insan hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2015 Pazartesi

Martin Luther King Hayali Gerçek Oldu


Yaptığı konuşma yirminci yüzyıla damgasını vuran Martin Luther King öyle bir konuşma yaptı ki o günden sonra Amerika için artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı.Tarihe bir hayalim var " I have a Dream"  konuşması ile geçen Dr Martin Luther King, hem en sağlam hatiplerden biri olduğunu,
hem de tek insanın eşitlik için verdiği mücadelenin ne kadar önemli olabileceğini göstermiştir.
Amerikalı siyahlar için verdiği eşitlik mücadelesi ile kitleleri peşinden sürükleyen King, insan hakları mücadelesi, kendisi gibi siyah olan Rosa Parks isimli cesur yürek bir kadının otobüste beyazlara ayrılan yere oturması, tutuklanma pahasına da olsa yerinden kalkmamak ile başlamıştır.Bu olayın ardından siyah Amerikalıların Alabama daki belediye otobüslerinin boykot etmesi ile patlak veren grevler ile direnişin en önde gelen simalarından biri olan King, küstah ırkçı beyazların kafasına indirilebilecek en sağlam balyozu bulmakta gecikmedi "konuşma"

19 50 li yıllarda Amerika'da ırk ayrımcılığı hat safhadaydı.Beyazlar ve siyahlar aynı okula gidemiyor, her yerde beyazlara mahsustur yazan tabelalar bulunuyordu. Bu tabi bu bizim tarihimiz açısından gülünç gelebilir çünkü biz Türk milleti olarak, asırlarca halkların dayanışma içerisinde yaşadığı bir toplum olduğumuz için bu ırk ayrımcılığı meselesini empati yapamıyoruz.Ama insan hakları alanında bize öğütler veren Avrupa ve Amerika bundan daha 50 yıl öncesine kadar bile ırk ayrımcılığının en üst düzeyde yapmakta ve hala etkileri devam etmektedir.
Martin luther King şiddete mesafeli sivil itaatsizlik silahlarından kullandı ve bunu beğendi. Ghandi'den öğrenmişti ve siyahları örgütleyerek diklenmeden dik durmanın en güzel örneklerinden birini göstererek düşmanlarına daha çok ümitsizliğe sevk ettiğini ve etrafındaki sempati halkasını genişlettini farkediyor, ateşli eşitlik nutuklarıyla etrafındaki çemberi genişleten ve taraftarını arttıran King, siyahların ayrımcılık yapıldığı Jim Crow yasalarına savaş açmıştı.Gettolarda yaptığı çalışmalarda Amerikan kamuoyunu zencilerin yaşadığı çileli hayatı çekmeyi başardı
King'in en büyük hayallerimden biri de kendilerine yapılan haksızlıklara karşı ülkedeki siyahlara tazminat ödenmesiydi.Temel olarak "bu ülke bizim yani kölelerin bedava iş gücü sayesinde bugünkü süper güç statüsünü kazandı ve bunun karşılığını bizler ödemeli bu Amerika" diyordu.Tüm bu çileli özgürlük mücadelesini taçlandıran sa 1963 te ki o meşhur Washington konuşması oldu.King'in bir hayalim var başlıklı özgürlük manifestosunu dinlemek için başkentteki Lincoln anıtı civarında çoğunluğu siyah olan bir milyon Amerikalı, eşitlik, özgürlük ve çalışma hakkı için sarsılmaz bir irade sergiliyordu.
Martin luther King yeter söz siyahlar ındır demişti ve o günden sonra bu ırk ayrımcılığı yavaş yavaş azalmaya başladı.Günümüze kadar etkileri devam etmektedir hatta Obamanın başkan olmadıda bu etkiler arasındadır.
Martin luther King'in böyle sevilmesini cezasız kalmayacaktır.Nereden geldiği belli olmayan bir mermi sonucu suikaste kurban gitti.Ölüm ile ilgili küçük çaplı bir hırsız tutuklansa da aynı J.F.K.gibi onunda ölümü komplo teorilerini güçlendirmektedir.Ölümünün üzerindeki sır perdesi hala tam olarak kaldırılamamıştır.
Tarihin en etkili savaş karşıtı konuşmalarından biri de onun tarafından yapılmıştır.1967 de ki yaptığı Vietnam savaşına karşı konuşması birçok ismi ve kurumu öfkelendirmişti.Kendisi gibi siyah hakları savunucusu müslüman lider Malcolm X ile tanışmalarına rağmen King, Malcolm X'in aksine sonuna dek şiddetten uzak direniş yönteminde ısrarcı oldu. Ayrıca Time dergisine tarafından yüzyılın adamı seçilen Martin Luther Kong, Nobel barış ödülüne layık görülmüştür.

26 Mart 2015 Perşembe

Irkçılığa Sonuna Kadar Direndi Nelson Mandela


Güney Afrikanın lideri Nelson Mandela, ömrü boyunca ırkçı Avrupalılara karşı mücadele etmiş ve sonunda direnerek kazanmıştır.İdealleri uğruna yıllarca cezaevinde yatan, işkence gören Nelson Mandela asla pes etmemiştir.

