istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2015 Cuma

Konstantin



Dünya daha çok onu büyük Konstantin olarak tanınmıştır.(272-337) Konstantin, 306 dan 337 ye dek görkemli Roma imparatorluğunun dümenini elinde tutmuştur.Bugün İstanbul olarak bildiğimiz şehri kurdurtmuş, ölümünün ardından şehri onun adı verilmiştir. Naissos'da yani bugün Sırbistan'nın Nis kentinde doğmuştur.22 mayıs 337 de İzmit'te vefat etmiştir.Konstantin bu şekilde diğer Roma imparatorluğundan onu farklı kılan şey hıristiyanlığı kabul eden ilk Romalı devlet adamı olmasıdır.İşin özeti bu günkü hıristiyanlığı bu seviyelere getiren Kostantindir.Hristiyanlığın küresel bir din olması nın önünü açmıştır.

Roma imparatorluğu o dönemlerde İngiltere'den arap çöllerine dek uzanan bi imparatorluktu.Konstantin dindar bir imparatordur ama düşmanların canına ot tıkamak konusunda üstüne yoktur.İmparator Maximusve Licinius su iç savaşlarda yenmiş, dış savaşlarda ise cermen kavmi vizigotların ve ortadoğu kökenli sarmatları yenmiştir.Kendisinden önceki imparatorların söz geçiremediği Dacia (balkanların Romanya bölgesi) tekrar hakimiyeti altına almış ve farklı güç merkezlerine bölünmüş imparatorluğu birleştirerek dosta düşmana keskin dişlerini göstermiştir.
330 yılında eski balıkçı yunan kolonisini yeni imparatorluğa ikamet yapacak ölümünün ardından konstantinopolis adını alan bu şehir tarih içerisinde görkemli yolculuğu sırasında önce imparatorluk başkentinden sonunda İstanbul'a dönüşecektir.Konstantinin hristiyan oluşu Milvian köprüsü yakınlarında Roma tahta için mücadele ederken gökyüzünde beliren bir haç işareti de kendisine işte bu işaretle zafer kazanacaksın şeklinde bir mesaj iletildiği öne sürülmüş ve ardından kazandığı zafer de haç'ın temsil ettiğini saflarına katılmıştır.İznik'te topladığı konseyleri katolik hristiyanlık temel ilkeleri kabul edildi yani ortada dolaşan inciller birleştirildi.
Bugünkü Sultanahmet ve civarı mevcut antik kimliğini Konstantin ne borçludur.İhanet tertiplerinden şüphe ettiği oğlunu ve karısını Kristina'yı öldürtmüş, karısını hamamda haşlamıştı.Hristian kiliseleri onun için aziz, onüçüncü havari gibi kutsal yakıştırmalar yapar.
Tahta oturmak için Kostantin, 20 yıl savaşmış, 31 yıl imparator olarak hüküm sürmüştür.Hristiyan olmadan önce Roma güneş tanrısı sola tapmış, askeri ve sivil otoriteyi keskin çizgilerle birbirinden ayrılmıştır.Hristiyan olmasına rağmen ölmeden kısa bir süre önce İzmit'te İzmit piskoposu tarafından vaftiz edilmiştir kilise tarafından aziz Kostantin olarak anılmaktadır.

23 Mart 2015 Pazartesi

En Büyük Türk Fatih Sultan Mehmet


30 Mart 1432 pazar günü o günlerde Osmanlı başkenti olan Edirne sarayda büyük bir sevinç yaşanıyordu.İkinci Murad'ın dördüncü oğlu dünyaya gelmişti.Bu çocuk Osmanlı 'yı devletten imparatorluğa yükseltecek, bir çağı kapatıp bir çağı başlatacak olan Fatih Sultan Mehmet'ti.

