tito gibi pek çok liderle bir araya gelmiştir
Toprakların köylülere dağıtılmasında ve sanayinin millileştirilmesi ne önemli rol oynamıştır.
Kurdukları komünist rejim yaptıkları devrim ile dağlarda yaptığı hesapların çarşıda uymadığını görmüşletdir kısa zamanda.Bir yandan Amerikan ambargosu, diğer yandan başarısız olan reformlar Kübayı sıkıntıya sokmuştur.Che ve diğer kübalı liderlerin arası bu durumdan limonu olmuş, zaten siyasetten resmi dünyasından sıkılan Che, aktif devrimcilik günlerini özlediğini sık sık dile getirmiş, başka ülkelerdeki devrimci hareketlere destek vermek istediğini söylediği bu günlerden birinde Castro Arjantinli yoldaşının alıp başını gittiğini açıklamıştır.
Che, Kongo'da birkaç ay burada takılıp gerilla savaşı veren isyancı güçlere yardım etti ve eğitti.Ancak gayretleri boşa çıkınca gizlice Küba'ya dönmüş ardından Bolivya'ya geçmiştir. Kongo daki günlerini hayatımın en büyük başarısızlığı olarak görüyorum şeklinde nitelendiren Che, Afrika'da başarısızlığının sebeplerini günlüklerinde sıralanmıştır.Bolivya'da hükümete karşı mücadele veren isyancıların safına katılan Che, burada Amerikalıların zaten sevmediği kominist isyancılar ve bir de üstüne Che Guevara'nın gerillaları desteklediğini duyunca Bolivya hükümetine inanılmaz yardım yapmıştır.Che Guevara 9 kasım 1967 de Bolivya'da yakalanarak infaz edildi ve cesedi gizli bir yere görülmüştür.1997 de cesedinden arta kalanlar Küba'ya götürülmüş ve orada tekrar gömülmüştür.
Che Guevara'yı tarihin en yakın tarihin en önemli simalarından biri yapmasına sebep olan
faktörlerden biri de foto muhabiri Alberto Korda tarafından bir anma töreninde çekilen bu fotoğrafı olmuştur.Bu fotoğrafın tişörtlerden, dövmelere,şapkalardan, posterlere, hatta bikinilere kadar kullanılmadığı yer kalmamıştır.İronik bir şekilde Che'nin nefret ettiği tüketim kültürüne fotoğrafı ile hizmet etmiştir. Popüler bir insana dönüşen fotoğrafını çeken ve fotoğrafın alakasız ürünler üzerine basılmasını istemeyen Korda 2000 yılında ünlü rus içki markası Smrnoff'a dava açmış ve kazandığı 50 bin dolarlık tazminatı Küba sağlık sistemine bağışlamıştır.
Che Guevara doktorluk yaptığı yıllarda özellikle cüzzam üzerine kafa yormuş, iki kere evlenmiş, 5 çocuk babasıdır.İdamın dan sonra iki eli kesilmiş, parmak izi doğrulaması için Arjantin'e gönderilmiştir.Tarihe Küba için verdiği mücadele ile geçse de hiçbir zaman Küba vatandaşı olmamıştır.Anavatanı Arjantin'de Maradona'dan sonra en popüler isimdir.

10 Mart 2015 Salı

Mobutu Sese Seko Havalı Diktatör


Kongo'nun Leopold döneminde çektiklerini daha önce yazmıştım.Ama onun ölümüyle Kongo'da bulunanların derdi bitmemiş, derdin yeni adı Mobutu olmuştur.
Diğer Afrika sömürgeleri gibi Kongo da 1960 da bağımsızlığını kazanan  Lumumba başbakan, Mobutu da genelkurmay başkanı oldu.
Bazı kabileler Lumumba başbakanlığına itiraz edince anarşi patladı.Ülkedeki Belçikalılar kaçtı.Daha sonra ortalık karışınca Lumumba Birleşmiş milletler'den yardım istedi BM yardıma karşılık taleplerini iletince kabul etmeyen başbakan yönünü Sovyetler birliği'ne çevirince Washington ve Brüksel deki ler Lumumba nın üzerini çizerek genelkurmay başkanı olan Mobutu ya askeri darbe yaptırarak ülkenin başına getirdi.Buna rağmen ülkede iç savaş devam etti ve bu arada 1961 de Lumumba bir suikasta kurban gitti.Olaydan 40 yıl sonra işin içinde Belçikanın ve Cıa olduğu ortaya çıktı.
Mobutu kısa zamanda tek parti yönetimi ne geçti kongo nun başına diktatör oldu. İlk başlarda ekonomiyi biraz toplayan Mobutu ülkenin ismini Zaire olarak değiştirdi. Batıl inançları olan ve medyumlardan yardım alan ayrıca batıda efendilerinden nefret eden bir diktatördü.Mao gibi ülkede ki eskiye dair ne varsa yıktırdı ve ülkeyi tek tip haline getirdi.Mobutu dış politika söz konusu olduğunda nabza göre şerbet veren bir diktatör, ayrıca parayı çok seviyordu.Ülkedeki yabancı yatırımların millileştiren Mobutu döneminde yolsuzluk bir anda patladı.Mobutu'nun yurtdışındaki bankalara yığdırdığı servet iddiaya göre 5 milyar dolar civarındaydı.