Güney Afrika'nın mahalle kabilelerinden biri olan Tembu ların liderinin çocuğu olarak doğan Mandela, kabile kültürü içinde yetişti.Fakat buna rağmen iki ayrı üniversiteyi bitirecek kadar idealistti.Hukuk okuduğu yıllarda Gandi gibi ırk ayrımcılığı ve adaletsizlikten illallah etmiştir çünkü güney Afrika'da tek bir gerçek vardı beyaz san insansın, siyahsan sen yoksun....
Yaşadığı dünyaya duyarlı olan her insan gibi Nelson Mandela da 1944 te bu böyle gitmez dedi ve paçaları sıvadı.Ayrımcı rejime karşı Apartheid rejimine karşı mücadele eden Afrika Ulusal Konseyi saflarına katıldı.Ülkesinde bulunan çok az sayıdaki nitelikli simadan biri olmasının yanı sıra davaya olan inancıyla konseyin parlayan yıldızlardan biri oldu.Ancak bu yükselmeyi fark eden beyazlar, hak arayışlarına da set çekmekle gecikmedi.Mandela başta olmak üzere konseyin diğer ateşli liderleri vatana ihanet suçundan kodese tıktı.1956 da hapse giren Nelson Mandela hapisten ancak 5 yıl sonra çıkacaktı.Çıktığında Afrika ulusal konseyi yasaklanmıştı.Konsey yasaklanınca Mandela ırkçı rejime karşı silahlı mücadele çağrısında bulundu .Ulusun mızrağı isimli örgüt de böyle de olmuştu.Afrika ülkelerinde eğitim alan gerillalar sabotaj eylemlerine girişti.Batı rejimi 1963 te tekrar Mandela'yı hapse tıktı ancak bu kez mahkeme ırkçı rejimin tam anlamıyla uluslararası projektörlerin odağına yerleştirildi.Uluslararası baskılara dayanamayan mahkeme önce idam kararı verdi ardından baskılara dayanamayarak Nelson Mandela'yı ömür boyu hapse ceza verdi.
Mandela'nın hapis hayatı başlamıştı.1964 ten 1981 yılına dek hayatını Robben adası hapishanesindeki bir hücrede geçirdi.Sağlam girenin ölü çıkacağını kesin gözüyle bakılan bu yerde Mandela arkadaşlık sayesinde ayakta durdu.Diğer siyasi tutuklular tutuklularla kurduğu bağla hayata dört elle sarıldı ve düzenli spor yaparak ve sürekli okuyarak hapishaneyi ücretsiz hayat akademisine çevirdi.
Batılı özellikle İngilizler Mandela'nın unutulacağını sandı fakat evdeki hesap çarşıya uymadı.Mandela'nın ünü gün gittikçe artmaya başladı.Her geçen gün dünyanın sinirini daha çok bozan bu rejim ırkçı rejime karşı Mandela'nın serbest bırakılmasına dönük yönelik baskılar arttı.Güney Afrikalı beyaz liderler her sabah uyandıklarında bu sebepten dolayı yeni bir ülkenin kendilerine ambargo uyguladığını ve ilişkiyi kestiğini görüyordu.80 lerin ortasından itibaren hem Nelson Mandela el altından görüşmeye başladı.Bu reJim defalarca Mandela 'ya şartlı hürriyet önerdiler ama kabul etmedi Nelson Mandela.
Mandela sonunda 11 şubat 1990 da serbest bırakıldı.Mandela'nın serbest bırakılması aynı zamanda rejimin resmen de olmazsa sembolik olarak sonunun geldiğine işaret ediyordu.Daha ilk anda olumlu açıklamalar yapan Mandela nisan 1994 te yapılan ilk serbest ve adil seçimlerin ardından halkın oyunun yüzde 65 ini alarak Güney Afrika'nın ilk devlet başkanı oluyordu.
Kötüleşen sağlık durumundan dolayı 1999 da emekliye ayrılan Mandela daha sonra çok sayıda Afrikalının AIDS yüzünden ölmesine karşı yürüttüğü kampanyalarda mücadelesine farklı kulvarlarda sürdürmüş fakat daha sonra ölmüştür.

Güney Afrikadaki ilk siyah hukuk bürosunu açan Mandela başlangıçta gerçek ismini farklı olduğu fakat ingilizce öğretmenlerinden biri nin ona Nelson adını verdiğini, maraton uğraştığını 250 den fazla ödüle layık görülerek bu alanda rekor kıran biri olduğunu görmekteyiz.Kendi tabiriyle en büyük başarısızlık AIDS'in Güney Afrika da yayılmasına engel olamamak olduğunu söylemiştir.
Ayrıca çok ilginç bir not 1994 yılına kadar bundan 20 yıl önceye kadar Nelson Mandela'nın devirdiği Aparhaid rejim sayesinde siyahlar ve beyazlar aynı otobüse binmeye başladı.Yani bu şu demek oluyor, 1994 e kadar Güney Afrika'da siyahların ve beyazların aynı otobüse binmesi yasaktır.Bu modern batının ne kadar modern  olduğunu bize gösteriyor.Bize insan hakları dersi veren batı daha yakın tarihimize kadar insanlara değer vermeyen bir anlayışa sahiptir.