Sultan mehmet çocukluğunu, bahçesinde kılıç sallayarak koşturduğu sarayda geçirdikten sonra 11 yaşında geleneklere uygun olarak pişmesi için Amasya'ya yollandı.Burada özenle seçilmiş danışmanlarıyla vilayet yöneticiliği öğrenecekti.
Babası ikinci Murat batı ve haçlılara karşı saygısız sefer yapmış yanlız 1444 batılı güçlerin ikinci kez Osmanlı topraklarına girişine mani olamamıştı.İşte sultan Murat, Mehmet'i başkentte bırakarak düşmanla savaşmaya gitti.Karadeniz'deki Varnada Osmanlı ordusu batılıları bozguna uğrattı.Başkent Edirne'de zafer havası eserken sultan Murat süpriz bir kararla tahtı onunla bıraktığını açıkladı.Buna ozaman sultan Mehmet Konstantinopolis almayı kafasına koymuştu.
Bu herkesin bildiği mektup olayı bu devirde yaşandı.Yaklaşan düşmana karşı tahta olan sultan Mehmet daha tecrübesiz olduğunu biliyordu ve düşmana karşı babasının ordunun başında olması gerektiğini anlamıştı.Babası ise gelmek istemiyordu.Fakat sultan Mehmet'e mektupla" ben şuan padişah sultan Mehmet senin babaM olarak değil ülke adına vazife yapmak üzere çağırıyorum" diyerek ikinci Murad ı tekrar tahta başına geçmesi için çağırdı ve  ordu başardı.
Daha sonradan şubat 1451 de sultan Murat öldü ve bu kez  taht kati surette genç Memedin ellerinde kaldı.Tahta çıkış teamülleri bu dönemde net çizgide belli olmadığı için kardeşini tahta ortak olmasını istemeyen Mehmet onu boğdurdu.Kardeş katlini  vacip olduğunu bu dönemde tartışmalı da olsa Fatih Sultan Mehmet getirmiştir.

Sultan Mehmet'in başa çıkması batılılar tarafından avantaj olarak görüldü fakat yanıldıkları çok geçmeden ortaya çıkacaktı.Fatih Sultan Mehmet'in cihan imparatorluğu yapmak için uğraşı  doğu sınırındaki isyanı bastırmak için ter döktü.Ülke içindeki ayrık otlarını ayıklayınca ancak ortalık süt liman hale getiren Mehmet sonunda battı gözüne dikti.Hayallerini süsleyen görkemli Konstantinopol önünde yatıyordu.Hem onu alacak kumandanın bizzat peygamber'in övgüsüne mazhar olması hem de şehrin stratejik konumu sultan Mehmet in iştahını kabartıyordu.
Kollarını sıvayıp boğazı'nın Avrupa yakasındaki Karadeniz'den gelecek gemiler denetleyecek bir hisar yaptırdı.Bu da Konstantinopolis'e savaş ilan etmekten başka bir şey değildi.Bizans halkı paniğe kapıldı.6 nisan 1453 te döktürdüğü devasa toplanırken yardımı da hristiyanların doğudaki son görkemli kalesi'ni kuşattı.Fatih Sultan Mehmet Venedikliler ve Macarlarla mevcut anlaşmaları taze lemiş ve yardıma koşmaları konusunda kendini emine almıştı.29 mayıs'ta Kostantin'in şartları reddetmesi üzerine Osmanlı orduları asırlardır bir kimseye geçti vermeyen surları aşıp şehri aldı. Konstantinopolis alınması ile Bizans yıkıldı ve Roma imparatorluğu tarihe karıştı.Bu olay orta çağdan yeni çağa geçişimde sembolü olmuştur.Bir anda islam dünyasının en önemli ve en prestijli imparatorluklarından biri haline geldi Fatih Sultan Mehmet.Fethin ardından devasa bir imar hamlesine girişti ve yaptıklarıyla şehir o dönemde dünyanın en güzel şehri olmuştu.Çok dilli, dinli kültürlü ve her bir köşesi ustalık ve inşa edilmiş bir dünya başkenti önüne döndü İstanbul.
Daha sonradan Fatih Sultan Mehmet babasından miras kalan devlet sistemine Bizans idaresinin kadım gelenek ve kurumların da ekleyerek melez bir idare şekli ortaya çıkardı.İstanbul'u sağlama alınca Fatih Sultan Mehmet  1454 te tekrar kollarını sıvayarak Ege'deki adalar ve Balkan seferlerinin ne başladı.Ege adalarını alırken Moldova'yı haraca bağlamakla yetindi.