Batıda abiler bütün bunlar olurken ona hiçbir şey demiyorlardı.Tabiki tek sermayesi komünizm karşıtı olan Mobutu nun sırtını sıvazlıyorlardı. Tam bir solcu düşmanı olan diktatör Angola daki sağcı milislere sağladığı yardımlar batıda abi abilerinden aferin aldırıyordu.Ülkede ise kendi parasına para katıyordu.
70 lerin en ses getiren spor organizasyonlarından birine imza atmıştı. Muhammed Ali ve George Foreman'ın Zaire'de 30 kasım 1974 te yaptıkları maçtır.Diktatörün Zaire'nin imajını parlatacak düşündüğü ve bu maçın ülkesinde yapılması için her iki sporcuya 5 er milyon dolar ödediği ortaya çıkmıştı.

Aşırılıkları bununla da bitmiyor.Ülkede annesinin adına milyon dolarlık hastane yaptırmış, bu hastaneye ülkenin gelirinin yarısını harcamıştı.
Mobutu yönetimde kaldığı yıllar boyunca halkına zulm etmiş halkın parasını hesabına geçirmiştir.Sonunda keser döner sap döner hesabı devran döndü ve soğuk savaş bitti.Mabutu'nun da son kullanma tarihi geçti.Birdenbire batıda abiler ne kadar zalim ve barbar olduğunu keşfetti.Batı'nın bu tarz diktatörlere ihtiyacı kalmayınca yaptığı gibi adeta onu çöpe attılar.Ülke ekonomisi yerlerde sürünüyordu.Öyle ki 1994 te enflasyon yüzde 9800 gibi akıl almaz bir seviyeye ulaşmıştır.Mobutu aynı yıl kariyerinin en aptalca hatasını yaparak Ruanda'daki soykırımın baş aktörlerinden olan hutu militanlarının Zairenin doğusunda konuşlanmasına izin verdi.Ülkenin doğusu adeta atış poligonuna dönmüştü.Bu noktadan Uganda ya saldırılar düzenleniyordu.Bölgedeki gerginlik artınca Ruanda ve Uganda devlet başkanları Mobutu yu devre dışı bırakmak için komünist gerillalardan kurulu Che Guevara ile birlikte savaşmış askerlerle Zaire ye operasyon düzenledi ve buna Angola'da katılınca Mobutunun beceriksiz ordusu perişan oldu.1997 yılında Mobutu ülkeden kaçarak Fas'ta bir kaç ay içinde öldü.31 buçuk yıl süren iktidarında kendi halkına zulüm etmekten ve diğer Afrika ülkelerindeki komünist güçlerle savaşmaktan başka bir şey yapmamış olan Mobutu, fırsat buldukça da ülkesinin kasasını tırtıklamıştır.


9 Mart 2015 Pazartesi

Modern Dünyanın İlk Soykırımcısı Kral 2. Leopold



Belçika kralı 2. Leopold(1865-1909) Afrika Kongosuna yaptıklarını da Adolf Hitlerin sahneye çıkacağı güne kadar acımasızlığın 1 numaralı temsilcisi olarak kalmıştır.