Fatih sultan Mehmet Belgrad yaralanmasının ardından bir yılı sarayda geçirdi.Ardından 1458 de tekrar sefere çıktı ve Osmanlı ordusu başında girdiği savaşta Atina yı, Yunanistan'ı fethetti.Durmadı Fatih Sultan Mehmet 1460 a geldiğinde tüm Sırbistan almış, Morayı da Osmanlı imparatorluğu sınırlarına dahil etmiştir.Batılıların Osmanlının yayılmasını engellemeye dönük çabaları yetersiz kalıyordu.Fatih Sultan Mehmet hayallerini arasında birde Karadeniz'e hakim olmak istemesi ve karadeniz'in Türk gölü haline getirmek istiyordu.Bu sebeple yola koyulan Fatih Sultan Mehmet Pontus Rum imparatorluğuna son vererek Amasra'ya Candaroğlu beyliği ne de son verdi.Sırayla 1475 da Kırımın fethi ile Karadeniz bir Türk gölü haline geldi.Bu sayede Karadeniz'deki Ceneviz üstünlüğü sona ermiş ve ipekyolu'nun tüm tüm denetimi Osmanlıların eline geçmişti.
Fatih Avrupa'ya doğru büyük bir sefere hazırlanıyordu hedefinde Venedik vardı.Mart 1463 da Osmanlıların Bosna'ya alması, Venedikleri korkuttu.Tam Venedik alınacakken bu sefer Karamanoğlu Beyliği Uzun Hasan, Osmanlı'ya savaş ilan etti.Perslerinde desteğini alan Uzun Hasan, Fatih'in başına bela olmak istiyordu.Tokat'ı alan uzun Hasan, batı Anadolu'ya dümen kırdı.Fatih Sultan Mehmet Erzincan ovasında uzun Hasan'ı yenerek bütün Anadolu'nun tartışmasız lideri olmuştu.
Her ne kadar Fatih Sultan Mehmet doğu meselesi ile uğraşsada akıncılar, Adriyatik denizi nin Doğu kısımlarını vurmaya devam ediyordu.Venediğin paçaları tutuşmuştu.Fatih Sultan Mehmet o kadar ustaca hamleler yapıyordu ki doğuya bakarken batıyı hesaplıyor, batıya bakarken doğuyu çekiğ çeviren bir imparatordur.Osmanlı güçleri Arnavutluk , eflak ve Macaristan vurmaya devam etmiş bu arada kan kardeşi olduğu söylenen.Bir zamanlar Osmanlının başına çok bela açmış olan ve Drakula efsanesi ile bilinen ikinci Vlad, Osmanlıların  deyimiyle kazıklı Voyvodayı yenerek başını kestirmiştir.
1476 da tekrar ordunun başına başına geçen Fatih Sultan Mehmet Arnavutluğun tamamını Osmanlı toprağını  haline getirdi.1479 da Venedikte barış yapıldı.Bu barış ile birlikte Venedik. Fatih Sultan Mehmet'e vergi ödemeye başladı.Fatih Sultan Mehmet  gözünü Venedik'in ötesine dikmişti.Osmanlı birlikleri  Otranto'ya çıktı.İtalya'nın çizmesini de Osmanlı askerleri yürüyor, bir yandan Romaya karşı akınlar yapılırken diğer yandan Mısır ve Suriye'ye karşı akınlar yapılıyor.Aynı zamanda Rodos kuşatılıyor ve Karadeniz Türk gölü haline getiriyordu.Bugünler için bile günümüz modern ordularının en büyük korkusu olan aynı anda birkaç farklı cephede savaş, o günlerin Osmanlısı için sıradan bir olay olup altından başarıyla kalktığı bir gerçeğe dönüşmüştü.