Kongo Belçika'nın sömürgesi ülke konumundaydı. Kral Leopold gizlice gönderdiği heyetle Kongo'daki kabile şeflerini kandırarak Kongo topraklarını parça parça satın almıştıDaha sonra uluslararası bir konferansta bu tapuları göstererek kendisine karar çıkarmış ve Avrupa devletleri Kongo'yu Kral Leopold'ın özel mülkü olarak tescillenmişlerdi.Bu topraklar üzerinde yaşayan 20 milyon Afrikalının o zamanlar efendisi Kral Leopold olmuştu.
 1880 ve 90 ların itibaren yeni otomobil endüstrisi ve bisiklet endüstrisi lastik yapımında kullanılan kauçuğu su gibi, oksijen gibi arıyor ve çok muhtaçlardı.Kral Leopold'un Kongo'su dünyanın bir numaralı kauçuk üreticisiydi.
Kral Leopold kısa zamanda nasıl büyük bir servetin üzerinde oturduğunu farketti ve çalışmalara başladı.20 yıl gibi kısa bir sürede Belçika'dan 8 kat daha büyük olan bu topraklarda adeta ülke devasa bir çalışma kampı na dönüştü.Ağır çalışma koşullarında ölenlerin sayısı arttıkça Kral Leopold cebine giren para daha çok artıyordu.Aynı dönemde ülkeye girip çıkan seyyahlar, misyonerler ve diğer Avrupalılar farklı kelimeler de de olsa aynı dehşet tablosunu resmediyor.Her yerde yeteri kadar hızlı çalışmayanlara ibret olsun diye cinsel organlarına asarak idam edilmiş çıplak bedenler,kesik vücudlar manzaralarını anlatıyorlardı.Joseph clark isimli misyoner, Kongo'da gördüklerini görmektense ölmeyi tercih ederdim demiştir.Hatta ingiliz fotoğrafçılar, çocuk yaştaki Afrikalıların kesik kol ve bacaklarını gösteren kan dondurucu kareleri  ülkelerinde taşımışlardı.
Kongoda ki Belçika askerlerinin her birine belirli sayıda kurşun verilmekteydi.Askerler kurşunlar boşa harcamadığını ispatlamak için öldürdükleri yerlilerin kesik ellerini getiriyorlardı.Bazense mermilerin boş gitmesi durumunda hayatta olan yerlerin ellerini keserek eksiklerini tamamlıyor.Kral Leopold  yıllar sonra Kongo'da yaptıklarını "bir hıristiyanın yapması gereken görevler" etiketiyle savunmuştur.
Başka bir olay ise Kral Leopold Kongoluları sıraya dizdi ve Afrikalılara  kollarını uzatmalarını  uzatmalarını askerlerine istemiş ve kollarını uzatan Kongoluları göstererek bunların ellerinin boyu niye birbirinden farklı diye generale sormuş.Ardından hepsinin aynı boya gelene kadar kesilmesini emrettiği söylenir.Daha sonra zencilerin kolları aynı hizada kesilir ve uygulama kol ve bacak kesme, uzuv kesme uygulaması Afrikada savaşlarda  cezalandırmak için gelenek arasına girmiştir.
Bir ülkenin kaderi bir parça kauçuk yüzünden perişan olmuş milyonlarca insan bir kauçuk parçası yüzünden işkenceler görmüş öldürülmüştür
Bu yaşananlar 1900 lerin başında ortaya çıkınca Avrupa devletleri Kral Leopold 'u eleştirmiş ve bir konsey toplayarak Kongo'yu Kral Leopold'ın özel mülkü olmaktan çıkarıp Kongoyu Belçika hükümetinin sömürgesi yani Belçika devletine sömürge olarak tayin etmiştir.Ardından Kongoya giren özel şirketler daha da acımasız usüller sergilemiştir.En ufaklarından biri borcunu ödeyemeyen yerlilerin Kadınlarını rehin almadın yasalarla belirlenmesi gibi...
 1960 da bağımsızlığını kazanan Kongo hâlâ iç savaşlar ve kıtlıkla mücadele etmekte olup ülkenin üstünden karabulutda hiç eksik olmamıştır.

Lakin Kral Leopold tüm bu vahşete ve insanlık suçlarının rağmen bırakın yargılanmayı Afrika'da medeniyet götüren  Avrupalı olarak saygı duyulmaktadır.Şimdi bir de kendisinden ulusal kahraman müthiş lider olarak söz edilmektedir.
Atalarımıza ve Türk milletine sürekli insanlık dersi veren ve bizi hor gören Avrupalıların atalarının yaptıklarının sadece bir kısmıdır Kral Leopold'ın yaptıkları.Bizim atalarımız ise asırlar boyu topraklarında yaşayan insanlara hiçbir şekilde zulüm etmemiş olup barış içinde yaşamışlardı.Şimdi size soruyorum asıl medeniyet ve insan hakları kimde ve bunun gerçekten temsilcisi biz miyiz onlar mı?