Imparatorluğu kat ve kat genişleten Fatih Sultan Mehmet bu kadar büyük başarılara rağmen sağlık durumu pek iyi değildi.Hayatı boyunca gut ve romatizmadan çeken Sultan 1 mayıs 1481 de doğu seferine çıkmaya hazırlanırken fenalaşarak hayatını kaybetti ve hala ölümü tartışmalar içermektedir.Zehirlenerek öldürüldüğünü söylentiler arasındadır.
Her ne kadar Fatih Sultan Mehmet dünya imparatorluğu hayalini gerçekleştiremeden ölse de arkasında fırlatılmaya bekleyen bir roket gibi bir imparatorluk bırakmıştı.Osmanlı etkisini doğudan güneye balkanlara hatta İtalyan yarımadasına dek iletmeyi başardı.Osmanlı, gerçek anlamda bir imparatorluk olmayı Fatih'in icraatları sonucu başarmıştır.
Babası sultan Murat ile başlayan ve Fatih Sultan Mehmetle devam eden topraklarını fethet kimliklerine değil şeklinde özetlenebilecek politika bu dönemde faaliyete geçti ve imparatorluk tarihi boyunca sürdürüldü.Osmanlı bu sayede batılılar gibi sömürgeci de aç gözlü değil gittiği yerlerin hakim din ve dil sınıfına empoze etmemiş, ani fetih ve yerleşme politikası uzak durmuş, daha pek çok mevcut yapıyı koruyarak kendi egemenliğini entegre etme yoluna gitmiştir.Bu sebepten yıllarca Osmanlının hüküm sürdüğü topraklarda hala ülkelerin gelenek ve görenekleri devam edebilmiştir.
Fatih İstanbul'u fethinin ardından kendisini  doğu Roma imparatorluğu'nun mesut varisi görmüş kayseri rum ünvanı benimsemiş, kendisini nihai hedef olarak Roma'yı seçmiştir.Roma imparatorluğu'nun müslüman bir imparatorun idaresi altına almaya çalıştığı herkes konusunda hemfikirdir.
Fatih'in tahta çıkana kadar Osmanlı tarihinde kelam mantık fıkıh önemli yer tutarken, onunla birlikte felsefi ve bilimsel dönüşümde gelişmeye başladı. ŞAHSİ olarak felsefede yakın ilişkide olan Fatih özellikle Aristo ve statik felsefede meşgul olduğu bilinir.Ayrıca iyi bir şair olduğu 30 kadar şairi maaşa bağladığı bilinmektedir.Ayrıca fatih'in 7 dil bildiği düşünülmekte olup Papanın Roma'yı almaya kararlı görünen Fatih Sultan Mehmet'e hristiyanlığı seç ve bana tabi ol, seni doğunun ve batının hakimi yapayım şeklinde mektup yazdığını biliyor muydunuz....
Fatih sultan mehmet tahta geçtiğinde 900 bin kilometre kare olan Osmanlı topraklarını 2 milyon 214 bin kilometrekare çıkarmıştır.Ölümünün ardından papa kutlama amacıyla 3 gün boyunca çanlar çaldırmış olup hristiyanların Kostantinopolis'in düşmesini dünyanın sonu olarak değerlendirdiğini ve Fatih Sultan Mehmet'i de deccal olarak gördüklerini biliyor muydunuz.İşte bu yüzden batının gerçek yüzünü daha bugünde görebiliriz.Batı Avrupa'nın küstahlığını Fatih Sultan Mehmet'in nasıl dize getirdiğini ve bugün bile hala Fatih Sultan Mehmet'in torunlarından batılıların ne kadar korktuğunu anlayabiliriz.Tarihini bilmeyen milletlerin başkaları tarih öğretir bu yüzden tarihimizi bilmeli ve ona göre atalarımıza saygı duymalıyız..............

24 Şubat 2015 Salı

Florence Nightingale Ölüm Meleği mi Yoksa Kahraman mı?


Floransa doğumlu zengin bir ailenin kızı olan Florence Nightingale Kırım savaşında şu anki şöhretini ve maneviyatını oluşturmuştur
Florence nightingale bugünkü modern hemşireliğin kurucusu olarak görülmektedir.Tanrı'nın kendisine verdiği haber ile(kendisi öyle demiştir.) Florans  İstanbul'daki Üsküdar İngiliz hastanesine çalışmak için gönüllü olarak girmiş şöhretin basamakları burada yükselmeye başlamıştır.

 Florence ingiliz hastanelerinin berbat durumda olduğu kamuoyunda yankılarını önce kendisi gibi kendine 38 yoldaş hanım bulup 34 yaşında Üsküdara yollanır İngiliz hastanelerindeki berbat tabloyu düzeltmek için elinde fener ve geceleri dolaşmaya başlar ve adı lambalı kadına çıkar.Tabi karanlık yönleri de yok değildir jamaika kökenli kendi gibi başka bir hemşire ile girdiği amansız zirve mücadelesi bilinmektedir.Ayrıca  kendi kilisesi'ne mensup olmayanları da nüfusunu kullanarak işten attırdığı bilinmektedi.
10 yıl kadar önce The İndependianted gazetesi İngiliz hükümetinin gizli belgelerine dayanarak yayınlanan haberinde iddiaya göre Florans naytingale tifo ve dizanteri gibi öldürücü olmayan hastalıklara uyguladığı yanlış tedavi ateş senin yüzünden 15 bin ingiliz askerini göz göre göre göre ölüme yolladığı söylenmektedir.Hatta o dönemde İstanbul'daki Robert koleji nin kurucularından Amerikalı misyoner rahip ve oğlu ingiliz hastanelerinde bu basit hastalıkları Naytingale 'nin ve rahibelerinin habersiz olmaları ve yanlış teşhis uygulamalar nedeniyle hergün hastanelerde 50 yada 60 kişinin öldüğünü english kongresine ihbar etmişlerdir.
Florans naytingale Üsküdarda hastaneyi düzeltmek birlikte yakaladığı şörhetle dediğim dedik biri olmuş.Hayatı boyunca böyle devam etmiştir.Hatta mikrop diye bir şeyin olduğunu kesinlikle kabul etmemiş böyle bir şeyin hastalık yapacağını inanmamıştır.
 Pastör gibi mikroplarla uğraşan bilim adamları bende isterim buluşlarından yıllar sonra bile mikrop diye bir şeyin olmadığını iddia etmiş temiz havanın herşeyin ilacı olduğunu düşünmüştür.Fakat bu temiz hava işine Hindistan'da uygulamaya kalkınca her şeyi berbat etti görülmektedir.Nedeni ise Üsküdarda güzel İstanbul temiz İstanbul havasında hastaneye havalandırarak hastanın iyileştiğini görmek ve aynı şeyi Hindistan'ın pis havasında oradaki hastanelerde denenmiştir yaralı askerler bu pis havadan enfeksiyon kapıp bu sebepten ölüme yollanmıştır.
Temiz havanın havalandırmanın sağlığa iyi geldiğini İstanbulda öğrenmesinin sebebi İngiltere'de her pencere başına vergi alınmasından dolayı evlerde pencere sayısının az olması ve bu sebepten hastalıkların çoğalmasıydı.
Sanıldığının aksine Florence bulaşıcı hastalıklar kanunu şiddetli muhalefet etmiş bazı kadınların doktorluk yapmasına ve komple kadınların doktorluk yapmasına karşı çıkmış o karizmasını kadın hakları ve kadınlara oy verilmesi gibi en ateşli tartışmalar da yer almamıştır.
Fakat her nedendir ki Florans Naytingale bu kadar ölüme sebep olsa da İngilizler tarafından her zaman kahraman ilan edilmiş şöhreti hala devam etmektedir. Üsküdar'da bulunan İngiliz mezarlığı o yılların korkunç özünü muhafaza eden sessiz bir işaret taşıdır bugün istanbul'da sakın bu mezarda sessiz sakinleri iyilik meleği Florans Naytingale'nin cahilce kadar derinden kararlarının kurbanlarından biri olmasın...........